söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



TARİH TEKERRÜR MÜ EDİYOR?..


TARİH TEKERRÜR MÜ EDİYOR?..

 

Osmanlı tarihinin önemli bir bölümünde Türklerin aşağılandığını,  devlet yönetiminden uzak tutulduğunu tarihçilerden öğreniyoruz. Bakınız,  imparatorluk tabası olan bütün uluslar kendi etnik kimliklerini gururla ifade ederlerken Türkler bu kimliklerini  ifade etmek yerine bir bütünün parçası olmaya çaba göstermişlerdir. Bu teslimiyetçi duruş  zaman içinde onları sadece savaşlarda can veren barışta da yokluk içinde hayat süren kesim haline getirirken diğer unsurlar ticaretle zenginleşip sanat ve kültürel değerlerini de öne çıkararak ülke yönetimini ele geçirmişlerdir.

Bu durum bende hep üzüntü kaynağı olmuştur.

Çünkü kurucusu oldukları devletin yöneticileri tarafından bile kaba, cahil, çirkin ve anlayışsız olarak değerlendirilir ve buna uygun olarak muamele görürlerdi. Padişahların eş seçimlerinde bile bu durum hissedilirdi. Osmanlı padişahlarında annesi Türk olanların sayısı bir elin parmaklarını geçmez diye düşünüyorum.

***

Amerikan filmlerinde çok sık kullanılan bir replik beni öfkelendirirdi. Kendi vatanından başka bir ülkeye giden Amerikan vatandaşı o ülkede suç işleyip de kolluk kuvvetleri tarafından tutuklanınca hemen şirretleşir, yaygarayı koparırdı.

“Beni tutuklayamazsınız,  ben bir Amerikan vatandaşıyım…”

Bu kibir, bu arsızlık bende nefret duyguları uyandırırdı. Ama o özgüveni de içten içe kıskanırdım. Devletinin gücüne inanan ve bu inançla her türlü küstahlığı kendine hak gören bu arsızlık ne yazık ki olumlu karşılıklar da bulur ve o filmlerde Amerikalı bir şekilde kurtulurdu.  Zaten polis kendiliğinden salıvermezse konsolosluk görevlileri gelir ve vatandaşlarını alırlardı.

Bunlar kendilerini dünyanın sahibi olarak görür ve diğer uluslara tepeden bakarlardı. Ara sıra çok bilmiş ağabey pozunda insan haklarından falan söz etseler de tarihin en yüz kızartıcı insanlık suçu diyebileceğimiz, romanlara, filmlere konu olan köle ticareti  bu ülkede yaşanmıştır. Onlar zenginliğin ve gücün verdiği güvenle bütün dünyaya meydan okumaktan çekinmezler:

“Bana dokunamazsınız, ben bir Amerikan vatandaşıyım!..”

***

Haydi diyelim ki o elin Amerikalısı, parasının gücüne, inanılmaz silah teknolojisine ve askeri gücüne güvenerek böyle efelenebiliyor.  Peki  bizim Suriyelilerin efelenmesi nereden?

Sen kendi vatanındaki kargaşayı görünce tabanları yağlayıp bizim ülkemize kaçmışsın. Burada sana ekmek verilmiş,  can ve mal güvenliğin sağlanmış. Bu ülke yurttaşlarına gösterilmeyen ihtimam gösterilmiş. 

Utanmadan, arlanmadan bir de hırsızlık yapmaya kalkmışsın. Suçüstü yakalanınca da anlaşılmaz bir şekilde insanları tehdit etmişsin.

“Ben Suriyeliyim,  Bana dokunamazsın!..”

Bu laf ve bu davranış aklın alacağı bir şey değil. Hani derler ya,  “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” diye, işte tam da o hesap.

Bu cüreti, bu özgüveni anlamak mümkün değil.

Adamlar bütün dünyada yasak olan bir cürmü işleyecekler, kendi ülkelerinde bile cezalandırılacak olan bu suç için Türkiye’de dokunulmazlık sahibi olduklarına inanacaklar…

Mantıklı bir açıklaması olan var mı?..

 

Bu makale 904 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz