söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



ENSAR TURGUT TEKİN - TÜRKİYE'DE DÜZEN BİLDİĞİNİ OKURKEN, KÖYLER BOŞALIRKEN, TOPRAKLAR EKİLEMEZKEN ÜRETİM NASIL YAPILIR?


ENSAR TURGUT TEKİN

e-mail: tekinensarturgut@gmail.com

Tel: 0 506 362 94 29

 

TÜRKİYE’DE DÜZEN BİLDİĞİNİ OKURKEN, KÖYLER BOŞALIRKEN, TOPRAKLAR EKİLEMEZKEN ÜRETİM NASIL YAPILIR?

 

Televizyon kanallarında bazı sunumcular çok önemli konulara parmak basıyorlar. 18 Ocak 2020 günü izlediğim bir kanalda “Refahın ve zenginliğin yolu üretimden geçer!” diyor, bir sunucu. Sonra diyor ki, bizim ülkemiz tohumları dışardan ithal ediyor. Patatesin tohumunu Fransa’dan alıyoruz. Daha bir çok ürünün tohumları bize dışardan geliyor ve bunlara rakamları milyon dolarları aşan dövizler ödeniyor. Türkiye gibi 81 milyon nüfusa sahip bir ülkeyi kendi ürettikleri ile besleyemezseniz, ithal ürünlerle beslemeniz, demek yarı ac bırakmak anlamına gelir.

Türkiye’de gıda maddelerinin pahalılığından şikayetçi olan kesimin en başında gelenler işsizler, asgari ücret altında çalışanlar ve orta direğin biraz daha altında olan halk tabakalarıdır. Bunların çoğunluğunu ise köylerden kentlere göçen yeterli eğitimi, işi, gücü olmayan insanlar teşkil ediyorlar. Köyde topraklarını işlemek, üretmek yerine kentlerde kapıcılığa razi olan vatandaşlarımız ve benzerleri oluşturuyor. Köyde patates ekerek onu çapalamak, sulamaktan üretmekten kaçan insanlar bugün kentlerde patates ve soğanın pahalı olduğundan şikayet ediyorlar.

Patates ekmek, iki üç kere çapa yapmak, sulamak, topraktan sökmek, temizlemek, seçmek, çuvallamak, hallere ulaştırmak öyle basit ve kolay değil. Bu zor şartlarda hallerde paraya çevirmek hiçte kolay değil. Haldeki aracılar, üreticiye pösteki saydırıyor, ellem ediyor, kullem ediyor ürünü ucuza alıyor, ödemesini aylar, bazen yıllar sonra ödüyorlar. İş böyle olunca da köylü amca gelecek sene topraklarına patates ekmiyor. Bundan ise patates ithalatçıları ile aracılar kazanıyor. Pazarlarda yakınanlar ise bir zamanlar patates çapasından kaçarak kentlere yerleşen vatandaşlar! Kentte işi gücü yerinde olanlar değil. Orta direk ve altında olanlardır. Kentte hali vakti olanlar, patatesin pahalı, soğanın pahalı ucuz olmasını aramıyorlar. Arayan ve sızlananlar orta direk ve altında olanlardır. Madem yeterli gelirin yoktu, neden kente geldin? Diye sorunca, cevap hazır. Köyde iş ve çalışma çok, diyor. Sen işinden ve toprağından koparak kente geldinse şimdi şikayete hakkın yok! Olmamalıdır da. Çünkü köylü patatesi, soğanı kolay üretemiyor. Ürettiğini de halde toptancılar kapıyorlar. O ise aldanmakla yetiniyor. Üretici kooperatifleri kuralımda bu aracılar ortadan kalksın deyince hemen bu sömürücüler yaygaraya başlıyor:

-Olmaz böyle şey ülkede serbest ticareti komünzme mi çeviriyorsunuz? Diye bağlı oldukları partiye baskıya başlıyorlar ve kurulacak düzene karşı çıkıyorlar. Onların desteği ile iktidar olan partilerde buna boyun eğiyorlar. Kurulan kooperatifleri de işlemez hale getiriyorlar. Böyle bir ortamda ne üretim olur, nede adaletli bir tüketim dengesi kurulur. Bu işi Önce devlet yasalar üreterek dengelemelidir. Belediyeler ise denetleyerek orta dengeyi sağlamalıdır. Üretim ile tüketim arasında da ki aracı zincirleri kırılmadıkça hakça bir Pazar sağlamak imkansızdır. Bunu ise devlet yaratmalıdır. Devletin siyasi ayağı bu davaya sahip çıkarak, uygun ortamlar yaratması şarttır. Bu sağlanmadıkça üretici ve tüketici olan orta direk hep sızlanır, zarar  görür. Kazanan ise tefeci ile aracıdır. Öyle pazarcılar var ki pazara götürüp satmak için aldığı malın parasını tefecilerden yüzde 15, yüzde 20 faizle aldığı paralarla halden alıyor ve pazara götürüp sergileyerek satıyor. Bu pazarcı kazanabilir mi? Yada o malı ucuza satabilir mi? Akşama tefeci geliyor, dezgah ta kaç lira varsa alıyor. Bu düzen böyle iken bizler ucuz ve kaliteli mal almamız ve yememiz hayal olmaz mı? Aynı çark üreticinin de başında. Tohum, ilaç, gübre, sulama işçilik hep para olunca ve ortada tefeci ve aracı varken ucuz mal üretmek nasıl olur? 

Yetmedi Türkiye’de köyler boşalır, topraklar ekilemezken insanlar köylerden kentlere koşarcasına göçerlerken bu üretim nasıl sağlanacak? Hele Üretim ile tüketim nasıl dengelenecek? Ucuz ve sağlıklı gıda ile beslenme nasıl oluşacak? Bizde herkes lafla gemi yürütüyor. Ama ne yazık ki lafla gemi yürümüyor. Düzen ise bildiğini okuyor!

 

Bu makale 147 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz