söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



TÜRKİYE' DE ÇOK PARTİLİ HAYATA GEÇİŞİ HAZIRLAYAN ETKENLER!


TÜRKİYE’ DE ÇOK PARTİLİ HAYATA GEÇİŞİ HAZIRLAYAN ETKENLER!

 

Çok partili düzen, oy kaygısıyla hareket eden politikacıların gözünde ilk kez halk kitlelerini önemli kılacaktı. 

 

Türkiye Cumhuriyetinde çok Partili siyasal yaşam 1946 yılında başladı. Bu tarihten sonra O döneme kadar Türkiye’nin iktidar Partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin  yanısıra  muhalefet partilileri de kuruldular ve bu partiler, ilk kez,  birden çok partinin katıldığı 21 Temmuz 1946 seçimlerine katıldılar.

Türkiye’de çok partili siyasal yaşama geçiş konusunda, 1946 girişiminden önce de iki uygulama söz konusu olmuş, ama bunlar başarısızlıkla sonuçlanmıştı. CHP. nin yanısıra ilk kez 17 Kasım 1924 ‘te  “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası”, daha sonra da  12 Ağustos 1930’da “Serbest Cumhuriyet Fırkası” kurulmuş ancak her iki parti de kuruluşlarından kısa bir süre sonra kapatılmışlardı.

Çok partili siyasal sisteme geçişle ilgili gelişmeler, gerek iç gerekse dış koşulların  etkisiyle 1945 yılı sonlarına doğru yoğunlaştı. Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 19 Mayıs 1945’te yaptığı bir konuşmada, “Savaşın zorunlu kıldığı koşullar ortadan kalktıkça, ülkenin siyasal ve kültürel yaşamında demokresi ilkelerinin daha çok yer tutacağını” belirtti. İsmet İnönü, daha sonra 1 Kasım  1945’te  TBMM nin açılışında yaptığı konuşmada ise “Bizim tek eksiğimiz, hükümet partisinin karşısında bir parti bulunmamasıdır.” Diyecekti. Bu iki konuşma  kamuoyunda çok partili siyasal yaşama geçiş isteklerinin ilk belirtileri olarak yorumlanıyordu.

Öte yandan II. Dünya Savaşı’nın bitimine yakın başta ABD. olmak üzere  batılı devletlerde  ve bu devletlerin kamuoylarında demokratik olmayan yönetim biçimlerine karşı köklü bir tutum oluşmuştu. Bu tutum Batılı devletlerin dış politikalarına da yansıyordu. Bu tavrın gelişmesinde, savaşa faşist ve otoriter yönetimlerin yol açtığı düşüncesi etkili olmuştu. Bu anlayış savaş boyunca etkili olmuştu. Özellikle Üç büyükler olarak adlandırılan ABD, İngiltere ve Sovyetler Birliğince geliştirilmişti. İlk olarak 14 Ağustos 1944’ te Churchil ve Roosevelt tarafından açıklanan “Atlantik Bildirisi” nde, “her ulusun dilediği yönetim biçimini özgürce seçmesi uluslararası bir istek olarak belirtiliyordu. Bu bildirinin hemen ardından mihver devletlerine karşı savaşmakta olan 27 ülke Atlantik bildirisindeki ilkeleri benimsediklerini açıklamışlardı. 1945 yılında yapılan Malta Konferansında  ise Roosevelt,  Churchil ve Stalin 25 Nisan 1945’te San Francisco’da Birleşmiş Milletler Konferansının toplanmasını kararlaştırmışlardı. Öte yandan bu konferansta üzerinde önemle durulan konulardan biride Avrupa devletlerinin gelecekleriydi. İlke olarak devletlerin sorunlarını demokratik yöntemlerle çözmeleri ve her ulusun hükümet biçimini kendisinin seçme hakkı kabul edildi. San Francis co’da yapılacak Birleşmiş Milletler Konferansına  katılabilmek için 1 Mart 1945’e kadar Almanya ve Japonya’ya karşı savaş ilan etmek  ve Birleşmiş Milletler Bildirisini imzalamış olmak gerekliydi.

Türkiye II. Dünya Savaşına katılmamış ve Savaşan taraflarla ilişkilerini belirli bir denge siyaseti ile sürdürmüştü. Öte yandan Türkiye’nin bu dönemde izlediği  dış siyaset müttefikler arasında bir takım sebeplere yol açmıştı. Uluslar arası bu plandaki gelişmeler, karşısında Türkiye’nin demokresi ilkeleri ile bağdaşmayan tek partili bir sistemi uzun bir süre sürdüremiyeceği gerçeği ortaya çıkmıştı.

Artık Türkiye’nin de çok partili siyasal hayata geçme zamanı gelmiş mevcut Siyasi kültür olgunluğu ve koşulları oluşmuştu.

Türkiye ilk olarak 23 Şubat 1945’te Japonya ve Almanya’ya savaş ilan etti. Daha sonra 25 Nisan 1945’te de San Francisco’da  yapılan konferansa katıldı. Resmi adı “Uluslararası Örgütlenme hakkında Birleşmiş Milletler Konferansı” olan toplantıya katılan Türk heyeti üyeleri Türkiye’de Cumhuriyet rejiminin siyası açıdan kesinlikle modern demokresi yolunda ilerlediğini ve savaştan sonra Türkiye’de  her türlü demokratik akımın gelişmesine izin verileceğini belirttiler. Bu açıklama kamu oyunda demokresi yolunda atılan adımların ilki olarak nitelendi.

 

Bu makale 243 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz