ÇÖZÜM YETKİLİLERDE


ÇÖZÜM YETKİLİLERDE

 

Gazetede köşe yazarlığının en sevdiğim yanlarından biri yazdıklarım üzerine bazı dostların arayıp fikir beyan etmesi, ya da özelden mesaj atarak düşünce ve eleştirilerini paylaşması oluyor. Değişik partilere mensup  bu arkadaşlarımın tavsiye ve eleştirileri kırmayan, dökmeyen, fevkalade zarif bir üslupla olduğu için seviye de düşmüyor, kırgınlıklar da yaşanmıyor. Karşılıklı saygı ve sevgimiz sürekli oluyor.

Siyasetin de duayenlerinden olan bir dostum geçtiğimiz günlerde genel bir eleştiride bulundu. Ona göre sorunları dile getirirken çözüm önerileri de sunmalıymışım. Bunu yapan köşe yazarları varmış ve benim de öyle yapmam münasip olurmuş.

İlk bakışta doğru gibi geliyor değil mi?

***

Sevgili  okuyucu,  aslında sorunları tespit etmek de, onları çözmek de yönetici  konumunda olan kişilerin sorumluluğundadır. Ülkeyi ya da yaşadığımız kenti  yönetmek iddiasıyla seçilenler elbette ki sorunlara çözümler de getireceklerdir. Bunun için söz vermişler ve bunun için vatandaş tarafından kendilerine yetki verilmiştir.

“Eleştirmek kolay iş, çözüm getir de görelim…”

Neden kardeş? Neden ben çözüm getiriyorum ki? Oy isteyen ve alan sensin. O zaman çözüm de senin işin, kendi işini niye bana yıkmaya çalışıyorsun? 

Ben vatandaşım. Hizmetin en mükemmelinin hakkım olduğunu düşünür ve bunu talep ederim. Olmadıysa da sorumlu ve yetkili olan makamları uyarırım. Burada asıl benim sormam gerekiyor; sen ne diye yöneticilerimle benim arama giriyorsun? Sana bu hakkı kim verdi? 

***

Mesele çözüm önerisi sunmak değil elbette. Bir konuda birden çok çözüm yolu olabilir. Herkes de kendi düşündüğünün doğru olduğunu iddia eder. İnsanların hepsinin de bir konuda aynı  şekilde düşünmelerini isteyip bekleyemezsiniz. Bu bakımdan da “haydi çözüm öner de görelim” diye laf bastırmanın bir anlamı da yararı da yok. O türlü önerilerden illa ki istiyorsanız bir mahalle kahvesine uğrayın. Çeşit çeşit öneriyle sizi mutlu ederler.

“Karaborsacılara merhamet etmeyeceksin kardeşim. Hükümet meydanında elli  kişiyi sallandır, bak bir daha böyle şeyler yapan kalıyor mu?..”

“Kaçak inşaat yapanlar, ya da malzemeden çalanlar için ceza olmazsa yaparlar elbette. Sallandıracaksın…”

Bu türlü önerileri elbette çoğaltabiliriz. Elbette her suçta vatandaşı idamla cezalandırmak çok da adil görünmese bile vatandaşın asıl isteğinin suçun cezasız kalmaması olduğu açık bir şey. Eğer devlet mahkemeler yoluyla adaleti sağlamakta yeterli olamazsa  o  zaman vatandaş adalet özlemini  böyle abartarak ortaya koyar ki,  bu durum kin ve nefret duygularını da körüklediği için çok sakıncalıdır.

Burada araya bir laf daha sıkıştırayım. Biliyorsunuz, golf tesisleri suları izinsiz kullandı, belediyenin şebeke suyunu da kaçak olarak kullandı diye mahkemeye başvurmuştum.  Amacım elbette sorumluların infazı değil ama kamuya ait bir malı kaçak olarak kullananların bunun bedelini ödemeleriydi. Bir türlü dava açılamadı. Şimdi benden çözüm önerisi isteyen dostuma sesleniyorum. Bu kent insanı adına adliyeye gidip dilekçe vererek şikayetçi olduğum bu davanın açılmasını sağlayın. Çözüm bana göre yargının işlevini yapmasında.

Biz en iyisi yine gördüğümüz sorunları paylaşıp çözümünü  yetkililere bırakalım.

 

Bu makale 1077 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz