söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



Ensar Turgut Tekin - KERİM YALÇINKAYA VE SÖKE YEREL BASINI


Ensar Turgut Tekin

 

KERİM YALÇINKAYA VE SÖKE YEREL BASINI

                                   

Ben, Söke’ye geleli tam 50 yıl oldu. Asıl mesleğim Öğretmenlik olmasına rağmen gazetecilikle de ilgileniyor, devlet memuru olmama rağmen gazetelerde ve dergilerde siyasi olmayan mesleğimle alakalı yazılar yazıyordum. Yazılarımı okuyanlar beğeniyor ve yazmaya devam etmemi istiyorlardı. Okula gelen müfettişlerden birisi bana O yıllarda Aydın’da yayınlanan bir yazımı okumuş, çok beğenmiş olacak ki bana şu öneride bulundu:

-Hocam, yazını okudum ve çok beğendim, devamını bekliyorum. Ama bir önerim olacak, dedi. Bende teşekkür ederim, buyurun öneriniz nedir? O bana aynan şunları söyledi:

-Siyasi partilerin yerel temsilcileri, senin yazmana tahammül edemezler ve devamlı şikayet ederler. Onun için, isminde bir değişiklik yap, dedi. Ona bu nasıl olacak? Dediğimde adına bir ad daha ekle, Yani üç adın olsun. Her hangi bir soruşturma olursa “isim ayrı, o kişiye ait değil,” denir.

Şimdi rahmetli olan Müfettişim Maksut Doğan’ın bu önerisine uyarak göbek adım olan “Turgut” u adıma ekledim. Ondan sonraki yazılarım hep bu adla “Ensar Turgut Tekin” imzası ile yayınlandı. Bu olay sanırım 1975 de oldu. O yıllarda Söke’de Söke Ekspres ile Söke Halk Gazetesi yayınlanıyordu. Rahmetli Ahmet Güçsav beni Halk Gazetesi sahibi avukat Kemal İnebolu ile tanıştırdı. Onun gazetesinde makaleler yazmaya başladım. Erzincan  Lisesinden Edebiyat öğretmenim olan, rahmetli ünlü şair Rıza Polat Akkoyunlu’nun şiirlerini tanıtan bir yazı yazmıştım. Bu yazı ses getirmiş ve Söke’de tanınmama neden olmuştu. İşte o yıllarda Kerim Yalçınkaya ve Selim Sabit Pülten ağabeyleri tanıdım. Selim Sabit Pülten Halk Gazetesi’nde Kerim ağabey ise Söke Ekspres gazetesinde yazıyorlardı. İkisinin de çok isabetli yazıları yayınlanıyordu. İşte o yıllarda Söke basının bu iki duayeni ile tanışıp dost ve arkadaş olduk. İkisi de yazmayı ve yazma heveslisi olan gençleri destekliyor, onları cesaretlendiriyorlardı. Hele Sayın Kerim Yalçınkaya o yıllarda sanki kendisini basına adamıştı. Çok zor şartlarda Söke Ekspresi çıkarmaya gayret ediyordu. O yılları kendisi anlatırsa daha güzel olur. İşte o günden bu güne dek Kerim Yalçınkaya ile tanışıyor ve değişik gazetelerde yazıyorduk. Hiç birbirimize ters düşmedik. İkimizin de amacı yaşadığımız bu kentin bir büyük köy görünümünden çıkarak, modern bir kent haline dönüşmesi idi. Ne yazık ki özlemle beklediğimiz bu olay şimdiye kadar gerçekleşmedi.

Emekli olduğum yıllarda YENİ SÖKE GAZETESİ çıkarılmaya çalışılıyordu. Benim de yazmamı istediler. Ben de onun önerisi ve Suat Tutak’ın ısrarı üzerine Yeni Söke Gazetesi’nde uzun yıllar yazdım. Yazılarımda hep Söke’nin tarihi, kültürü, coğrafyası, ekonomisi ve turizmi ile alakalı araştırmalar yazdım. Bir çokları ses getirdi ve “ANADOLU’NUN SESİ” gazetesinde yayınlandı. Daha sonra “GERÇEK GAZETESİ”nde yazmaya başladım. Oda kapanınca yeniden “SÖKE EKSPRES GAZETESİ” ne döndüm. Atatürk bir demecinde: “BASIN HALKIN MÜŞTEREK SESİDİR!” der. Bir gazeteyi kim çıkarırsa çıkarsın o gazete çıktığı ülkenin ve kentin ortak sesidir, ortak gözü ve kulağıdır. Bu gazeteler yayınlanma gücünü doğdukları kentin halkından alırlar. Bizler bu gazetelerde fahri yazarlık yapıyoruz. Amacımız gözümüz, kulağımız olan ve sesimiz olan bu gazete ile yaşadığımız kentin sorunlarını ilgililere duyurmak, yapılan hataları eleştirip, politik oyunlara ve yönetici hatalarına karşı kentimizi savunmaktır.

İşte Söke yerel basınında elli yıllık bir yazım hayatına sahip olan sayın Kerim Yalçınkaya ağabeyimizi bu hizmetlerinden dolayı  kutluyor, teşekkür ediyor ve  2020 “AYDIN GAZETECİLER CEMİYETİNCE “ ÖDÜLLENDİRİLMESİ İÇİN ÖNERİDE BULUNUYRUM. Sayın Cemiyet yöneticilerinin bu önerimi dikkate alacaklarını umuyorum. Böylece Söke ve Aydın yerel basınına elli yıldan fazla fahri olarak hizmet vermiş olan bir gazeteci ağabeyimizin emeğine manevi destek ve katkı yapmış oluruz. Buda onun bunca emeğine karşı hakkıdır. Cemiyetimizin Söke Şubesi Başkanımız Sayın ALİ ESMER’in de bu konuda yardımlarını rica ederek desteğini bekliyorum.

Bazıları gibi o kendini övmeden, mütevazi bir anlayış ve üslüpla Söke’ye ve Sökeliler’e yazıları VE ARAŞTIRMALARI ile ışık tutmuş, önerilerde bulunmuş, doğruların yanında olurken, yanlışlara da karşı çıkmıştır. AĞALAR MEMLEKETİ SÖKE” adlı değerli araştırması ile bir kentin doğuşunu yaratan insanların köklerine kadar inerek, bugünkü nesillere ışık tutmuş ve köklerini tanıtmıştır. Bu ödüle bu yapıtı ile zaten çoktan hak kazanmıştır. Baskısı tükenen bu yapıtı benden bir çok insan ve Üniversiteler istiyor. Bende bulunanlardan ancak birer tane üniversitelere göndere biliyorum. Ne yazık ki biz yazarlar, yazdıklarımızı yayınlayacak maddi güce sahip insanlar değiliz. Kerim Yalçınkaya’nın elinde yayına hazır bir SÖKE’NİN 60 YILLIK TARİHİNE ve insanına ışık tutacak SÖKELİ’NİN YAŞAMINDAN ÖYKÜLER SUNACAK kitap taslağı vardır. Ama maddi gücü olmadığı için bu SÖKE’NİN VE SÖKELİ’NİN ROMANINI yayınlayamıyor. Bu ancak belediyelerce bastırılabilir. Ya Söke belediyesi ya da Aydın Büyük Şehir belediyesince bastırılırsa Söke için bir tarih özelliği taşır. Kitap yayınlandıktan sonra verilen para fazlası ile geri döner. Çünkü kitabın meraklısı çoktur. İçinde yer alan konularda adı geçen kişilerin bugünkü evlatları dedelerinin  ve babalarının o yıllardaki yaşamlarını merak ederek alacaklardır.

Bu yazıyı Kerim Yalçınkaya’dan habersiz yazdım. Kendisine söyleseydim karşı çıkardı. İlgililere saygılarımla arz olunur.

 

Bu makale 454 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz