BU DÜNYA'DAN BİR ŞAİR OSMAN BAŞ GEÇTİ


BU DÜNYA’DAN BİR ŞAİR OSMAN BAŞ GEÇTİ

 

Geçenlerde bana posta ile gelen bir paket geldi. İki, üç ayda heyecanla beklediğim Kültür Çağlayanı görünce severek aldım, merakla açtım, keşke açmasaydım. Kültür Çağlayanı bana acı bir haberle gelmişti. Şair Osman Baş’ın vefat haberi vardı. Sevincim boğum boğum boğazımda kaldı, yüreğimi yaktı geçti. Hemen sizi aradım ve de inanın kendimi tutamadım ağlayıp, telefonu kapatmak zorunda kaldım… Son zamanlarda beni niye aramıyor, diye yakınmıştım. Meğer uçup gitmişti

Şu Koronavirüs’ten dolayı birçok dostlarımı yakınlarımı kaybettim.  Ankara’da kayınvalidemi ve İstanbul’da ailemizin büyüyü biricik varlığım ablamı Gülistan’ı kaybettik. Cenazelerine dahi gidemedim. Ağladım, ancak kadim dostum Osman BAŞ’ın vefatına ne kadar üzüldüğümü ifade edemem. Onun vefatı aniden oldu.  Haber vermeden uçtu gitti. Allah gani gani rahmet eylesin,  mekânı gül gülistan olsun. Başta ailesi olmak üzere tüm Kültür Çağlayanı yönetim kuruluna, şairlerine, yazarlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Yüce Mevla’m ailesine ve sevenlerine sabırlar versin.

Sevgili kadim dostum, arkadaşım ve meslektaşım şair-yazar Osman BAŞ ile birkaç kez görüşmek nasip olmuştu. Hatta bir ara Sizlerle ( Hayrettin İvgin), birlikte sizin çalışma ofisinde (Sayın Nail Tan Hocam da vardı), Kızılay’da, bir araya gelmiş, birlikte bir restoranda yemek yemiştik. Ankara’da Altındağ Belediyesi’nin himayesinde organize edilen “Hamamönü Söyleşileri” kapsamında tarihi Kabakçı Konağında akşam şiir gecesinde Âşık Şeref Taşlıova’yı anmak üzere bir araya gelmiştik. 17 Ekim 2015 günü akşamı Halk şairi Şeref Taşlıova için bir anma töreni hazırlamışlardı.  Bu törende Prof. Dr. Elçin İskenderzade, (Prof. Dr), Nail Tan, (Prof. Dr) Hayrettin İvgin, Vali Ayhan Nasuhbeyoğlu, Halk şairi Şeref Taşlıova'nın oğlu Mete Taşlıova ve Ankara Gazi Üniversitesinden bu grup öğrenci bu toplantıya katılmışlardı. Bu anma toplantısında konuşmalar yapıldı ve şiirler okundu. Yanılmıyorsam gecenin açılış konuşmasını şair Osman Baş yapmışlardı. Akıcı ve duru bir konuşması vardı.

Osman Baş’ın şiir olsun, deneme olsun yazılarını çok sever ve ilgi ile okurum. Denemeleri özellikle harikaydı. Pirinç içindeki ufak tefek taşları, yabancı otları seçer gibi yazılarında kullandığı kelimeleri de öylece dikkatle seçerdi. Kelimelerinde diken sulamazsınız. Bir yerde sözcük avcısıydı. Bir ara bana gelen Kültür Çağlayanı dergisinde “Yüreğim Gözyaşlarına Teslim “ başlıklı denemesinde giriş bölümünde aynen şöyle diyordu:

”Her yeni günümü eski günlerle bütünleştirip bir ömrün sayılı günlerini farklı, mutlu, mutsuz, istekli, isteksiz, zengin, fakir, uzun, kısa, ayrımı yapmadan sessizce yürüyorum. Yaşıyor, okuyor, tutuyor, alıyor, dahası ölümü biliyor, hissediyor bir gün mutlaka diyerek yaşananların tahlilini yapıyor her gün sayılı günlerimden birine misafir oluyorum. İkindi vaktinde yaşadığımı vücudumun, akşama doğru, yol almasında tenimin her köşesindeki değişim bilgi ve birikimimle gönül dostlarımın aramızdan ayrılışını izliyorum. Hasretle, gurbete akıntıların ötesinde hep türkülere ulaşıyorum. Yolun Sonu Görünüyor, Telli Turnam, Mihriban, Aynalı Kemer… Onlarca türkü beynimde şerit halinde hareket ediyor, dudaklarımda ses veriyor. Mustafa Yıldızdoğan’la “ Türkiye’me ulaşıyor. Har-ı Bülbül’ün dinleyiciyle buluşacağı günleri iple çekiyorum. Selamımı ulaştırmaya rüzgârların nefesini görüyor aldırmıyorum.  Gönül coğrafyam yüreğimdeki türkülerle yaşıyor, bütünleşiyor. (1) “Sonbaharın Ayak Sesleri“ başlıklı denemesinde yine ölümü hatırlıyor. “Şimdi kendi sonbaharıma gidiyorum. Etrafımda gülümseyen herkesi ve her şeyi avuçlarımda topluyorum. Kalbime safer yapan rüzgârlar aşka doğru rota yapıp, güneşe sefere çıkıyor. Her yağmur damlası ıslanışında dört mevsim oluyorum. Kimi zaman Kelkit’in sularında eriyor, akıntıya katılıyor, kimi zaman doğaya teslim oluyorum.  Yüreği titreyen yalnız adam, mutlu sona hazır, dua aşkıyla vuslat vaktine hazırlanıyor.”

 

Şair öğretmen “Yalnız Adam Sıra Sana Geliyor“ adlı şiirinde bakın ki neler yazıyor:

 

Ömrümün ölümlü günlerindeyim,

Önümde çınarlar tek tek gidiyor.

Önce annem, dedem, bir, iki dayım

Nene anam, babam, veda ediyor.

 

Günün rüzgârında candır yıkanan,

Yaprak yaprak düşer gönlü dağlanan

Dün canlıydı arkasından ağlanan

Zamanı gelenler, çekip gidiyor.

 

Dünya böyle işte, koştur koştur,

Ölüm başa gelince her şey boştur.

İmanlı insana kabir pek hoştur

Yalnız adam sıra sana geliyor. (2)

 

Ölümden söz eden ve ölümü bekleyen adam ne yazık ki sonbaharın son günlerinde birçok sevdiklerini, dostlarını geride bırakarak 21 Aralık 2020’ de hayata elveda ediyor…

Eğitimci, şair ve yazar Osman Baş yedi yıl önce ölümü hissediyor ve bekliyordu.  Birçok gönül dostlarını hatırlıyor. Bu gönül dostlarımızdan kimler gitmedi ki bu yalancı evrenden. İşte bunlardan bazıları:  Mehmet Çınarlı, İlhan Geçer, Arif Nihat Asya, Halide Nusret Zorlutuna, Niyazi Yıldırım Genç Osmanoğlu, Güzide Taranoğlu, Cahit Külebi, Gülten Akın, Halil Soyuer, Nurettin Özdemir, Şemsi Yastıman, İhsan Hınçer, İlkan San, Bekir Sıtkı Erdoğan, Enver Tunçalp, Necmettin Esin, Göktürk Mehmet Uytun, Gültekin Samanoğlu, Fikret Sezgin, Dr. Tahir Kutsi Makal, Mithat Makal, Prof. Dr. İsa Kayacan, Feyzi Halıcı, Mustafa Kemal Yılmaz, Neşet Ertaş, Özay Gönlüm, ,Ahmet Tufan Şentürk, Basri İmece, Mustafa Ceylan Mehmet Aydın ve yakında aramızdan ayrılan şair Ayhan İnal gibi şair ve yazarlarımız sanatımızın ve kültürümüzün altın sayfalarında Türk Edebiyatına onlarca eser kazandırmış bu sevdalı gönül dostlarımız birer köşe taşları idi. Yeri gelmişken cümlesini rahmetle ve saygıyla anıyorum. Mekânları cennet olsun.

Şair Osman Baş değerli şiir kitaplarından Har-ı Bülbül’e ne zaman kavuşacağım” diyordu. Bu kitabın birinci baskısı 2012 ve 2. Baskısı 2014’de yapılmış ve bu kitabı ünlü vatan şairimiz Orhan Şaik Gökyay adına düzenlenen Şiir Ödülüne layık görülmüştü.2017 yılında Azerbaycan’da ve Türk Dünyasında Yılın Kitabı ödülüne layık görülmüştü. Burada duygulanan şair Osman Baş bir sözünde: 2012 yılında “Orhan Şaik Gökyay Şiir Ödülü’ne,2017 yılında Azerbaycan’da“ Türk Dünyasında Yılın Kitabı Ödülü’ne layık görülmüştür. Azerbaycan’da ve Türkiye’de yazılı ve görsel basında“ Dünya hayatımda aldığım ve alacağım en büyük unvan budur” diyecek kadar duygularını bir şiirle ifade etmişti: 

 

Ey benim yüreğim!

Sen yalnızsın, ben sevdalı…

Benim sevdam senin yalnızlığını bitirmeli

Ve Ölümüne sevmeli ya ölüp

Bu dünyadan gitmeli. (3)

 

Eğitimci bir yazarın veya şairin ölümünden sonra bir yazı yazmak o kadar zor ki. Hele bu yazar Osman Baş ise… Osman Baş ile yaklaşık 25 yıldan bu yanı tanışıyorduk.  Zaman zaman sanat ve kültür etkinliklerinde bir araya geliyorduk. Osman Baş Tokatlı idi.  Sevdiğim şair Cahit Külebi’nin hemşerisi idi.  Sanat ve kültür bağlamında dolu dolu bir insandı. Hoş sohbet cana yakın bir insandı.  Tek kelimeyle has bir Anadolu çocuğu idi. Tokat’ta bir grup arkadaşı ile Bizim Kümbet (2005), Kümbet Altında (2009), dergisini çıkarıyorlardı. Sonradan bu Kümbet dergisi iki oldu.  Bir ara yine Tokatlı bir arkadaşına “Tokat’ta tek bir isim altında Kümbet dergisi çıksın “ dediğim de incir çekirdeğini doldurmayan nedenlerden bir araya gelmediler.  Ben de bu konuda başarılı olamadım… Her iki grupta da benim sanatçı dostlarım vardı ve şiirlerim, yazılarım da kümbetlerde çıkıyordu... Her neyse Şair Osman Baş ‘ta aramızdan kır atına binip uçup gitti. Yolu aydınlık olsun, mekânı cennet olsun…

 

Sanat, kültür haberlerini bizlere ileten Aydın - Nazilli’den Kerim Özbekler’ den bir duyuru aldım.  Şair Osman Baş, şehitlerimizle ilgili bir Antoloji hazırlayacağına dair haber veriyordu. Aslında ben rastgele antolojilere pek katılmak istemiyorum, ama Osman Baş deyince bu işin ciddi olduğuna inandım ve Osman Baş’ı aradım.

Ara sıra bilgisayar ortamında görüşüyordu. En son beni telefonla aradılar: Tarih Temmuz 1919. Aynen şöyle diyordu: “Kadirciyim, bir arkadaşımla birlikte Şehitlerimiz adına bir antoloji hazırlıyoruz,  senin de bu Antolojide yer almanızı istiyorum. Bize bir, iki şiir ve özgeçmişinizi gönderiniz” demişlerdi.  Ben de olur dedim ve iki şiir özgeçmişimle birlikte gönderdim. Daha sonra bir mektup kendisine yazıp gönderdim. 18 Mart 2019 tarihinde sevgili Osman Baş’a göndermiş olduğum mektubu aynen sunuyorum:

 

Söke 18 Mart 2019

Merhaba Osman Baş Bey,

Epey zamandır sizinle görüşmek kısmet olmadı.  Ancak kimi zaman sanat ve kültür dergilerinde imzanıza rastlıyorum. Başarınızı görünce çok da gurur duyuyorum. Ne var ki kitaplığımda sizinle ilgili hiç bir eseriniz de yoktur.  Ben de bir kitabınız olsa sizin için tanıdığım dostlar arasında bir yazı da yazardım. Çünkü Tanıdığım Dostlar üzerine bir kitap çalışmam da vardır. Her neyse… Sizi sevdiğimi bilesiniz…

Geçenlerde Aydınlı gazeteci Kerim Özbekler ’in köşesinde bir duyurunuzu okudum. Şehitlerimizle ilgili bir ANTOLOJİ hazırlayacağınızı duydum.  Bu güzel ve kalıcı, nitelikli bir çalışma olacak.  Örnek bir GÜLDESTE çıkaracağınıza eminim. Ben buna Antoloji demekten çok adının GÜLDESTE olmasını tavsiye ederim. Yine de takdir sizindir. Bu benim sadece bir görüşümdür. Bu Antoloji için şimdiden hayırlı olsun ve başarılar diliyorum.  Ben de naçizane iki şiirimle katılmak istiyorum. Maddi olarak hiçbir istekte bulunmam söz konusu değildir. İki şiirimi ve öz geçmişim ekte sunuyorum.

 

Selam ve saygılarımı iletiyor,  Kültür Çağlayanı’ na uğrarsanız aziz dostum Hayrettin İVGİN ve değerli Hocam Sayın Nail TAN Beylere selam ve saygılarımı iletmenizi dilerim.

Hoş ve esen kalınız efendim.

Abdülkadir Güler

 

NOT: Bu mektubumu sizlere el- yazı ve mavi kalemle yazmak isterdim. Ancak yazım pek rahat okunmadığı için bu şekilde yazmak zorunda kaldım. Lütfen hoş görmenizi dilmiyorum. Ama yine de mektup olsun da çamurdan olsun… Var mı mektup gibisi?

“Şehitlere Adanmış Şiirler Antolojisi” nde tanıdığım ve çeşitli sanat kültür dergilerinde şiirlerini okuduğum şairlerimizden bazılarını görüyorum. ”ŞEHİTLERE ADANMIŞ ŞİİRLER ANTOLOJİSİ” Kültür Çağlayanı dergisinin bir yayınıdır (No.405), Ankara 2020. Editörü: Prof. Dr. Celal Demir, Sahibi: Dünya Yazarlar ve Aydınlar Derneği adına, (Dr) Osman Baş, Kapak: Kültür Ajans, Dizgi- Mizanpaj Ayşe İkiz, 1. Baskı Eylül 2020-Ankara. Antolojide 99 şair ve 128 şiir bulunmaktadır. Kitap 202 sayfadan ibarettir. Aslında bu bir yazma konusudur. Tüm emeği geçenlere teşekkürler.  İlerde fırsat bulursam ayrıca bu antoloji için bir yazı yazmayı düşünüyorum.

Osman Baş,1959 yılında Tokat / Erbaa ‘da doğmuştu. Sivas Pamukpınar İlköğretmen Okulundan mezun oldu.(1976) bir süre öğretmenlik yaptık sonra Sivas Eğitim Enstitüsünü de bitirdi, Anadolu’nun değişik il ve ilçelerinde öğretmenlik yaptı.  Bu görevlerine sırasında Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimler Fakültesi Eğitim Yönetimi Teftişi Planlaması ve Ekonomisi Bölümünden mezun oldu (1994),Yüksek öğrenim sonra Tokat Milli Eğitim Müdürlüğünde İlköğretim Müfettişliği görevine atandı.  Bu görevi sırasında 2002-2003 yılları arasında T.C.  Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKKA) Bakü program Koordinatörü olarak görevinde bulundu. Bu arada Azerbaycan’da ve Türkiye’de yapmış olduğu sanat ve kültür çalışmalarından dolayı 15 Ağustos 2003 tarihinde VECTOR /  Beynelhalk  ELM merkezinin Elm şurası kararıyla “Fahri Doktor“ unvanı verildi. Dr. Osman Baş Türkiye'ye döndükten sonra Ankara Maarif Müfettişi olarak bir süre görev yaptıktan sonra 2017 ‘de emekliye ayrıldı. 

Şair ve yazar Osman Baş sanat ve kültür çalışmalarına 1976 ‘da başladı şiir, deneme ve diğer yazıları Türkiye'de Türk Edebiyatı, Çağrı, Erciyes, Güneysu, Kültür Çağlayanı, Tokat, Bizim Kümbet ve Kümbet Altında, Azerbaycan’da Dialog, Bayatı, Meshedi, Edebiyat, 525, Gazete, şark  ve Edalet gibi yayın organlarında yayınlandı. Ankara’da Anayurt gazetesinde de köşe yazarlığı da yapıyordu.

Eserlerinden bazılar, Şiir: Gök Bakışlı Gül Sözlüm (1996), Buğday Tenli Papatya (2001), Firuzan(2012 ),Deneme olarak: Nicesen Yaşımsan (2004), Vakit Vuslat Diyor (2016-2018),  Hey Onbeşli Onbeşli – Tokat Şiir Antolojisi- Emin Ulu ile (1998),Şehitlere Adanmış Şiir Antolojisi (Editör: Prof. Dr. Celal Demir (2020), Oyun olarak: Göç (yayınlanmadı). Osman Baş bu eserleriyle Türk edebiyatı ve Türk kültürüne hizmet etmiştir.  Bu özgün eserleriyle her zaman aramızda saygıyla ve sevgiyle anılacaktır.

(Kaynak: Kültür Çağlayanı / Nail TAN, S:66- Ocak- Şubat 2021)        

 

Kültür Çağlayanı bir vefa borcu bağlamında bir özel sayı hazırlamışlardır. İyi de etmişlerdir. Kültür Çağlayı Yıl:11, Sayı: 66, Ocak- Şubat 2021 ve 64 sayfadan ibarettir. 

Bu özel sayıda şair ve yazarlarımızın tümü Osman Baş’ın sanat ve kültür dünyamızdaki şiirini, yerini ve önemini akıcı yalın ve duru bir Türkçe ile anlatıyorlar. Ellerine, yüreklerine sağlık ve ömürlerine bereket diyorum. Bu özel sayıda Osman Baş’ı en acı bir dille anlatan muhterem eşi, hayat arkadaşı Ayşe Koçhisar Baş Hanımefendinin “ HELAL ET HAKKINI”  başlıklı yazısı oldu. Öyle ya, ateş düştüğü yeri daha çok yakıyor. Yazım bir hayli uzadı muhterem Ayşe Koçhisar Baş’ın bu değerli yazısından bir kaç cümleyi sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Osman Baş ile 13 yıl süren evliliğim boyunca hiç incitmedi kalbimi. Sosyal hayatın içinde sevilen, nerede ne yapacağını bilen memleket sevdalı beyim.

Her sabah:

Ayşe Hanım ben gidiyorum diye seslenirdi.

Ayşe Hanım, hakkını helal et” derdi, alnımdan da öperdi. Helalleşmeden evden çıkmazdı.

Misafirperver idi, köyüm der, bir işi yaparken de ciddiyet kimliği vardı. Sevendi, sevilendi. Selam vereni, arayıp soranı çok olduğu gibi oda kimin ne derdi varise ilgilenirdi.

Yalnızım diye çağırdığı tenhalarda yolculuğu son buldu. Dokundu gidişi, salgın imtihanımızda o hasta, ben hasta… Atlatamadı, veda edemedi sevdiklerine, yanında olamadık, hastanede ne halde idi. Son anlarında neler dedi, bilemiyoruz. Lakin  “yapayalnız gideceğim”   diyordu ve öyle de oldu.“ Memleketim” dedi, çekti toprak onu, son şiiri “ Ölüm Vuslattır” oldu.  Unutulmadı.  Tüm sevenleri sarıldı kalemlere kimi şiir, kimi hatıralarını yazdılar. Beyimi unutmadılar, gönüllerde İz bıraktığı sevdikleri, bacım, öğrencim, dostum, selam verenleri harflerce emanet ettiler beyimi. İsteğiydi unutulmamak ve hatırlanmak.

Helal olsun hakkım beyim!

Yolculuğun bahar olsun, gittiğin yerde yalnızlık olmasın imtihanın. Allah senden rahmetini esirgemesin, mekânın cennet olsun”.  (4)

Ben bu son cümleyi okurken inanın bir kez daha gözyaşlarımı tutamadım. (ruhlarına Fatihalar okudum)…            

Sevgili Osman BAŞ, bir denemesinde “ yalnızım” diyordu. Burada bir kez daha anladım ki Osman Baş yalnız değildir. Çok saygıdeğer ve çok vefalı arkadaşları, dostları varmış.  Buradan unutmadan yazayım ve bir dostane çağrıda bulunayım:  Eğitimci şair ve yazar tüm yaşamı boyunca Türk kültürüne ve Türk şiirine hizmet etmiştir,     memleketi olan Tokat'ın adını ta Azerbaycan’a kadar onurla duyurmuştur. Tokat Belediyesinden bir ricam: Osman Baş’ın adının bir kültür merkezine veya bir caddeye bir sokağa adının verilmesi hususunda olacaktır. Osman Baş’ın tüm şair ve yazarlarında benim bu görüşüme destek vermelerini bekliyorum.  

Son söz olarak, şair, yazar ve öğretmen Osman Baş,1959 doğumlu idi.  Daha yapacak çok işleri vardı.61 yaşında iken aramızdan ayrıldı. Ölümü her zaman hatırlayan insan nihayet Aşık Veysel’in sevdiği kara toprağa kavuştu, yolu aydınlık, mekânı cennet olsun. Başta ailesi olmak üzere, tüm şair-yazar dostlarına ve de sevenlerine başsağlığı diliyor ve sözlerimi “! Osman Baş’ın Ardından “ adlı şiirimle sözlerimi bağlamak istiyorum:                     

 

OSMAN BAŞ’IN ARDINDAN

 

Aziz dostum Osman Baş, ta Serhatlara baş oldun

En görkemli villalara başköşede taş oldun

 

Bir hatıra bağlamında kutlu köylere vardın

Gelinlere al yazması sevgi dolu kaş oldun

 

Anadolu’dan Hazara ve de Azerbaycan’a

Barış, sevgi yamacında âleme sırdaş oldun

 

Sen dünü, yarını bilen, vefalı bir dost idin

Sevgi dolu gönülden candan arkadaş oldun 

 

Vatan dedin, bayrak dedin yazıda ve şiirde

Anadolu’dan öte hem candan ülküdaş oldun

 

Ve aniden uçup gittin, kır atına binerek

Gönüllerde iz bıraktın örnek vatandaş oldun

 

                                                   

                                            Abdülkadir GÜLER

                                            21 Mart 2021 SÖKE 

 

1- Yüreğim Gözyaşlarına Teslim, Osman Baş, Kültür Çağlayanı, Yıl: 5, Sayı:27, Temmuz- Ağustos 2014 – Ankara

2- Osman Baş’ın Şiirlerinde Türk Dünyası, H. Kenan Çağlayan,  Kültür Çağlayarı, (Osman Baş Özel Sayısı ) Yıl:11,Sayı: 66, Ocak- Şubat 2021

3- Osman Baş, a,g.e.

4- Helal Et Hakkını / Ayşe Korkmaz Baş, a.g.e.

 

Bu makale 804 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz