söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



YAŞAR ÖRKELİ - MEKTUBUN ÜSTÜNDEKİ GÖZYAŞI İZLERİ-3


YAŞAR ÖRKELİ

 

MEKTUBUN ÜSTÜNDEKİ GÖZYAŞI İZLERİ-3

 

Aysel, balkonda bikinisiyle çekilmiş fotoğrafıyla, telefon numarasını yollamıştı. Arkadaşımın dükkânından telefonla konuşmaya çalıştım, fakat telefon santralinin azizliğine uğradım iletişim kesildi; telefonu yüzüne kapatılmış gibi oldu. Benim suçumun olmadığını mektupta anlatmaya çalıştım.                                                                                    

İlerleyen günlerde gönderdiğim mektubun karşılığını alamadım. Mektuplaşma bir süre kesildi. Dört ay sonra bir mektup aldım. 

Sevgilim ne zaman buluşabiliriz? Seni Bartın’ın güzel yerlerini gezdirmek, el ele “Şadırvan’da” gezmek, beni daha yakından tanımak, ileride kuracağımız yuvamızın detaylarını konuşmak istediğini yazıyordu. 

Heyecandan mektubu kaç kez okuduğumu bilmiyorum. Bir tanem, beni daha yakından tanımak, sevdiğimi yüzüne karşı söylememi istiyormuş, bu isteğe ne diyebilirim ki? Benim de isteğim başka ne olabilir ki? 

Yolladığım mektubumda; Sevgilim, en kısa zamanda izin alacağım, senin vereceğin tarihte Bartın’a geleceğim. Seninle oradaki güzellikler içerisinde; elele, diz dize, göz göze, senin güzel gözlerinin içine bakarak, seni sevdiğimi söylemek istiyorum. Bunları yazıp gönderdim. Karşılığını beklemeye başladım! Günler değil, saatler geçmek bilmedi. Bir hafta sonra mektup geldi. 13-Temmuz-1975 Pazar günü buluşabileceğimizi yazıyordu. İş yerimden 3 günlük izin aldım. Otobüs biletimi aldım, akşam yolculuğu yaparken, heyecan ve meraktan uykum gelmedi. 

Nihayet, Bartın garajında otobüsten indim, taksiyle “Yalı Sevgi” parkına gittim; orada buluşacaktık. Masaya oturdum, beklemeye başladım. On dakika sonra, Aysel, tek olarak karşıdan geliyordu. Yaklaşınca ayağa kalkmak için bastona tutarken, gördü ve yüzü aniden karardı. 

Moralinin bozulduğunu anladım. Elini tokalaşmak için uzattı ;                                                                                                           - Ben Aysel, hoş geldin, nasılsın? Dedi.

 Ben;- Teşekkür ederim. Ben Yaşar, görüştüğüme memnun oldum. Sen nasılsın? Gözlerimin şişkinliği için özür dilerim. Meraktan ve heyecandan uyuyamadım. Sen ve parkınız çok güzelsiniz, dedim. Ayaklarımın özürlü oluşundan etkilenmiş-ti. Yüzüne baktım, Aysel başını öne eğdi. Kızgın ve hiddetle;                                                                                                -  Yaşar, mektubunda ayaklarının özürlü olduğunu niçin yazmadın? Hayal kırıklığına uğradım, çok üzüldüm.  Seni böyle hayal etmedim. Mektubunda özürlü olduğunu yazmak çok mu zordu? Yazsaydın, seni olduğun gibi kabul ederdim! Dedi. 

Bunları söylerken yüzüme bakmıyordu.                                                                                                              

Aysel;- Arkadaşlığımız buraya kadarmış, sen yoluna, ben yoluma, dedi.                                                                           Ben; - Aysel, birbirimize daha fazla kırmayalım, özürlü olmam suç mu? Çocuk felci geçirmişim, bir buçuk yaşındaki çocuğun ne kabahati var? Senden anlayış beklemiştim, yanılmışım! Canın sağ olsun, istersen ayrılalım? Bende bundan korkuyordum! Özürlünün yaşama hakkı yok mu? Diye devam ettim: - Bu durumumu dar çerçeveden bakıyorsun, inşallah çocuğun özürlü olmasın!” Fakat özürlü olmamı yüzüme söylemesi beni çok üzdü, moralim bozuldu. Gözlerim kararmaya başladı, düşecek oldum sandalyeye tutundum, ayaklarım titriyordu.  Dilim tutuldu. Bir dakika öylece kal-dım, özürlü oluşumdan dolayı tanrıya isyan edecektim, ken-dime gelince ;- Ben fazla geç kalmadan garaja döneyim, yo-lum uzun.  Dedim. Kalktım taksiye doğru yürürken bana baktığını tahmin ettim. Yaşar, dur, özür dilerim demesini bekledim! Söke’ye geldim. Bir hafta sonra mektubunu al-dım. Okuduğumda, bu ilişkiyi kesmek istediğini, onu, evlenmek üzere istemeye geldiklerini yazıyordu. Bir daha rahatsız etmememi, karşılık yazmamamı istiyordu. Özürlüğüm bir kez daha yüzüme vurulmuştu. Özürlü olmak suç değil ki! Kişiyi olduğu gibi kabul etmek gerekmez mi, onun da duy-gularının olduğunu, dış güzellik beğenilirken, iç güzelliğin aranmadığını anladım. Özürlü biri sağlıklı biriyle evlenemez mi? Ancak geç anladım! Ben, onu olduğu gibi kabul etmiş-tim! Canı sağ olsun, her şey istediği gibi olsun. Ben de, diğer kız arkadaşlarım var biri olmazsa diğeri olur diye kendimi teselli ediyordum. On beş yıl sonra, iş çıkışı posta kutusundan bir mektup aldım. Zarfın arka tarafına bakınca ne göreyim, Aysel’den? Yırtıp atmak istedim fakat meraklandım nasılsa evliyim değişen ne olabilir ki? Okumaya baş-ladım: ”Yaşar, satırlarıma nasıl başlayacağıma ve neler yazacağı-ma bilemiyorum! Ogün senin kalbini kırdığım için çok özür dilerim. Ben senin değerini bilemedim. Şunu bilmeni isterim ki; günlerce bocaladım uyku uyuyamadım, anneme söyle-dim;- Kaç yıllık arkadaşına böyle davranamazsın, kaç yıldır sevginiz, aşkınız nerede kaldı? Hatanı telafi et! Diye söyle-miş. Beni kaç kişi istedi kabul etmedim, senin sevgine ihtiyacım var. Eğer evlenmediysen, evlenebiliriz. Aşkım, sevgi-lim, seni çok seviyorum. Aysel.” Okudum etkilenmedim ve kısa not yazdım: “Geçmiş olsun, güzel bir eşim, iki oğlum var, nasibini başka kapıda ara. Yaşar. Mektubu gönderdim.”                           

Nevin’e mektup zarfın içerisine iki liraya aldığım yüzüğü yolladım. Yüzüğü görünce; Yaşar’ım inşallah bu yüzük evlilik yüzüğümüz olur. Yaşar’ım ben seninle evlendiği-mi rüyamda görsem yine inanamam. Benim tek hayalim seninle evlenmek, aynı yerde ömür boyu beraber yaşamak. Bu durumu annesine anlatmış.

Annesi;- Seni gurbete tanımadığım birine vermem,  deyince, Nevin günlerce ağlamış, düşünmüş, arkadaşlarına sor-muş; annene bu kötülüğü yapma, başka Yaşar bulursun, anne bulamazsın diye öğütte bulunmuşlar.

Nevin;- Yaşar’ıma kaçarım, beni bir daha göremezsin. Eğer beni ona vermezsen intihar ederim. Ben de okulumu bitirip tayin olunca, seni bir daha görmeye gelmem, demiş, anne-siyle uzunca bir müddet konuşmamış. Son aldığım mektubunda; “Yaşar’ım, annem, seninle evlen-meme izin vermiyor, ben sensiz ölüyüm, sen başka birisiyle evlen diye yazıyordu.” Mektubun üzerinde bir kaç damla gözyaşı lekesi vardı, harflerin bazıları flu gözüküyordu. Ne-vin defteri böylece kapanmış oldu. Elbette üzüldüm. Ben bunu şansızlığıma verdim. Ayaklarımdan özürlüğüm tanrım, bir de bu şansızlık neyin nesi? Diye Allah’a sitemde bulun-muştum. Aradan yıllar geçti. Ben de, Hamide ile evlendim. Yıllar sonra bir gün iş çıkışı eve geldim.                                                                                                                     Eşim Hamide yanında oğlumuz Ersan;-Hoş geldin canım, misafirimiz var, eski arkadaşlarından birisi. Dedi. Beraberce odaya yöneldik birde ne göreyim: karşımda Nevin. Korktum; bir tarafta eşim ve çocuğum diğer tarafta sevgilim. Hoş beş ettikten sonra, Ben;- Nevin, sen evlen diye yazmıştın. Ben yinede bekledim, kaç yıl bekleyebilirim? Dedim.                                                                               

Öyle üzgün görünüyordu ki; dayanamıyordum, ona sarılmak, koklamak, adeta kalbime yerleştirmek istiyordum. Eşim ve çocuğum yanımda olduğundan, sadece hasretle bakmak ve acımaktan başka bir şey yapamıyordum. Göz-lerimin içine hasretle bakıyordu. Neden, biraz daha bekle-medin, ben sensiz yapamıyorum, der gibiydi. Ben, eşimin yanında fazla yaklaşamıyor, canım, bir tanem diyemiyorum diye çok üzüldüm.                                 

Nevin;-  Yaşar, ben bir otelde kalayım, Hamide hanım bura-da kalmamı uygun bulmayabilir?” dedi. Beraberce otele doğru yürümeye başladık. Eşimin yanında söyleyemediklerini, anlatmaya başladı.                                                                                                                     Nevin;-Yaşar’ım, eşin önce olgunlukla karşıladı. Ben, beraberce yaşasak, benim sana zararım dokunmaz, dedim. Eşin aniden üstüme yürüdü, Yaşar’ı gör ve bir daha gelme, benim çocuğum var, onu babasız bırakma. Dedi.

Ben;- Nevin’im, çocuğum olmasa; seninle evlenebilirdim, ancak Ersan’ım ne olacak? İnanıyorum ki, çocuğuma sen de çok iyi bakarsın, Hamide’mi seviyorum, sana olan aşkımı ona verdim.  Otele vardık, kalacağı odayı ayarladık, odada, öyle birbirimize sarıldık ki, sıcaklığını iliklerimde hissettim.  Devamla;                                                                                                                        -Ben kömür işletmesinde çalışıyorum, bir daha gelecek olur-san, oraya gel, dertleşiriz, senin bir an önce evlenmen gerek. Lütfen yuvamı yıkma olur mu? Geç kalmayayım, eşim merak eder. Evime geri döndüğümde, eşimin suratı limon satıyordu.                                                                                                    Hamide; - Geç kaldın, özlem mi giderdiniz? Dedi.

Ben; - Hamide, seni ve çocuğumu seviyorum, bu sıcacık yuvamızı, kimse yıkamaz, bozamaz, bunu yürekten söylüyorum. Dedim.                                    

İkna oldu, hiçbir şey olmamış gibi, yaşantımıza devam ettik. Sabah iş yerime gittim, görevimin başındayken, güvenlikten arkadaş geldi;                                                                                            - Yaşar usta, seni kapıda bir bayan bekliyor, dedi. Amirimden izin alarak; kapıya doğru yürürken, Nevin’in geldiğini tahmin ettim. 

Ben; - Günaydın, hoş geldin, iyi uyuyabildin mi? Dedim.  Nevin; - Gözlerimden belli olmuyor mu?  Yaşar, vedalaşmaya geldim, bir daha, ne ben seni, ne de sen beni göremeyeceksin, çünkü intihar edeceğim, sensiz hayat benim için, boş ve anlamsız, Allah’a emanet ol, kendine iyi bak, eşin ve çocuğun için yaşa. Dedi. Öyle sarıldı ki: yılların birikimini, özlemini çıkarır gibi, ağlamaya başladı, yüzümde öpmedik yer bırakmadı, en sonunda elleri ile başımdan tuttu dudak-larımdan öptü ve hızla uzaklaştı, üç kez arkaya dönüp baktı, baktı, baktı…. 

Ben, çevredeki arkadaşların bize, baktığı için, bu evli adam ne yapıyor diye, utanmaya başladım: arkadaşın birinin hanımı, eşime söylerse diye korktum, herkes anlayışlı olmayabiliyor. Ve yıllar geçti bir daha ne gördüm, ne de haber alamadım!

 

Bu makale 220 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz