söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



ENSAR TURGUT TEKİN - ANTİK KENT DEYİMİ VE BÖLGEMİZDEKİ VARLIĞI


ENSAR TURGUT TEKİN

e-mail: tekinensarturgut@gmail.com

Tel: 0 506 362 94 29

 

ANTİK KENT DEYİMİ VE BÖLGEMİZDEKİ VARLIĞI

 

A-“ANTİK KENTLER” DEYİMİ NE ANLAMA GELİR?

Günümüzden en az 3 bin yıl önce  eski çağlarda kurulmuş ve yaşamış, insanların yücelip yükselmesine yardımcı olmuş,  uygarlık kalıntısı harebelere Arkeoloji dilinde “ANTİK KENTLER” deniyor. Bu yazımızla, bugün çevremizde kalıntılarını gördüğümüz, Efes, Magnezya, Prien, Milet, Didim, Meyus, Heraklia, Ayremus, Trales, Afrodisia ve benzeri harebeler, ilk çağlardan günümüze kadar doğanın yıkıcı güçlerine dayanarak, günümüze kadar gelen antik kentlerdir. Günümüz insanları bu ilk çağ uygarlıklarını gezip görmekten hem zevk alıyor ve hem de onların yarattığı kültür ve uygarlıklarından günümüzde de yararlanıyorlar. İşte çağımızda bu meraka sahip insanlar, bu kültür ve uygarlıkları yerinde ve bulundukları müzelerde gezip görmek amacı ile ülkelerinden kalkarak, ülkemize geliyorlar. Buna, “Kültür varlıkları turizmi deniyor. Bizler bu kaynaklardan yararlanıyoruz ve ülkemize hiçte küçümsenmeyecek oranlarda döviz kazandırıyoruz. İşte çevremizde bulunan bu değerli açık hava müzelerini şimdilik özetler halinde ileride ise bünyelerinde yaşattıkları değerleri ile birlikte tanıyacağız.

Ege Bölgesi, Antik Kent ve kültürün bol olduğu bir alandır. Bir yazarımız bu konuda şunları yazıyor:

“Ege Bölgesi, Büyük Menderes, Küçük Menderes, Gediz ve Bakırçay Irmaklarının eseri olan geniş ovalardan oluşmuştur. Akdeniz ikliminin yetiştirebileceği bütün bitkileri içeren zengin bir floraya sahip bulunmaktadır. Bu zenginlik Antik Çağlarda burasını uygarlığın en yüce katlarına ulaştırmıştır. Dünyada, bu kadar çok önemli antik kenti bir arada barındıran bir başka yer düşünülemez ve de yoktur!”

Bugün yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken, her yıl binlerce insanın gezip görmek istediği bu antik kentler neydi? Bunlar ne zaman ve kimler tarafından kurulmuşlardı? Yaşam öyküleri, savaşları, barışları ve acı tatlı günleriyle gücümüz elverdiği kadar tanıtacağız. Yaşam öyküleri, savaşları, barışları ve acı tatlı günleri ile tanıtılacak.

 

B-ÇEVREMİZDE BULUNAN ANTİK KENTLER NELERDİR?

Kuşadası Turizm Bölgesine gelen yerli ve yabancı turistlere şimdi tanıtacağımız antik Kentler gezdirilerek tanıtılıyor. Turistlerin yurdumuza karşı ilgileri çekilir ve gezip görmeleri için motivasyon sağlanır. Buraları gezen turistler, ülkelerine dönünce eşlerine, dostlarına, arkadaşlarına veya da yurttaşlarına buraları anlatarak reklamımızı yaparlar. Bu çok önemlidir. Onları rahat bir ortamda gezdirip, tanıtmak bize yarar sağlar. Burada dikkat edeceğimiz en önemli nokta, tur ve tanıtım personelini ve rehberlerini her yönleri ile seçmek ve yetiştirmek, ziyaretçileri tatmin edecek bilgilerle donatmak gerekiyor. Çünkü bazı tur rehberleri, gezdirecekleri turistleri antik kentler yerine daha önceden anlaştıkları pazarlamacı restoranlarına ve programda olmayan yerlere götürüyorlar. Zaten gezmek ve görmek, öğrenmek için ayırdıkları vakitlerini amaç dışı yerlerde harcatıyorlar. Bazı tur rehberleri de gezginlere yanlış bilgiler veriyorlar. Bu gibi olumsuz olaylara meydan vermemek için bu rehberler her zaman denetlenmeli, olumsuz olanlar görevden alınarak konu daha organize edilmelidir.

Yeteri kadar ve doyurucu bilgi alamayan turistler, memnun kalmadıkları gibi gittikleri kendi ülkelerinden yurdumuza gelecek olan turistleri de engelliyorlar. Birde ören yerlerimizde turistlerin rahat gezip dolaşmalarını sağlayacak yolların temiz olması gerekiyor. Kışı ılık ve yağışlı olan bölge ikliminden kaynaklanan yabanı otlar, çalılar çabuk büyüdüğü için bazen yangınlara sebep; bazen de turistlerin rahat gezmelerine engel oluyorlar. Bu nedenle ilgili Kültür Müdürlüklerinin bu ören yerlerdeki temizlik işlerine gereği kadar bakmadıklarını temizlemediklerini gözlüyoruz. Bunların  ihmal edilmesi elbette bizlere zarar verir ve ülkemiz için döviz kaynağı olan bu değerlerden yeteri kadar yararlanmamıza engel olur. Bütün yurttaşlarımızın konuya bu açıdan bakmasını turistlere öncelik verilmesini, saygı ve sevgi ile yaklaşılmasını istiyoruz. Bilindiği gibi bu örenyerleri genelde turistler geziyorlar. Onlar ülkemizin güneşinden de yararlanmak için yarı çıplak dolaşıyorlar. Bunların bu çıplaklıklarından yararlanmak isteyen ve onların peşlerinde dolaşan kendini bilmez bazı cahiller vardır. Bu cahiller, kedi ciğere bakar gibi onların çıplak bacaklarını seyrediyor, hatta bazen de elle ve gözle taciz ediyorlar. Böyle hareket ve davranışlar asla doğru değildir. Bunları yapmak hem ayıp ve hem de ilkel olduğumuzu ortaya koymaktadır. Senin bacağın çıplak değil mi? Ananın, kardeşinin veya ablanın bacaklarını bir başkaları ac kurtlar gibi seyretse sen rahatsız olmaz mısın? Elbette olursun hatta kavga bile edersin! Peki öyle ise senin başkalarını taciz etmeye, onları rahatsız etmeye özel bir hakkın mı var? Tanıdığım bir çok turistler, özellikle bayan turistler bu tarz davranışları hem ilkel buluyor ve hem de yadırgıyorlar. Girit Adasında beni ve kameraman arkadaşımı bir plaja götürdüler. Rehberimiz bize şöyle dedi:

-Bu plaj, çıplaklar plajıdır. Görüntü almazsanız iyi olur. Çünkü buraya gelen bayanlar ve baylar böyle bir yaşamı isteyen insanlar olduğu için, belediyemiz bu insanlara da bu plajı ayırdı.

-İsterseniz bu plaja girmeyelim, deyince rehber:

-Girin de görüntü almayın dedi. Bizde merak ederek girdik. İnsanlar kumsalda anadan doğma çıplak kızgın kumların üzerinde yatıp güneşleniyorlardı. Onları başkalarının seyretmesi veya seyretmemesi umurlarında bile değildi. Bizde girdiğimizle geri çıkmamız bir oldu. Çünkü ne biz o kadar çıplak soyunurduk ve nede o çıplakları seyrede bilirdik. Bizim ahlak anlayışımız ayrı o insanların ahlak anlayışı ayrı idi. Rehbere sordum:

-Bu insanları nasıl kabulleniyorsunuz? Yerli halk ne diyor? Rehber:

-Bizim yerli halkımızda yadırgıyor ama onların duygularına, düşüncelerine, yaşam tarzlarına, saygı duydukları için karışmıyor ve yadırgayıp dışlamıyorlar. İşte bu hoş görü ile onların rahatsız olmamaları için belediyemiz bu alanı onlar için tahsis etti, diyor.

Dünyada çok çeşitli insanlar var. Bunların ahlak ve kültür anlayışları farklıdır. Onun için ülkemize gelen her türlü ahlaka, düşünceye, yaşam tarzına karşı hoş görülü ve saygılı olmak zorundayız. Bazı vatandaşlarımız diyor ki:

-Bunlar kafir, gavur, bizim ahlakımızı bozuyorlar! Bunları ülkemize sokmayalım. Yarı çıplak gezmelerine izin vermeyelim. Bunlar yanlış düşüncelerdir. Biz Müslümanız. Onların yaşam tarzları bizim gibi olsun istemeye hakkımız yoktur. Nasıl ki bizler onlar gibi yaşamayı istemiyorsak, onlarda bizler gibi yaşamak istemeye bilirler. Bırakın yesinler, içsinler, eğlensinler döviz bırakıp memnun bir halde ülkemizden ayrılıp gitsinler. Çünkü milyonlarla ifade edilen insanlarımız bu turizm sektöründen ekmek yiyor ve hayatını idame ettiriyor. Hiçbir kimsenin hiçbir kimseyi yaşam tarzından dolayı kınamaya hakkı yoktur! Her koyun kendi bacağından asılır. Herkesin kendine özgü yaşam kuralları vardır. Onu yönlendiren ise o kurallardır. Benim kurallarıma uymuyor diye onu suçlayıp, benim kurallarıma uygun yaşamasını istemek veya empoze etmek yanlıştır ve insanlar arasında çatışmalara savaşlara neden olur! Saygı ve hoş görü ise barışa giden en doğru yoldur.  Her zaman yürüyeceğiniz yol savaş yolu değil; barış ve hoşgörü yolu olsun!

 

Bu makale 223 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz