söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



İMAN-İYİ İŞ İLİŞKİSİ- III


İMAN-İYİ İŞ İLİŞKİSİ- III

Burada salih amel ile ilgili bir hususu da belirtmeden geçemeyeceğim. İyi bir işte dört unsurun bulunması gerekir: İlim, niyet, sabır ve samimiyet. Elbette ki, ilim kişinin yapacağı şeyi bilmesini; niyet, isteğe bağlı olarak yapmasını; sabır bir işi yaparken önüne çıkabilecek her türlü engellere karşı tahammüllü olmayı; samimiyet ise onun gösteriş gibi duygulardan arınarak bu davranışı yapmasını gerektirir.
Yukarıdaki ayetlerde dikkatimize sunulan birinci husus iyi iş yapan kimselerin doğru, iyi insanlar oldukları ve bunlara hem dünya da hem de ahirette mükafatlar verileceği vadedilmektedir. Bu bize şunu gösteriyor ki, bizler de iyi işler yapmalıyız ve iyi kimselerden olmalıyız. Ancak bunun yolu, bu işin şuurunda ve bilincinde olmaktan geçer.
Şimdi bütün bu açıklamalarımızdan sonra biraz da salih amellerin öneminden bahsetmek istiyorum. İyi ve kötü işlerin önemini, Kur’an’da bu davranışlarda bulunanlara  vadedilenlere bakarak ortaya koyabiliriz: Kötü davranışlarda bulunanlara yaptığı işe göre bir karşılık verileceği, inanıp iyi iş işleyenlerle bir tutulmayacağı vurgulanırken; inananların kurtuluşlarının inanma ve iyi iş yapma sayesinde olacağı ifade edilmektedir. Kur’an’a göre iyi davranışlar sınırsızdır.
Netice olarak diyebiliriz ki, Kur’an’da  çok önemli iki nokta vurgulanmaktadır. Birincisi hiçbir ortağı ve yardımcısı olmayan, kuvvet ve kudretinin sınırı olmayan ve her yerde hazır ve nazır bir tek Allah’a inanmak. Bir diğeri ise, salih ameldir. Yani, içinde iyi, güzel, barışa ve esenliğe götüren davranışlarda bulunma ve bu yolda bir ömür sürme gereğidir. İnanç kalp toprağına atılan bir tohumdur. Güzel ahlâk ve iyi davranışlar ki bunların tamamı salih ameldir, onun yeşermesini, hayatiyetini devam ettirmesini sağlayan vasıtalardır. Salih amel ve güzel ahlâkla bezenmiş inanç, çok bilgili olan ve yaşantısı ile insanlara örnek teşkil eden ama bir hücreye kapatılan bir alim gibidir. İmanla salih amel, dille dudağın ve kalple bedenin zar ile buğday tanesinin bütünlüğü gibidir. Dudak veya dilden birisi olmasa konuşma nasıl olabilir. Kalp hasta olursa beden ondan nasıl etkilenmez, buğday tanesini kaplayan zarla buğdayın özü arasındaki ilişkide aynı durum söz konusu olup, özellikle zar buğday tanesinin bozulmasını önler ve onu korumaya yarar. Özellikle buğday tanesinin zarı ile içi ayrı şeyler olmasına rağmen birbirinden farklı şeyler diye düşünülemez.
Bütün bu söylediklerimden de anlaşılıyor ki, eğer bir kimse yalan söylemenin doğru bir davranış olmadığını kabul ediyor ama yalan söylüyorsa burada bir problem var demektir. Eğer bir kimse devlet malına zarar vermenin iyi bir davranış olmadığını biliyor ve düşünüyorsa ve hala bunu yapmaya devam ediyorsa yine burada bir zıtlık, bir problem var demektir. Elbette insan bazen düşündüğünün tersini yapabilir. Ancak bu durum istikrar kazanmış ise o zaman burada kişilik probleminden de bahsedilebilir. Bu sebeple, din, eğer bir insan inanıyorsa bu inancın bir gereği olarak iyi iş yapmalı ve ahlâklı bir kimse olmalıdır diyor. İnanıp güzel işler yapma dileğiyle esen kalın.

 

Bu makale 620 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz