söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



YAŞAR ÖRKELİ - BEKLERKEN - 1. bölüm


YAŞAR ÖRKELİ

 

BEKLERKEN - 1. bölüm

        

Ozan, Söke şehir parkının içinde bulunan Atatürk heykelinin yan taraflarına konmuş banklardan birinin üzerine oturarak bekleme başladı. Görüşme yerine randevu saatinden önce geldi; heyecan içindeydi. Lacivert takım elbiselerini giymiş, beyaz gömleğinin üzerine kırmızı kravatını takmıştı, kız arkadaşını beklemeye başladı. İçinden neler söyleceklerini tekrarlıyordu. Zaman bir türlü geçmek bilmiyor, bir sağa bir sola kısa adımlarla volta ataken bir taraftan kolundaki saate bakmaktan sıkılmıştı.

Ozan ”Demek, gelmeyeceksin Meral? Canın sağ olsun! Senden böyle birşey beklemiyordum. Yaptın yine  yapacağını diye içinden geçirdi.” Canı epeyce sıkılmaya başladı. Çünkü yarım saat olmuştu. Ayağının altında küçük taş vardı; sinirlendiğinden taşa tekme attı. 

Ozan: “Gelmiyorsan telefon et. Beni bu kadar bekletmeye hakkın yok? Beni beğenmemiş olabilirsin! Başka bir arkadaş bulabilirsin!” Diye söylenmeye devam etti. 

Başını kalırdı karşı tarafa baktı; şaşırdı! Kıza ilk önce Meral sandı. Yanıldığını anladı. Daha önce de görmüştü.” Yanılmıyorsam bu kızı üçüncü kez burada görmüştüm.” Dedi kendi kendine, fakat yine de şaşırdı! Kurşini renkte diz üstü etekli, beyaz bluz gömleğini güzelce giyinmiş, saçlarını kısa kestirmiş sarı saçlı bir genç kız oturuyordu. Meral gibi  giyindiğinden, o geldiğini sandı; heyecanlandı, kıza iyice bakınca, o olmadığını anladı. 

Geleceğinden ümidini kesmişti artık.” Her halde oturan kızda sevgilisini bekliyor,” diye geçirdi içinden. Banka tekrar oturdu, kıza daha dikkatli baktı. Kendi kendine konuşmaya başladı:-“Ben, nasıl sevgilimi bekliyorsam, belki o da sevgilisini bekliyor olmalı, ne tesadüf ikimizin ki de gelmedi, ne şanssızlık!”  

Kalktı, kızın yanına gitmeye karar verdi. Beni terslerse, ne derim?  Moralinin bozukluğundan tokat atarsa. Tacizci sanıp bağırıp yardım istemeye kalkarsa, benim durumum ne olur ? İçinde bir korku belirdi. Morali bozuldu. Aldığı eğitim gereği; yine güçlü olmam gerek diyerek:derin nefes alarak, kendini topladı, morali yerine geldi. 

Kabul ederse, belki teselli ederim. Şansımı denemiş olurum diyerek yanına yaklaştı. Kendinden emin, ancak  ürkek ve çekingen tavırla sesini yumuşatarak, nazik bir ifadeyle:- “Affedersiniz! Sizi burada üçüncü kez görüyorum,  sizde benim gibi arkadaşınızı mı bekliyorsunuz? Davranışımdan dolayı özür dilerim. Yarım saatten fazla bekliyorum, benim arkadaşım gelmedi! Demek ki sevgisi o kadarmış; aldanmışım! Sizin de beklediğiniz gelmedi galiba? ” Dedi. Kızın yüzüne baktı; yüzü ıslaktı, gözlerinden yaşlar  akıyordu, dayanamadı, cebinden kağıt  mendili çıkardı kıza verdi :-“Ne olur ağlamayın, ben, ağlayan bayanın göz yaşlarına dayanamıyorum, yoksa bende ağlarım, “dedi. Kız o anda akan gözyaşlarıyla oğlanın yüzüne baktı.                                                                                                                                             

Genç kız:-“O salak beni terk etti. Yeni sevgilisi  benden daha güzelmiş, onu tercih etti,” dedi ve tekrar hıçkırarak ağlamaya başladı. 

Ozan kızdan izin istedi:-“ Oturabilir miyim? Dedi. Yavaşça yanına oturdu ve cebinden çıkardığı mendili, kıza uzattı:-“Allah için ne olur ağlamayın, gerçekten ben çok üzülüyorum! Ben bayanların ağlamasına dayanamıyorum.”                                                          

Diyerek teselli etmeye başladı; “Belki bize kader bir oyun oynadı bilemeyiz, burada beklememiz tesadüf değildir. Arkadaşlarımızı  burada bekletmek için bizi burada  buluşturdu. Bilemeyiz! Arkadaşları olmazsa bunlar arkadaş olsun diye yönlendirdi. Ben böyle düşünmüştüm, sen ne düşünüyorsun? Dedi. Ümitle beklemeye başladı.

Kız:-“ Olabilir, ikimizinde beklediğimizin gelmemesi, tesadüf olabilir, siz de üzüntülüsünüz, buna rağmen beni teselli etmeye uğraşıyorsunuz, çok teşekkür ederim.” Dedi.

Ozan:- Kızmazsanız, size bir şey söylemek istiyorum. Ben size arkadaşlık teklif etsem, beklediğiniz arkadaşınız ben olabilirim, sakın yanlış anlamayın!  Kabul etmek mecburiyetinde değilsiniz,“ dedi. 

Kız başını kaldırdı, Ozan’ın yüzüne baktı, yeşil gözlerini görünce, içi bi tuhaf oldu; ağlama yerini sevince bırakır gibi oldu: üzülsün mü, sevinsin mi bilemedi. Kızın içinden sıcak birşeylerin aktığını hisetti. Sevgisi düşmüştü. Ne olursa olsun bu oğlan kaçırılmaz diye aklından geçirdi. Bir an için tereddüt etti. Murat’tan intikam almak duygusu ağır bastı: - “Neden olmasın, arkadaşlığınızı kabul ediyorum,” dedi. Bu çocukla gezerken, Murat  görürse kıskanır, hemende birini bulmuş diye düşünür. Kız, bende intikamımı almış olurum diye düşündü. Hemen elini uzattı . 

Kız:-Ben Tanem, tanıştığıma memnun oldum, bende ingilizce öğretmeniyim,eğer ileriki günlerde arkadaşlığımız gerçek  olursa, bundan sonra lütfen birbirimize bekletmeyelim, birbirimize kırmayalım, ileride aramızda bir sevgi oluşursa eğer birbirimize aldatmayalım, olur mu? Dedi.                                             

Oğlan:-Ben Ozan, astsubayım, seninle tanıştığıma memnun oldum.” Tokalaştılar. Birbirlerinin gözlerinin içine çekinerek bakıyorlardı. Birinin deniz mavisi diğerinin açık yeşil. Tanem’in aklından, “bundan daha yakışıklı birisini mi bulacağım” diye içinden geçirdi. 

Ozan’da  “Güzel kız, deniz mavisi gözleri bir ömre bedel. Sarışın, kumral saçlı tam aradığım kız, bundan daha iyi birinimi bulacağım”, dedi kendi kendine. Genç kız gözyaşlarını mendille sildi , rimelleri akmıştı onları silerken Ozan yardım etti. Birbirlerine o kadar yakın davranıyorlardı ki, sanki yıllardır tanışıyormuş gibi! Arkadaşlarını beklerken geçmeyen zaman, nehirden akan sular gibi dakikalar akmış, kısa sürede bir saat olmuştu.

Tanem: - Kalkalım, çok geç olmadan gidelim, annem merak eder, çünkü ben annemin biricik kızıyım. Geç kalırsam bir daha ki sefere bu kadar izin vermez. 

Yalnız benim yüzümü yıkamam gerek, ağladığımı annemin görmesini istemem, dedi. 

Ozan:- Haklısın, rimellerin akmış izi kalmasın. Sen burada bekle, marketten su almaya gideyim, dedi ve gitti. Fazla gecikmeden geldi. Tanem yüzünü yıkarken, Ozan akan rimelleri silerken yardım etti, ıslak mendiliyle sildiler. 

Ozan:-Seninle gelmemi ister misin?  Sakın yanlış anlamayın, geç olduğu için söyledim. Dedi. Tanem ayağa kalktı, yürürken, Ozan, ayağının aksadığını gördü. Erkek arkadaşının neden terk ettiğini anladı. Benim için fark etmez, her güzelin bir kusuru bulunur , dedi içinden.                                                                                                                                                   

Ozan:- Geçmiş olsun Tanem, bunun için mi terk etti o salak ? Senin güzelliğini görememiş, senin kalbin güzel, seni o gözle görenlerin gözleri kör olsun. Dedi. Tanem, başını öne eğdi; ağlamaklı oldu. Ozan heyecandan titreyen elleriyle; kızın hemen elini tuttu. Devamla:- Lütfen üzülme, sen hangi durumda olursan ol, şahsen benim için fark etmez, dedi. Beraberce yürüdüler, evlerine yaklaşınca Tanem: - Ozan, evimize yaklaşıyoruz, ayrılmadan önce telefon numaralarımızı kaydedelim daha sonra tekrar görüşürüz, dedi. Numaralarını telefonlarına kaydettikten sonra; Ozan, iyi akşamlar dedi ve ayrıldılar. 

İkiside kendi iç dünyalarında seviniyorlardı: eski arkadaşlarını kaybettiler, fakat çok üzülemediler, çünkü yeni birer sevgili bulmuşlardı. 

Tanem, eve geldi:-  Anne çok sevinçliğim: Murat, randevuya  gelmedi, beni orada saatlerce bekletti. Çok üzüldüm anne, fakat yeni bir damat adayı buldum. Ben beklerken durumumu görünce dayanamamış yanıma geldi, arkadaşlık teklif etti, bende kabul ettim. Subay damadın olabilir, kızmadın demi anneciğim? “ dedi.               

Annesi, Hülya hanım:- “Kızım senin mutluluğun benim için çok önemli. Gözlerinin içi daima gülsün, Allah’tan benim tek dileğim ve  tek isteğim budur, “ dedi. 

Ozan’da yeni kız arkadaş bulmanın sevinciyle; yolda sanki yürümüyor koşuyordu. Evine girince; koltuğa oturdu, bu günüm çok güzel geçti, bundan sonra ki günlerim de böyle geçer; bu kızda beni hayal kırıklığına uğratmaz diye geçirdi içinden. Şu hayat ne ilginç; iki saat önce hayal kırıklığı içindeydim, şimdi sevincimden uçasım geliyor. Allah’ım öyle büyüksün ki, darda ve zorda kalanlara, biz kullarına her zaman yardımını esirgemiyorsun. Allah’ım sana her zaman  inandım, bu inancımı kimse bozamaz. Kızın ayağının aksaması benim için önemli değil. Annem ve babamın ayakları özürlü değil mi? Önemli olan benim değerimi bilsin, bende onun kıymetini bileyim yeter. Herkes sakat kalmaya aday değil midir. Bu kızla arkadaşlığımız ilerlerse, bir ömür boyu beraber oluruz, diye düşünürken uykuya daldı.

Tanem, kendi kendine söyleniyordu; “Bir saat önce üzüntüden ne yapacağımı bilemiyordum, şimdi sevinçten uçuyorum.”  Annesine durduk yere sarılıp öpüyor, küçük çocuklar gibi  göbek atıp oynuyordu.                                                                                            

Tanem:-  Annecim, beni ayıplama olur mu? Ben seni bırakıp başka kente nasıl giderim. Yeni arkadaşıma söyleyeceğim, hep beraber oturalım, ben sensiz yapamam, sen benim canımsın, dedi ve annesine sarıldı, birbirlerine  misler gibi kokladılar.                                                                                                                         

Hülya hanım:-  Kızım, ben senin adını niçin Tanem koydum biliyor musun? Sen benim biricik kızımsın, göz bebeğimsin, baban öldükten sonra tutunacak tek dalım sendin, dedi ve kızının yanına oturdu. Tanem’in başını, kendi omzuna koydu. Hüyla hanım düşüncelere daldı. Bu kızda evlenip giderse ben ne yaparım?  Bu kız bana Ayşe’nin hediyesi, ona ihanet edemem. 

 

Bu makale 422 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz