söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



ÖĞRETMENLİK ANILARIM-17


Ensar Turgut TEKİN - ÖĞRETMENLİK ANILARIM-17

 

(HALİLO NASIL HALİL AĞA OLDU?)

 

Hıdırellez kutlamaları ikindiye kadar sürdü. Ortaköy Halkı yaşlı, genç ve çocuklar, doya doya hem yediler, hem eğlendiler. İkindiye doğru herkes köye döndü. Benim dikkatimi dereye aşağı akıp boşa giden bacak kalınlığındaki boşa akan su çekmişti. Bu suyu dereden yukarıya Halilo’ nun arazisine nasıl çıkarabilirdik?

Köy halkı piknik alanını terk ettikten sonra Halilo, Haydaro ve ben orada kalmıştık. Halilo’ya sordum:

-Bu pınarın suyundan hiç yararlanmayı düşünmedin mi? Halilo, Haydaro’yu göstererek:

-O işlerle Haydaro uğraştı. Ona sor, anlatsın: Ben daha ona sormadan Haydaro konuşmaya başladı:

-Toprak-Su Müdürlüğüne bir dilekçe yazıp verdik. Tunceli’den iki mühendis geldi. Yeri ve araziyi inceledikten sonra:

-Arazi çok güzel, bu derenin önüne bir set yapar, biriken suyu bir gölete dönüştürürsek, Bu arazi sulanabilir hale gelir. Ama ne var ki dere yatağı suyu tutmaz. Çeker ve yutar. Birkaç yıl bekleyin köye elektrik gelince buraya bir trafo koyar, baraj gölünden su alır ve araziyi sularız, dediler ve gittiler. Köye ne elektrik geldi ve nede arazimiz sulandı. Onlara:

-Ben, bu suyu bu araziye çıkarırım, deyince Halilo ve Haydaro yüzüme  bakmaya başladılar. Biraz şaşkındılar, neden sonra Halilo birden “Nasıl?” diye bağırdı. Onun bağırmasından sonra Haydaro’ da:

-Öğretmen, beni yine şaşırttın! Koca iki mühendisin yapamadığını sen nasıl yapacaksın? Cebimde her zaman taşıdığım şerit metreyi çıkardım, pınarın çıktığı yerle derenin araziye bitiştiği yerin yükseklik kodunu ölçtüm. İki metre bir düşüklük vardı. İki metre derinliğinde bir havuz yaparsak, havuzda biriken su arazi seviyesine çıkıyordu. Bize düşen iş, bir metre eninde, bir metre boyunda iki metre yüksekliğinde bir havuz yapmaktan ibaretti. Mühendislerin söylediği doğruydu. Gölet yapılırsa derenin kayalık ve taşlık arazisi suyu tutmazdı. Ama demirli, silkalı beton havuz yaparsak havuzda biriken su yükselir ve araziye akardı. Böylece hiçbir enerji kaynağına gerek kalmadan su araziye çıkardı. Durumu Halilo ile Haydaro’ya anlattımsa da onlar bunun nasıl olabileceğini kapalı kablarda suların nasıl yükselebildiği kuralını bilmedikleri için, anlattıklarıma pek inanmadılar. Öylece köye geldik. Onları bu konuya inandırmak için basit bir deney yaptım. Haydaro çok zeki bir insandı. Deney basit olmasına rağmen aklı yatmıştı. Halilo ise hala kuşkulu idi.

Pazar günü Pertek’e gittik, bir usta ile on torba çimento ve yeteri kadar demir ve silka alıp usta ile ortaköye geldik. Ertesi gün Değirmen Deresi Atma pınar mevkisine gittik. Ustaya yapılacak işi anlattım, usta çok iyi bir usta idi. Bize dedi ki:

-Onluk bir plastik boru daha gerek, dedi ve anlattı, pınarın suyu havuza boru ile kapalı gelirse havuzda ki su yükselir, dedi. Doğru söylüyordu. Boruyu da aldık, havuza su boru ile geliyordu. Hem öyle bir seviye oluştuki su tam arazi seviyesine çıktı. Bu iş bir hafta sürdü. Bundan sonra, arazinin dereden başlayarak sonuna kadar suyun akması için bir ark yaptık. Halilo ile Haydaro’nun keyfi yerinde idi. Onlara sordum:

-Ağalar, araziye hangi meyve ağaçları dikmek istersiniz? Onlar :

-Hem yaşı ve hem kurusu para eden kaysi tercihimizdir, diğerlerini ise sen seç, dediler. Erik, elma, armutta ekonomik meyveleri. Ceviz ile badem de para ediyordu. Malatya’ya gittik. 100 adet kaysı, 50 adet değişik türde erik, yine değişik türlerden 50 şer adet elma, armut ve 25 er adet ceviz ile badem fidanı alarak bir kamyona yükleyip, Pertek’e geldik. Pertek ile köy arasında ancak trektör  gidebilecek yol vardı. İki trektöre fidanları yükleyip köye geldik. Fidanları aldığımız fidanlık müdürü bize bir ziraat mühendisi ile Bir Ziraat teknisyeni fidanları dikmemize yardımcı olsun diye verdi Bu tarım uzmanlarının öğrettiği gibi fidan çukurları kazıldı. Yanık koyun gübresi kireç tozu ve kum karışımı bir toprak hazırlanarak fidanlar, çukurlara dikildi. Diplerine birer destekleyici kazıklar dikilerek, iplerle sallanmasın diye bağlandı. Ziraat Mühendisi ne zaman su vereceğimizi söyledi. Birde fidanların diplerine salatalık, domates, biber, patlıcan fideleri dikin. Ağaçlar sulanırken onlarda sulanır ve ek gelir sağlar, dedi. Mühendise Sordum:

-Mühendis Bey, Alt bölümde kalan araziye ne ekmemizi önerirsiniz? Deyince şunu söyledi:

-Buğday önerir dim, ama, buğday ekim sezonu değil, O zaman madem koyun besliyorsunuz arpa ve mısır öneriyorum. Koyun için arpa samanı ve mısır samanı çok besleyici bir besin kaynağıdır. Bunların samanlarına kırık arpa ve mısır yarması karıştırılıp, yedirilirse hem koyunlar ve hem de kuzular sağlıklı bir beslenme sağlamış olursunuz dedi.

   Böylece Değirmen Deresi projesinin birinci bölümü tamamlanmış oldu. Haydaro ve Halilo çok mutlu idiler. Bir akşamüzeri yanıma geldiler. Bana şunları söylediler:

-Öğretmen Bey, Artık biz sana inanıyoruz. Diğer araziyi ne ile işleyeceğiz? Onlara:

-Trektör alınacak, o kadar paranız var mı? Onlar:

-O kadar nakitimiz yok.  Ama elimizdeki  koyun ve sığırlarımızı satarak nakite çevirirsek, o zaman olur. Onlara Zirai Donatım Kurumunu anlattım. Onları götürüp, Zirai Donatım Kurumu Müdürü ile tanıştırdım. Dileklerini anlattım. Müdür:

-Madem bu kadar arazileri var, onlara beş taksitle birer traktör, birer römork, birer trektör pulluğu verelim. İlk taksidini peşin ödesinler, geri kalanı dört taksitte üç yıl ödesinler dedi. İlk taksitleri ödedik. Kayıtlarını yaptırdık. Müdürden bu işi hızlandırmasını rica ettik. On gün içinde trektörler geldi Kurum bize iki usta öğretici verdi. Haydaro’nun oğlu ile Halilo’nun oğlu trektör kullanmasını öğrendiler. Tarlaya da mısır ile arpa ektik. Dikilen meyve fidanlarının hepsi tuttu. Fidanların dibine diktiğimiz sebzeler yetişti. İşe yarayanları Pertek ve Tunceli’de sattılar. Köy halkınada bir miktar dağıtıldı. Geç ekmemize rağmen arpa ve mısır çok güzel yetişti. Mısır ile arpa bol miktarda yetişti. Bir miktarını çoğunlukla arpa ve mısır kırması yaparak, kış boyunca hayvanlara yedirdik. Bir miktarını ise satarak, trektörlerin ikinci ve üçüncü taksitlerini ödedik. İşte bundan sonra Köyün  Halilosu, Halilağası oldu. Yine aynı köyün Haydarosu ise Haydar ağası oldu. İkinci yılın ürünü ile de kalan son iki taksidi ödedik. Değirmen Dere’de iki büyük baş hayvan besianesi, iki koyun besianesi yaptık. Ben askere Öğretmen olarak ayrılıp Erzincan 59. Topçu Er Eğitim Tugayı okuma-Yazma okuluna gelirken Haydaro ve Halilo

Arkamdan ağlıyor, yalvarıyordular:

-Ne olur, askerlik bitince geri gel. Sen bizi Halilo ve Haydaro iken Halil Ağa ve Haydar Ağa yaptın diyorlardı. Böylece Dersim anılarım burada sona ererken diğer köylerde yaşadığım anılar daha var. Yararlı olacakları ilerde okuyucularım isterse anlatırım. 

Şimdilik başka yazılarımla buluşmak üzere hoşça kalın. Yararlı olursa ne mutlu bana…

 

 

Bu makale 198 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz