söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



GÖRÜNEN KÖY DE KILAVUZ İSTİYOR


GÖRÜNEN KÖY DE KILAVUZ İSTİYOR

 

Atalarımız her ne kadar “Görünen köy kılavuz istemez” diye veciz bir laf etmiş olsalar da, günümüzde bazen, hatta çoklukla görünen köyler için de kılavuz gerekiyor. Yıllardır bazı şeyler sürekli gözümüzün önünde olmasına rağmen görmeyişimizi ya da görmezden gelişimizi başka türlü açıklayamıyorum.

Bakınız ellili yılların sonlarında inşaatına başlanan Söke Çimento Fabrikası ihtilal nedeniyle yaşanan bir gecikme sonucu 1964 yılında üretime başlamış.  Fabrika ile Söke arası o zamanlar çoğunlukla incir bahçesiydi. İncir ağaçlarının yaprakları doğal rengi yerine çimento tozları nedeniyle bembeyaz görünürdü. Havalarda uçuşup bitki, hayvan, insan ayrımı yapmadan her yere konan o tozlar elbette ki insan sağlığı için büyük bir tehdit oluşturuyordu. 

Ama zarar bununla da kalmadı. Yıllar içinde toprağını aldığı dağda patlattığı dinamitler nedeniyle yeraltı suları yataklarından çekildiler. Binlerce yılda meydana gelmiş olan ve yaz kış akarak Sökeliler için bir mesire alanı oluşturan Şarlak kurudu. Üstelik binlerce hayvana ve de endemik bitkiye yurt olan dağ da giderek yok olmaya başladı. Kamyonlarla çekmek fabrika sahiplerini kesmeyince dağın taşını toprağını daha fazla çekebilmek için taşıyıcı bant bile kurdular.

Bu son derece zararlı yatırıma o zamanlarda hiç kimse karşı çıkmadığı, hatta alkış tuttuğu gibi günümüzde de ses çıkaran olmuyor. Siloları yıkılıp Söke’yi duman altı ettiler de, ses eden olmadı. Bütün bu zarar ve ziyanlar görmezden gelindi.

Ama henüz faaliyete başlamamış olan kağıt fabrikasının suyu tüketeceğini hemen de biliverdik…

***

Kuruluşu farklı bir hikaye olan, “çocuklarınıza iş, sizlere aş” denilerek vatandaşa tarlasını, bahçesini, evini damını sattırıp ortak edilen, hatta kefen paralarını bile bu fabrikaya yatırmalarını sağlayan SÖKTAŞ da ayrı bir krallık oldu. İsterlerse astılar, isterlerse kestiler. Kimse onları ve de çevreye verdikleri zararları sorgulamadı. Sırf istihdam sağlıyor diye görünenler görmezden, duyulanlar duymazdan gelindi. Sonunda Allah yüzümüze baktı, o alanı konut alanı yaparak rant elde etmek isteyen fabrika sahipleri üretimden vazgeçme kararı aldılar da çevreye zarar kendiliğinden sona eriyor. Bu fabrika için de ben hiç olumsuz bir eleştiri görmedim, duymadım.

Ama kağıt fabrikası üretime başlayınca suyu bitirecek diye hep beraber çığlıklar atılıyor.

***

Biraz Söke’nin dışına çıkalım. 

Bir doğa harikası olan ve Allah’ın bir lütfu olarak kabul edebileceğimiz Beşparmak (Latmos) Dağlarındaki ağaç katliamı her geçen gün artarak devam ediyor. Devasa fıstık çamlarıyla, zeytin ağaçlarıyla, türü tükenmekte olan endemik bitkilerle ve çok zengin hayvan popülasyonuyla gerçek bir doğal zenginlik olmanın ötesinde binlerce yıllık duvar yazılarıyla da bir tarih ve kültür hazinesi olan Latmos yok ediliyor.  Gözlerini para hırsı bürümüş olan maden şirketlerinin buralarda yaptıkları ağaç ve bitki katliamı uzaydan bile görülecek boyutlara ulaşmışken  insanlar ısrarla buralara sırtlarını dönüyorlar. Çevre dernekleri  bile yalancı gözyaşları dökerek “Latmos Milli Park Olsun” sloganı dışında kıllarını kıpırdatmıyorlar. Sanki oraları milli park olunca madenciler insafa gelecekler…

Ama hepsi birden kağıt fabrikasına kafayı takmışlar. Binlerce işçinin çalışacağı, ülkeye çok ciddi döviz tasarrufu sağlayan, her türlü dnetime açık ve çağdaş ülkelerde alınan bütün tedbirleri aldığını iddia ederek faaliyete başlayacağını duyuran bu fabrika için fetvayı veriyoruz:

“Suyu bitirecekler. Söke Ovası çöl olacak…”

Anlaşılan köy görünse de kılavuz gerekiyor ama kılavuzu kargalardan seçmemek önemli…

 

Bu makale 963 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz