söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



Pamuk üretimi ve kimyasal ilaç kullanımı…


Pamuk üretimi ve kimyasal ilaç kullanımı…

 

“Tarladan insanın kullanımına kadar olan zincirde, sağlıklı ürün bir tercih değil yeryüzündeki bütün canlıların hakkıdır...” 

 

Pamuk çiçekleri açmaya başladı, kozaları da açmaya başlayınca tarlalar beyaza bürünecek… Yakında hasat başlayacak;. Çiftçiye verilecek destekleme primi henüz belli değil… İthalat ise tüm hızıyla sürüyor.

Pamuk, ülkemiz tarımı ve ekonomisinde çok önemli bir yere sahiptir. İlçemizde de geniş alanlarda tarımı yapılan ve ülke ihracatımızda çok önemli payı olan bir stratejik üründür. 

Türkiye İstatistik Kurumu 2019 yılı verilerine göre ülkemizde yaklaşık 470,000 ha alanda pamuk tarımı yapılmakta olup; Türkiye 827 bin ton lif pamuk üretimiyle dünya pamuk üretiminde 6. sıradadır.  Bu kadar geniş alanlarda ekimi yapılan ve ihracatımızda önemli bir yere sahip olan pamuk bitkisinde, tek başına veya birlikte zarar yapan, pek çok hastalık, zararlı ve yabancı ot türü bulunmaktadır. Bunun yanı sıra bu zararlılarla mücadele için kullanılan kimyasal ilaçların toplum sağlığına etkileri sorgulanmalı mıdır?…

Söke’de pamuk üreticisi pamuktan kaçış sinyallerini vermeye başladı. Geçtiğimiz yıllarda 340 bin dekarın altına düşmeyen pamuk ekimi bu sene 320 bin dekarı bile bulmadı. Böyle giderse pamuktan kaçışın önümüzdeki yıllarda daha da fazlalaşacağı ve rakamın 300 bin dekarın altına düşeceği belirtildi. Bundan 3 yıl önce pamukçular hedef koydu, lif pamuk üretimi 1 milyon tona çıkarılacaktı. Üreticinin koyduğu hedef, yanlış politikalar, verilmeyen destekler nedeniyle gerçekleşmedi. Üretici büyük hayal kırıklığına uğradı. Üretimi azaltmak zorunda kaldı. Geçen sene 826 bin 511 ton olan lif pamuk üretimi bu yıl yüzde 40 oranında düşüşle 626 bin ton civarında olması bekleniyor. 

***

Söke İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre; 2020 yılı sezonunda Söke Ovasında 318 bin 261 dekar pamuk üretimi yapıldı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ziraat mühendisleri ve Söke Ziraat Odası ziraat mühendisleri tarafından Söke Ovası’nda yapılan kontroller ve ziyaretlerde özellikle Yaprak Biti ve Kırmızı Örümcek zararlarının popülasyonunun çok hızlı bir artış gösterdiği belirtildi. Bunu önlemek adına alınan fiziksel tedbirlere ek olarak kullanılan ruhsatlı bitki koruma ürünlerinin popülasyonu bastırmada genelde etkisiz olduğu tespit edildiği açıklandı.

Bu yıl üreticiye ekstra maliyet kimyasal ilaç parası 5 kat arttı... Üretici genelde etkili olmayan ilaca çok para ödedi...

***

Bununla ilgili yaptığımız araştırmada;

“Ülkemizin önemli bir endüstri bitkisi olan pamuğun zararlıları, hastalıkları ve yabancı otları ile mücadele yapılması büyük önem arz etmektedir. Günümüzde bu amaçla aşırı miktarda pestisid kullanılmaktadır. Kimyasal ilaçların insan sağlığı ve çevre üzerine olumsuz etkilerini azaltmak için hastalık, zararlı ve yabancı otlar ile ekonomik ve ekolojik bir mücadele yapılması gerekmektedir. İşte bu amaçla, Pamuk Entegre Mücadele Araştırma, Uygulama ve Eğitim Projesi yürürlüğe konulmuştur. 

Günümüzde insan sağlığının, çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması ön plana çıkmıştır. Bu nedenle zirai mücadelenin, agro-ekosistem ve sürdürülebilir tarımsal üretimin dikkate alınarak yapılması bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu da ancak, kültürel önlemler başta olmak üzere, kimyasal mücadeleye alternatif yöntemlerin öncelikli olması ve gerekirse birlikte ve uyum içerisinde kullanılması suretiyle sağlanabilir. 

“Entegre Mücadele Araştırma, Uygulama ve Eğitim Politikası, Stratejisi ve Öncelikleri” gözden geçirilerek yeniden belirlenmiştir. Belirlenen politika ve stratejiye uygun olarak, 1995 yılından itibaren buğday, mısır, pamuk, patates, nohut, mercimek, örtü altında yetiştirilen sebzeler, elma, turunçgil, fındık, zeytin, kiraz, antepfıstığı, kayısı, şeftali ve bağ olmak üzere toplam 16 önemli üründe; hastalık, zararlı ve yabancı otlarla mücadele için, Entegre Mücadele Araştırma, Uygulama ve Eğitim Projeleri yürürlüğe konulmuştur. Bu projeler, pilot olarak seçilen illerde, programlar halinde uygulanmaktadır.

Pamuk tarlalarında ilaçlı mücadele; ekim öncesi, çıkış öncesi ve çıkış sonrası olarak yapılabilmektedir. Ekim öncesi ve çıkış öncesi ilaç (herbisit) uygulamalarında üretici, tarlasının bir önceki dönemdeki yabancı otlanma durumunu göz önüne alarak ilaçlama yapmaktadır. 

Pamuk yaprak bitinin çok sayıda doğal düşmanı bulunmakta ve faydalılar zararlının popülasyonunu düşürmede oldukça etkili olmaktadır. Temel gelişme döneminde buğday hasatından sonra Coccinellid (gelin böcekleri) gibi çok sayıda ve türde faydalının pamuğa geçmesi doğal biyolojik mücadele açısından çok önemlidir. Ancak var olan bu doğal düşman dengesinin korunması ve etkili olması için bu dönemde tarla çok iyi kontrol edilmeli ve gereksiz ilaçlamalardan kaçınarak doğal dengenin bozulmamasına dikkat edilmelidir.”

Yukardaki bilgiler; “https://www.tarimorman.gov.tr/TAGEM” adresinden alınmıştır…

Görülen o ki pamuktaki ilaç kullanımı çok fazla;

Pamuğa karşı en zararlı olan tripstir türü böceklere karşı ise 15 günde bir iki kez ilaçlama yapılır. Ardından tekrar zararlılar çıkmaya başlar. Bunlardan biri ligust türü böceklerdir. Bunlara karşı bazen iki veya üç ilaçlama yapılır. Pamuklar diz boyunu geçtiğinde de kırmızı örümcek, yaprak biti ve yaprak kurtları ortaya çıkar. Tarladaki popülasyona göre pamuk bazen iki veya üç hatta dördüncü kez ilaçlanır. Bu yıl Söke Ovasında aşırı sulamadan dolayı yaprak bitleri çoğaldığı için en az 5 kez ilaçlama yapıldı…. Pamuk hasatta geldiği zaman yaprak dökücü ilaçlar kullanılır… Bunlar kimyasal etkileri çok yüksek olan ilaçlardır… (Bazı duyarsız vatandaşlar, kullandığı ilaç kutularını gelişigüzel tarlaların içinde bırakır, bu boş kimyasal kutular ve paketleri rüzgarın etkisiyle taa yukarı Aydın Ovasından Menderes yoluyla Aşağı Menderes Havsazına, yani bizim ovamıza ve hatta Ege Denizine kadar gitmektedir… Tarlasına Menderes’ten su çeken bir çok üretici bunlara şahit olmuştur. Bu ayrı bir doğa katliamıdır…)

Yaprak dökümü ve çiçek açması için kullan ilaçların insanlara çok fazla etkisi olmadığı belirtilse de ovamız genelinde kullanılan ilaç miktarı göz önüne alındığında tonlarca ilacın ovanın her yerine atıldığı gerçeğini değiştiremez… 

(Eskiden yöre halkı pamuk tarlaları ve setlerin kıyılarından Turp, Hardal, ebegömeci, arapsaçı vb.. bir çok çeşitli ot toplayarak kimisi satar geçimine katkı koyar, kimisi de evlerinde yemeklik yapardı… Günümüzde ovada bu otlardan hiç yok denecek kadar az bulunuyor… Çünkü hepsi atılan ilaçlarla kuruyor ya da çıkmıyor.) 

(Tarla sahipleri senin yiyeceğin otu mu düşüneyim, ben pamuğumu eker paramı alırım, diyebilir.. Fakat Oada yaşayan hayvan popülasyonununda eskiden çok daha az olduğu gözlerden kaçmıyor… Eskiden pamuk tarlalarında o kadar çok Çulluk, Bıldırcın vb. olurdu ki…)

Neyse konumuza dönelim;

Pamuk yaprak biti ve diğer zararlı böceklerin çok sayıda doğal düşmanı bulunmakta ve faydalılar zararlının popülasyonunu düşürmede oldukça etkili olmaktadır. Toprağın dinlendirilmesi, çok fazla kimyasal ilaca mahsur kalmaması açısından Ovamızda geçen yıl başlayan munavebeli üretim şeklinin bir diğer sebebi de faydalı böcek popülasyonunun zararlı böcek popülasyonu karşısında üreticilere verdiği ilaç ve kimyasal ürünlere harcanan maddi külfeti azaltmaktır…

Bunca ilaca bunca para neden ödendi?

Söke Ovasında pamuk tarımında bu yıl ne kadar ilaç kullanıldı? Bu ilaçlar nereye gitti?

Uçucu olanları havaya dağıldı. Sıvı olanları ise ya yeraltı sularına, ya da Büyük Menderes Nehri suları ile tüm ovaya yayıldı…

***

“Sağlıklı gıda için 9 tarım ilacına daha yasak, 7 tanesine kısıtlama getirildi”

 

Avrupa’nın birinci, dünyanın yedinci büyük tarım ülkesi Türkiye, bir yandan tarımsal üretimini arttırmak için projeleri hayata geçirirken, diğer yandan ürettiği tarım ürünlerinin daha sağlıklı olması için adımlar atıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı geçtiğimiz haziran ayında hastalık ve zararlı organizmaların ürüne zarar vermesini önlemek için kullanılan 16 tarım ilacını (bitki koruma ürünü) yasaklamışken, 5 Ağustos 2020 tarihinde bu listeye 9 pestisiti daha ilave etti. 7 pestisitin ise; Aralık 2021 tarihinde yeniden yapılacak değerlendirmeye kadar kullanım alanlarının kısıtlanmasına karar verdi. 

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu kararını 81 il müdürlüğüne genelge ile duyurdu; 2009 yılından beri Türkiye’de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220’e ulaştığı bildirildi. Çevreyi, insan sağlığını ve biyoçeşitliliği koruyan, doğa dostu üretim metotlarını destekleyerek üretim yapma konusunda büyük adımlar atıyoruz. Toprağın yapısını bozan, gıdalarımızın kaynağı olan toprağımızı kaybetmemize yol açabilen pestisitlerden hızla uzaklaşmalıyız… Böylece biyoçeşitlilik kaybının da önüne geçmiş olacak. 

Türkiye’de zirai mücadele amacıyla kullanılan bitki koruma ürünlerinin ruhsatlandırılması, üretimi, ithalatı, piyasaya arzı ve kontrolü ile ilgili iş ve işlemler, 5996 sayılı “Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu” ile bu Kanuna bağlı olarak çıkarılan ilgili mevzuata göre Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılıyor.   Söz konusu mevzuat çerçevesinde, Türkiye’de ilk kez ruhsatlandırılacak olan bitki koruma ürününün aktif maddesinin Avrupa Birliği veya G8 ülkelerinde ruhsatlı olması şartı aranıyor.  Ayrıca, uluslararası kuruluşlarca insan ve çevre sağlığı ve benzeri konularda sakıncalı görülen aktif maddelerin kullanımının sonlandırılması halinde yine aynı mevzuat kapsamında bu aktif maddelerin ülkemizde de kullanımları Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sonlandırılıyor. 

Tarımsal üretimde yasaklanan 9 pestisitin ithalatı, imalatı ve kullanımı sonlandırılırken, kullanım süresi sonunda piyasada bulunan söz konusu aktif maddeleri içeren bitki koruma ürünlerinin firmasınca toplanarak Bakanlığın bilgisi dahilinde imha edilmesi karara bağlandı.

Yasaklanan ve kısıtlanan aktif maddelerin farklı tarım ürünlerinde hastalık, zararlı ve yabancı otlarla mücadelede kullanılan bitkisel koruma ürünlerinden oluşuyor.

 

Bu makale 281 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz