söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



FAKİRLİĞİ YENERİZ


FAKİRLİĞİ YENERİZ

 

Geçtiğimiz günlerde Aydın’ın fakirleşmesi ile ilgili bir haber üzerine düşüncelerimi ifade eden bir yazı  yazmış ve konuya devam edeceğimi ifade etmiştim. Gündem yoğun olduğundan aynı konuya ancak bugün dönebildim.

Sevgili okuyucu, ben ilkokula giderken Söke’nin nüfusu 23 bin kadardı. Bu nüfus daha çok memur ve esnaf ağırlıklıydı. O zamanlar henüz köylerden kentlere göç yaygın olarak başlamamıştı. Dışarıdan da fazla göç almıyorduk. Mevsimlik olarak gelen pamuk işçileri sezon sonunda memleketlerine dönerlerdi. Yani nüfusta fazla bir artış olmazdı.

Pamuğun yanında incir, zeytin gibi ürünlerimiz, sebzecilik ve hayvancılık gibi uğraşılarımız vardı. İhtiyaçlar da bugünkü kadar çok değildi. Çamaşır ve bulaşık makineleri, buzdolapları falan yoktu. Mutfakta bir tel dolap yemekleri saklamaya yetiyordu.  Gerisi ev hanımlarının mahareti…

***

Zaman içinde ihtiyaçlar çoğaldı. İnsanlar doğal olarak yenilikleri temin edip kullanmak istiyorlar. Daha fazla tüketim meydana gelirken bazı üretim araçları zorlukları nedeniyle terk edildi. Köylerimizde hayvancılık kalmadı. Köylü kendisi bile yoğurdu, peyniri, yumurtayı satın almaya başladı.

Şehirlerin cazibesi arttıkça köylerdeki genç nüfusu buralarda tutabilmek de zorlaştı. Kente doğru göç başladı. Ancak endüstriyel gelişim sağlanamadığından kente göçen köylüler yine toprak işiyle uğraşıp köyü şehirde yaşamak zorunda kaldılar.

Ama böyle zenginleşmek mümkün değildi. Bu nedenle de giderek fakirleşmeye başladık.

***

Geçen hafta çıkan haber Aydın’ın giderek fakirleştiğinden söz ediyordu. Aydın ne yazık ki artan nüfusuna oranla bir üretim artışı gerçekleştiremedi. Zaten girişimcilik geleneğinin çok da geliştiği bir kent olmadığından fakirleşme kaçınılmaz oldu.

Çevremizdeki iller endüstri hamlesini bizden önce gerçekleştirdiler. Özellikle Denizli örneği çok çarpıcıdır. Bu kentten bize çalışmak için mevsimlik işçiler gelirdi. Hatta pek çoğu da yerleşip hemşeri oldular. Bugün üretim olarak ve elbette ki zenginlik olarak onların gerilerinde kaldık. Bazen yokluklar itici güç olabiliyor.

***

Son zamanlarda Aydın’ın doğusu bir sanayi hamlesi yaparken batıda Kuşadası ve Didim turizmle çıkış yakalamaya çalıştı. Biz Söke olarak yine ne yapacağımızı bilemez halde bekledik ve fakirleşme devam ettik. Söke bir taraftan üretememe sorunu yaşarken diğer taraftan tüketimi teşvik edecek yatırımların da ardı kesilmiyordu. Öyle ki, zincir mağaza sayısında Türkiye ortalamasının çok fazla üstünde olduğumuzu biliyoruz. İlçemizi her tarafından dev alışveriş merkezleri çevirdi. Kazanmadan tüketen bir kent olmaya başladık.

Sonunda Allah razı olsun, bazı hemşerilerimiz çıkıp şu Organize Sanayi Bölgesi projesini hayata geçirdiler de bir umudumuz oldu. Ama birileri çıkıp ona da itiraz etmeye başladılar.

OSB çevreye büyük zararlar verecekmiş.

***

Sevgili okuyucu, insanlar yokluktan kendi canlarına kıyar oldular. Aydın giderek fakirleşiyor, Söke Aydın’dan da hızlı fakirleşiyor. Bakınız, bu kent eskiden okulunu, camisini, her türlü sosyal mekanını kendisi yapar, devlete hediye ederdi. Şimdi leylek yavrularına döndük. Devletten bir şeyler bekliyoruz da,  ne beklediğimizi bile tam olarak bilemiyoruz.  Zamanında yapılan çimento fabrikası ile Söktaş  en önemli istihdam kapılarıydı. Bu fabrikalara her türlü zararlarına rağmen tek laf etmedik. Edenleri de “burada insanlar ekmek paralarını kazanıyor” diyerek susturduk. Ama iş kurulmakta olan OSB’deki firmalara gelince hepimiz de amansız birer çevreci olduk. 

“Suyu zehirliyorlar…”

“Havayı kirletiyorlar…”

Fakirleşiyoruz ve de fakirleşmeye devam edeceğiz. Öncelikle bakış açımızı gözden geçirip objektif olmayı başaramadığımız sürece bu süreç böyle devam edecek.

Kağıt fabrikaları, yem fabrikaları, tekstil fabrikaları hiçbir ülkede yasak değil. Ama çimento fabrikalarını yasaklayan ülkeler var. Bizde ise tam tersi, çimentoya laf söyleyen yok. Kapasiteyi arttırıyorlar, neredeyse alkış tutacağız. Ama son teknolojiyle kurulmakta olan diğer fabrikalara peşinen  hayır diyoruz.

Son söz; fakirlikten kurtulmak için mutlaka daha fazla üretmek gerekir. Üretimde mutlaka çevreye zararlar olacaktır. Bu durum yalnızca sanayide değil, tarımda da böyledir, hatta hizmet sektöründe de böyledir. Önemli olan bu zararların kabul edilebilir sınırların altında olmasıdır. Bunu sağlayarak sanayi  yatırımlarını gerçekleştirecek olan Söke fakirliği de yenecektir.

 

Bu makale 1008 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz