SÖKE'YE YAKIŞMIYOR


SÖKE’YE YAKIŞMIYOR

Söke nüfus yoğunluğu hızla artan şehirlerden.

Fakat ne yazık ki, bu nüfus yoğunluğunun artmasına paralel olarak büyüyen bir şehir değil.

Hızlı nüfus artışı doğal olarak beraberinde bazı sorunları da getiriyor.

Örneğin fotoğraflarda görülen çöp sorunu da bunlardan biri.

Çünkü artan nüfus yoğunluğu demek; artan tüketim, dolayısıyla da (atık) çöp demek.

Tek katlı binaların yıkılarak, yerine yapılan çok katlı binalar, Söke’nin pek çok cadde ve sokağının nüfus yükünü artırdı, artırmaya devam ediyor.

Daha önce 30 kişinin yaşadığı bir sokakta bugün sadece bir apartmanda daha fazla insan yaşıyor.

Ne çöp bidonları yetiyor, ne de belediyecilik hizmetleri.

Burada eleştirilecek şeylerden biri de çöp bidonlarının kapasite sorununun yanında, insanların duyarsızlığı.

Çöp bidonları boşken de benzer manzaralara şahit oluyoruz.

Çöp bidonlarının yanına, ağaç altlarına, caddelere, sokaklara, kaldırımlara atılan çöplere kayıtsız kalıyoruz.

Değişik coğrafya ve kültürden insanların yoğun olarak bir arada yaşadığı bizim gibi şehirlerdeki sorunlar, göç almayan diğer şehirlere göre farklılık gösteriyor.

İnsanlar kendi eğitim ve kültür birikimlerini taşındıkları şehre yansıtıyorlar.

Kimi, çok olumlu örnekler olarak karşımıza çıkıyor, şehrin büyümesine, gelişmesine, temiz kalmasına katkı sağlıyor. Kimi de tam tersine olumsuz bir şekilde her yere negatif örnekler olarak yansıyor.

Söke coğrafi konumu nedeniyle her zaman göç almaya müsait bir şehir.

Buna son dönemde eklenen sanayi tesisleri ve yüksek öğrenim kurumları da büyük ölçekte etki ediyor.

Söke’de kiralık ev bulmak şu aralar pek mümkün değil. Bulunan evler de fiyat açısından tartışılıyor.

Arz talep dengesinin bozulması nedeniyle bu durumun yaşanması kaçınılmazdı.

Yıllar önce bu konuları gündeme getirdiğimizde eleştiriliyor, gülüp geçiliyorduk. “Söke’de ev mi yok?” deniliyordu. Oysa o gün biz farklı şehirlerdeki rol modelleri inceliyor, oradan elde ettiğimiz bilgileri paylaşıyorduk.

“Ben demiştim” bir çözüm cümlesi olmadığına göre, bundan sonra neler yapılabilir onlara bakmak lazım.

Söke’nin irili ufaklı altyapı ve üstyapı sorunları olduğu bir gerçek.

Buna önümüzdeki yıllarda eklenecek sorunlar da mevcut.

Tarım kenti olan şehrimizde; İklim değişikliklerinin, küresel ısınmanın etkilerinin de ilçemizde daha görünür hale geleceği bugünden görülüyor.

Su sorunu başta olmak üzere, pek çok çözülmesi gereken sorun bizleri bekliyor.

Fakat orta ve büyük ölçekli sorunları bir yana bırakın, biz küçük, hatta çok küçük sorunları çözmek konusunda bile istekli değiliz.

Kaldırım işgallerini çözemediğimiz bir şehirde yaşıyoruz.

Örneğin, zincir marketler yük taşıma bahanesiyle kaldırımları uzun süre kapatıyorlar.

İnsanların sağlıklı olanları o engellerin üzerine basıp geçiyor, fakat yaşlı, engelli, hasta ve hamileler o engelleri aşamadıkları için, caddeye inip, hem trafiği, hem kendilerini tehlikeye atıyorlar.

Söke’nin hemen hemen her bölgesinde benzer kaldırım işgallerine rastlamak mümkün.

Otopark sorunu zaten yıllardır kanayan bir yana. Çözümü için her kafadan bir ses çıkıyor. Somut çözüm ortada yok.

Yaya kaldırımlarının yürünemez halde olduğunu herkes görüyor, görmezden geliyor.

Albayrak Caddesi’ne açılan köprübaşı üzerinde duraklar tehlike saçıyor.

Aynı köprü üzerinde mobese kameraları altındaki levhalar sürücünlerin görüş alanını kapatıyor kimse görmüyor.

Sokak hayvanları konusunda hem vatandaşlar, hem hayvanseverler tarafından yüzlerce şikayet var. Fakat konu havada asılı duruyor.

Söke’de çarşı içindeki tuvaletler ardı ardına yıkıldı. Vatandaş ve dışarıdan gelen turistlerin tuvalet sorununa kimse el atmıyor.

“1. Derece deprem kuşağındaki Söke için ne gibi önlemler alınıyor, hazırlıklar yapılıyor? Yapı stoğu sağlıklı mı?” diye mi soruyorsunuz. Biz önce kaldırımlar boyunca vatandaşın üzerine akan klima sularına bir tahliye hortumu bağlatalım, sonra orta ve büyük ölçekli sorunlara da sıra gelir.

 

Fotoğraflar : Zeki Kemiklioğlu

 

Bu makale 1413 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz