söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



CUMARTESİ KONUĞU: KİSİR MUHTARI BAKİ  SUNA


CUMARTESİ KONUĞU: KİSİR MUHTARI BAKİ  SUNA 

 

Aydın’ın fakirleşmesi konusunda bir hafta arayla iki yazı yazmıştım. Haftaya bir yazı daha geliyor. O yazıların mürekkebi kurumadan Kisir Mahallemizin Muhtarı Baki Suna ile karşılaştım. Uzun zamandır görüşmüyorduk. 

Tanıyanlar bilir, Baki Bey çok düz bir insandır. Gizlisi saklısı olmadığı gibi lafını da esirgemez, düşündüklerini açık açık söyler. Hal hatır sormalardan sonra da hemen söze girdi.

“Bu sene zeytinden hiçbir şey anlayamadık. Doğru dürüst mahsul alan olmadı…”

Bu lafı başkalarından da duymuştum ama anlamazdan gelip muhtarı konuşturmak istedim.

“Ne oldu, bu sene zeytin olmadı mı?”

“Zeytin var da işe yarayacak zeytin yok. Millet artık tembel oldu.  Eskiden dip zeytinler toplandıktan sonra başakçılar bile girer kalan zeytini başak ederdi. Şimdi dipler ağaçların altında çürüyor. O zaman da olanlar oluyor işte…”

Yeni nesil başakçılığın ne olduğunu bilmeyebilir. Küçük bir bilgi notu ekleyelim. Tarlalarda kalmış başakları, bağlardaki dökülmüş meyveleri toplama işine başak yapma, toplayana da başakçı denirdi. Bunların topladıkları kendilerinin olurdu. Söke ovasında da pamuk hasadı elle yapılırken üçüncü elden sonra tarla sahipleri başakçılara izin verirler, kıyıda köşede kalmış, ya da sonradan açan  pamuklar bu kişiler tarafından toplanıp satılarak bütçelerine katkı sağlardı.

Muhtar Suna’ya göre eskiden zeytinde de başak yapılırken şu anda dip zeytinleri ağaç sahipleri bile toplamıyormuş. Böyle olunca da ağaçların altında uzun süre kalarak çürümeye başlayan zeytinlerden oluşan sinekler de kaliteli ürüne bile zarar veriyormuş.

Lafın sonu her zamanki klasik söylemle tamamlandı:

“Devlet bu işe el atsın, İlçe Tarım Müdürlüğü gereğini yapsın…”

“Nasıl olacak o iş?”

Muhtar belli ki bu konuları uzun uzun düşünmüş, çözümü de bulmuştu.

“Dip zeytinlerin toplanması mecburi tutulacak. Toplamayanlara cezalar uygulanacak. Bak pamukta ne güzel yapıyorlar. Belli saatlerde toplamayı yasakladılar. Böylece nemi önleyip kaliteyi koruyorlar. Pamukta yasaklar getiriliyorsa zeytinde de getirilsin. Zeytinci de devletten her türlü desteğini alıyor. Gübre desteği, mazot desteği, organik tarım desteği, iyi tarım uygulamaları desteği, sertifikalı fidan desteği… Bütün bu destekleri almasını biliyorlar, ama ağaçların dibine düşen zeytinleri toplamaya üşeniyorlar. Devlet mecbur etsin. Toplamayana cezayı kessin.  Bu ağaçlar milli servet. Zeytin de bizim milli ürünlerimizden. Bunun kalitesini bozmaya kimsenin hakkı yok…”

Muhtar bunları anlatırken bile çok öfkelenmişti.  Ayrıldığımızda arkamdan sesleniyordu:

“Bunları yazarsan ismimi vermekten de çekinme. Ben bu lafları her yerde söylüyorum…”

İşte sevgili okuyucu, Kisir Muhtarı Baki Suna ile sohbetimizde bunlar konuşuldu. Evliya Çelebi’yi rahmetle anarken onun Aydın için söylemiş olduğu “dağlarından yağ, ovasından bal akar” sözünün dayanağı elbette ki Allah’ın bölgemize bir lütfu olan zeytin ürünü ve zeytinyağıdır.

Neden her şeyin kolayına kaçıyoruz ki? Halbuki işin içine gönlümüzü de emeğimizi de daha fazla katabilsek kazancımız da daha fazla artacak. Üç kuruş prim parasını beş kuruşa çıkarmak için mücadele verirken aynı çabayı ürünlerimizin kalitesi ve rekoltesi için harcasak daha güzel olmaz mı?

Bereketli kazançlar diliyorum.

 

Bu makale 626 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz