söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



ENSAR TURGUT TEKİN - AHMET HİLÂLİ UZBEK KONAĞI KÜLTÜR HİZMETİNE AÇILIRKEN! -1


ENSAR TURGUT TEKİN

 

AHMET HİLÂLİ UZBEK KONAĞI KÜLTÜR HİZMETİNE AÇILIRKEN! -1 

                                                                

KONAĞIN SAHİBİ KONAK VE DEDELERİ HAKKINDA  BİLGİ VERDİLER

KONAĞI BELEDİYEMİZE BAĞIŞLAYAN AHMET HİLÂLİ  UZBEK BEY’İN ATALARI VE BU KÜLTÜR MİRASINA AİT ANLATTIKLARI

 

Gazetecilikte çok önemli bir konu var.  Daha önceden yayınlamış olduğum konuyu tamamlayarak, okuyucuya doyurucu veya tatmin edici bilgi vermek. Okuyucu böylece daha önce bağ kurduğu veya merak ettiği konuyu tam öğrenmesini sağlayarak merakını gidermek. Bu amaçla 8 Ocak 2020 tarihli gazetemizde yayınlamış olduğumuz “Kemalpaşa mahallesini koruma ve Yaşatma projesi”ni detaylandırmak amacıyla bu yazıyı hazırladık. Konağı bağışlayan Ahmet Hilali Uzbek bu konuda aşağıdaki bilgileri verdiler. Kendisine teşekkür ederim.

                                                ***

ELHAC (HACI)  ŞEYH AHMET HİLÂLİ HAZRETLERİ

1806 tarihinde Girit adasının Kandiye kentinde vefat etmiş. Doğum tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur. Girit Adası’nın Kandiye kentinde “Halveti Tarikatı’nın kurucusu ve bu dergahın ilk postonişinidir. Dedeleri Girit’in fethinden sonra Kandiye’ye yerleşmişler. Elhac Şeyh Ahmet Hilâli Efendinin soy kütüğü HZ. Muhammed’e kadar  dayanır. Bu soy silsilesine ait çok güzel bir “Silsile Name” mevcuttur. Bu Silsilede Hz. Muhammet, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Ali ve Osman’dan günümüze kadar kurulmuş olan tarikatların  silsilesi vardır. Bu dergahı tanıtan birçok tarihi dökümanter belge ve evrak, Sayın Ahmet Hilâli Uzbek’te mevcuttur. 19 Mayıs 2017 Cuma günü yapılan açılış töreni ile  açılışta bu belgelerle birlikte konak belediyemize teslim edildi. Sayın Ahmet Hilâli beyin teslim ettiği  bu belgeler konaktan daha değerli kültürel ve tarihi malzemeler içeriyor. Haklı olarak bu bina ile bu tarihi belgelerin de kültür hizmeti olarak saklanması gerekir. Alilenin tek istekleri de buydu. Tarihe mal olmuş birçok değerli evrak ve belgelerin bundan sonrada halkımıza ve tarihçilerimize kaynaklık etmesini istiyorlardı. Bu istek sadece bu bağış yapan ailenin isteği değil, biz Sökeliler’ in de isteğidir. Kentimizde sergilenecek, eski tarihi kitapların, tarihi belgelerin, müzelik olan ve olabilecek tarihi tablo ve resimlerin saklanacağı korunacağı bir yerimiz yoktu. İsteriz ki bu konak bundan sonra bir tarih, kültür ve müze evi olarak düzenlensin. Biraz eskilere değil, Cumhuriyet dönemine bakıyoruz: Atatürk, Fevzi Çakmak ve diğer devlet adamlarımızın Söke’mize gelişlerini sergileyecek bir kronolojik düzende gösterecek bilgiler dahi yoktur. Yine Söke Kaymakamlarının, belediye başkanlarının kronolojik görev  sıralarını gösteren zaman şeridi yok. Söke’yi tanıtan ve söke’de yayınlanmış kitap ve dergilerin sergilendiği bir araştırma odası yok. Söke’den yetişmiş edebiyatçıların birer portreleri ile kitaplarından oluşan bir sergi ve onları tanıtan bir biyografileri yok. Peki o yok, bu yok! Bu kentin tarihini, gelişmesini araştırıp yazmak isteyenler hangi kaynağa dayanarak yazacak ve araştıracaklar? Bu yazıları konağın açıldığı günde yazmıştım. Şimdi sevinerek öğreniyorum ki, bu konak belediyemizce “BİR KÜLTÜR EVİ” olarak düzenlenecek ve sergilenecek. Bu her Sökeli gibi beni de sevindirdi ve duygularıma tercüman oldu. Başkana ve bu konuyu düşünenlere teşekkür ederim. Böylece Ahmet Hilali Üzbek beyin bir arzusu da yerine getirilmiş oluyor.

Ahmet Hilâli Bey’in böyle bir arzusu sizce doğru değil mi? Sanırım değerli başkanımız  bu sese kulak vererek, bu tarihi konağı bir tarih ve Kültür varlıkları müzesi haline getirir.

Osmanlı Döneminde Tekkeler birer Sosyal yardım ve dayanışma vakıfları idi. Halkın eğitilmesinde, ac ve fakirlerin doyurulmasında önemli hizmetler görmüşlerdi. Girit Adası’nın Kandiye kentinde görev yapan bu tekkede çok yararlı görev ve hizmetler yapmıştı. Elhac Şeyh Ahmet Hilâli’ nin torunlarından olan Şeyh Ahmet Hilâli Hazretleri ise Osmanlı döneminde “Kandiye’ye “Nakibül Eşref” olarak tayin edilmiş. Döneminde Girit’e ve Kandiye’ye sahip çıkarak, orada Türk eğemenliğinin uzun yıllar sürmesine destek olmuş yardım etmiştir. Girit adasının Türkleşmesine ve manevi hamuruna maya katmış ulu bir kişidir. Bugün Giritliler’in hala bu ruhu taşıdıklarını görüyoruz. İşte Kurtuluş Savaşı yıllarında Söke’de Şehit Cafer Efe’nin ne kadar vatan sever ve bu uğurda bu vatanın kurtulması yolunda can verdiğini biliyoruz. İşte Girit’te bu ruhu ve manevi değeri sağlayan değerli Şeyh Elhaç Ahmet Hilalilerin çok önemli manevi katkıları olmuştur. Böyle mübarek kişilerin ruhlarına saygı duymak, onları yüceltmek ve manevi değerler olarak halkımıza tanıtmak elbette bizler için birer görevdir.

Girit’i ve Balkanlar’ı terk ettiğimizde bu aile atalarının ve dergahlarının kurucu şeyhleri olan Elhac Şeyh Ahmet Hilâli Uzbek’in mezar taşları ile kemiklerini bile orada Yunana bırakmayarak, toplayıp Ana vatana getirmişlerdir. İşte oradan getirdikleri bu iskeletleri Konağın bodrumunun penceresine saklayarak duvarla kapatıyorlar. Cumhuriyet döneminde tekkeleri kapatan kanun çıkınca bu tekke de bu kanuna göre kapanmış. Şimdi belediyeye ailece bağış yapıldıktan sonra bu konak restore edilmeye başlıyor. Pencerenin kapalı olduğunu gören restorasyon ekibi bu duvarları ortadan kaldırarak, bu iskeletleri bulup ortaya çıkarıyorlar. Mücize, Peygamberlere Allah tarafından tanınmaları için onlara verilen bir işarettir. Keramet ise erenlerin gösterdiği birer işarettir. Bu mübarek zatta kendini göstermek amacı ile ortaya bir varlık koymuştur. Bu varlık onun ışık şeklinde tecelli eden ruhudur. Ben bu ilmi fazla bilmem ama ruhçular ve bu konuları inceleyenler bu konuyu yakından takib edenler birçok benzeri kerametlere tanık olmuşlar ve hatta görüntülemeyi bile başarmışlardır. Bodrum temizlenirken iki işaret ortaya çıkmış bu işaretler bu görüntüleri her gün yapılan işleri takip ederek raporları hazırlayan restorasyon ekip elamanı Oya ince Kara tarafından belediyeye ait olan dijital fotağraf makinesi ile tespit edilmiştir. Bu tespit olayı kemiklerin bulunmasından yaklaşık olarak bir hafta sonra tespit edilmiş. Bu tespit bilgisayar ortamına  kaydedilerek, bilgi sayar ve dijital ortama aktarılmıştır. Bu iki işaretin birincisi İskeletin bulunduğu bodrumun penceresinden yere Şimşek çakar gibi bir durumda bir ışık aktarmaktadır  ve görünmek için parlamıştır. Bu ışığa inanan ailenin Çocukları ve büyükleri bu davaya sahip çıkarak, bu helveti tarikatı şeyhine uygun ona saygı olarak bu iskeletleri konağın bahçesindeki temiz bir alana gömmüşler. 

Devamı yarın>>>>

 

Bu makale 79 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz