söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



SALGIN SONRASI İÇİN BEKLENTİLER


SALGIN SONRASI İÇİN BEKLENTİLER

 

Biz ülke olarak yeni dünya düzenine hazırlıklı değiliz diye düşünüyorum. Bu kanaati taşımamın nedeni şu salgın sorununu atlatırken aldığımız ya da aldığımızı iddia ettiğimiz ekonomik tedbirlerdir.

Burada asıl sıkıntı üretimdir ve alınacak tedbirler doğrudan üretime destek amaçlı olmalıdır. Özellikle de tarımsal üretimin rekolte ve kalite olarak arttırılmasına yönelik tedbirler alınmalıdır. Halbuki hükümetimizin aldığı tedbirlere, açıkladığı paketlere baktığımızda böyle bir anlayışı göremiyoruz.

Alınan tedbirler içinde en fazla dikkat çeken inşaat sektörüne yönelik kolaylıklar olarak görülüyor. Konut kredilerinde faizlerin düşürülmesi bu sektöre can suyu olmanın da ötesinde satamadıkları konutların fiyatlarını yükselterek satma imkanı sağlamıştır. Banka kredileri elbette ki konut almak isteyenler için bir kolaylıktır ama asıl durumdan çıkar sağlayanlar müteahitler olmuştur

Bunun dışında başta mobilya olmak üzere pek çok iş kolunda benzer destekler görülmesine rağmen tarım sektörü hayal kırıklığına uğratılmıştır. “Paramız var,nereden olsa satın alırız” şeklindeki akla ve ülke gerçeklerine uymayan yaklaşımlar sonucu salgın sonrası ülkemizin avantajı olabilecek fırsatlar heba edilip yine Kanada’dan mercimek almaya devam edeceğiz.

Yöneticilerimiz bu teşvik tedbirlerinde o kadar ince düşünmüşler ki, bugün evlerinden çıkmalarına izin verilmeyen 65 yaş üstü yaşlılarımız için tatil kredileri bile düşünülüyormuş. Yani  Sağlık Bakanımızın açıklamalarına göre ülkemizde  ölenlerin %93’ü 65 yaş üstü iken ve sırf bu gerekçeyle ev hapsi uygulanırken borç verip tatile göndermede bir sakınca görmüyoruz. Demek ki bu virüs cebinde parası olup da gezip tozmayı sevenlere ilişmiyor. Onun derdi parasızlar ya da parasını harcamayanlar…

***

Elbette ki  kafama takılan önemli bir soru daha var;

Bizim nereden paramız oluyor?

Neyi  üreterek para kazandık  ve de kazanmaya devam edeceğiz?

Yukarıdaki ”paramız var”  lafını edebilmek, yani bizim paramız olduğunu iddia edebilmek için Türkiye’nin İthalatının ihracatı karşılaması bütçe gelirlerinin giderlere oranla fazla vermesi gerekir.

Var mı böyle bir durum?

Biz parayı borçlanarak, mülk satarak ya da para basarak bulabiliyoruz. Bu kaynaklar da sınırsız değil. Bir yerden sonra deniz bitecek. Sağlıklı olan uygulama,  insanların temel ihtiyacı olan tarımsal üretimde başarılı olup ihtiyacımızdan fazlasını üretebilmektir.. Bunun yolu çiftçimizin hem maddi,hem de manevi olarak desteklenmesidir.

Şu anda Türkiye’de istisnasız olarak bütün perakende ürünler için bir fiyat kaosu var. Satış  fiyatlarında maliyet hesabı hiç yapılmıyor. Satıcılar talebe göre fiyatları çekebildikleri kadar yukarı çekmenin peşindeler.

***

Son olarak bir de televizyonlarda sıkça gördüğümüz reklamlardan söz edeceğim. Bazı küçük esnaflar güya kredi için başvuruyorlar, ertesi gün para hesaplarında oluyor. Kefilsiz falan bu kredi istisnasız bütün başvuru sahiplerine veriliyormuş. Reklamda bu işin teminatının da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kendisi ve hazinesi olduğu ifade ediliyor.

İzlerken ve dinlerken göğsümüz kabarıyor ama işin aslı pek öyle değil.

Esnaf bir kardeşim bu krediler için her tarafa başvurduğunu ama kendisine kredi verilmediğini ifade etti. Demek ki herkese değil, dilediklerine veriliyormuş.

Anlaşılan o ki, salgın sonrası d biz yine terlemeden, üretmeden tüketmenin hayalleri içinde avuç açan bir ülke olarak kalmaya mahkum olacağız. Bunun aksini düşündürecek bir eylem göremiyorum.

 

Bu makale 998 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz