söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



MUTLULUK NEDİR


MUTLULUK NEDİR

 

Kim ki gönülden verebiliyor odur işte gerçek mutlu insan!

Tolstoy'dan bir alıntı yaparak başlıyorum düşüncelerimi anlatmaya:

"Allah arzı yarattığı zaman, arz sallanmaya (tıpkı bir hurma ağacı gibi sağa sola) yalpalar yapmaya başladı. Bunun üzerine dağlarla onu sabitleştirdi ve böylece arz istikrarını buldu. Melekler dağların şiddetine hayran kaldılar.

'Ey Rabbimiz', dediler: 'Dağlardan daha şiddetli mahlûk yarattın mı?'

'Evet', buyurdu Allah; 'demiri yarattım.'

'Demirden daha şiddetli bir şey yarattın mı?' dediler.

Hak Teâlâ: 'Evet' dedi. 'Ateşi yarattım.'                                                                   

'Ateşten daha ağır bir şey yarattın mı?'dediler.

Allah, 'evet' dedi. 'Suyu yarattım.'

'Sudan daha şiddetli bir şey yarattın mı?' dediler.

Allah tekrar cevap verdi: 'Evet, rüzgârı yarattım.'

'Rüzgârdan daha şiddetli bir şey yarattın mı?' diye yine sordular.

Allah, 'evet' dedi: 'İnsanoğlunu yarattım.' Devam etti:

'Eğer o, sağ eliyle verdiğini sol eli görmeyecek kadar gizlerse... Çok şiddetli olur.' dedi.

***

Yukarıda alıntıda da söz edildiği gibi, insan yaptığı iyiliği karşılıksız yapmalı.

İyiliği karşılıksız yapanlar ancak gerçek mutluluğu tadarlar, diğerlerininki bir aldanmadır.

Buradan toplumsallığa gelmek istiyorum.

Tüm yaratıklar toplum halinde yaşarlar…

Kendi türlerinden ayrı yaşayan yaratıklar yoktur.

Toplumsallık aslında bir arada olma mecburiyetidir.

Birbirimizin varlığından yararlanmadır.

Birlikte üretme, birlikte tüketmedir.

Şöyle düşünüyorum da bu dünya benim olsa başka kimse olmasa...

Ne işe yarar ki?

Ya da her şey benim olsa başkasında hiç olmasa, herkes benim elime baksa...

Bir anlam ifade eder mi?

Benim yaşadıklarımdan çıkardığım tek şey:

İnsan bu dünyada mutlu olursa ancak yaşadım diyebilir.

Servet sahibi olma, şan, şöhrete kavuşma...

İşte herkesin senden söz etmesi...

 İşte ülkeyi yönetme, dünyayı yönetme gururunu yaşama...

Hiçbir şey, hiçbir şey; vermenin, hele, hele azından vermenin verdiği mutluluğu veremez!

Yukarıda yaptığım alıntı Tolstoy’un "Muhammed" adlı kitabından…

Buradan da anlaşılacağı gibi Tolstoy Hz Muhammed'i (sav) merak etmiş ve onu anlamaya çalışmış.

Anlamış da!

Aslında Müslüman’ım diyen herkesin, Müslümanlığı Tolstoy'un da anlattığı gibi Hz. Muhammed paralelinde anlaması gerekir.

Onun dediği gibi olur.

"Bir Müslüman’ın gücünün ölçüsü, onun ancak gücünün yetmediği noktada çaresiz kalmasıdır."

Ve gerçek Müslüman: " Kendisi için istediğini başkası için de isteyendir!" der, Hz. Muhammed..

Böyle olmaya öykünenlere ne mutlu...

İşte mutluluk o noktalarda gezinir durur da biz bir türlü göremeyiz canlar...

Mutluluktan başka bir şey istemek kadar cehalet yoktur aslında!

Bugün ülkemize bakıyorum da...

Bir sürü insan, ben iyi Müslüman’ım diye orta yerlerde dolaşıp duruyor ama gel gör ki barış yok ortada!

Barış sadece iyilikten doğar oysa...

Demek ki...

Söylemeye dilim varmıyor ya...

Bizimkiler boşuna caka satıyorlar orta yerlerde!

"Gelin canlar bir olalım...

Sevgiye durak olalım..."

Saygılarımla...

 

Bu makale 227 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz