söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



YERLİ OTOMOBİL ÜZERİNE POLEMİKLER


YERLİ OTOMOBİL ÜZERİNE POLEMİKLER

 

Her kafadan bir ses çıktı, herkes konuşup bir şeyler söyledi. Bu durumda ben eğer bu konuda sessiz kalırsam laf olur, söz olur. Öyle ya, sevenimiz var, sevmeyenimiz var…

Sessizliğimiz türlü çeşit yorumlanabilir. Elin ağzı torba değil…

“Yerli arabaya karşı çıktığı için sessiz duruşu aslında karşı çıkma anlamına gelir…”

Öncelikle ifade edeyim ki, yerli olan hiçbir şeye karşı değilim. Bizim neslimiz “yerli malı yurdun malı, her Türk onu kullanmalı” sloganlarıyla büyüdü. Hatta bunun için okullarımızda yerli malı haftaları düzenleyip yerli meyve ve çerezlerimizden yer, düşman çatlatırdık. O zamanlar giysi için kumaşlar Sümerbank’ta üretilir, şekerimiz de şeker fabrikalarımızdan sağlanırdı. Çikolata bilmezdik ama nefis lokumlarımız ve de helvalarımız vardı.

***

Neyse, bu lafı uzatırsam yine başka yerlere gidecek.  Ben konuya döneyim. Geçen haftanın gündemi yerli otomobilimizdi. Sosyal medyadan ve de televizyon haberlerinden ifade edildiğine göre bu otomobil bizim ilk yerli otomobilimiz oluyormuş.

Bunu çok düşündüm. Bu yazıyı yazmadan önce böyle bir süre beklememin nedeni de bu zaten. Bize daha önce de böyle laflar edilmişti. Ben elbette ki “Devrim” isimli yerli otomobilimizin yapılış serüvenini  televizyon ve gazetelerden okudum. O günlere erişemedim. Ama insanlarımızın heyecanını, emeğini ve başarısını, ülkemizin sektördeki geleceğini  engellemek isteyen şer güçlerin deneme sürüşünde araca benzin koymayıp başarısız olmasına neden olduğunu anlatılanlardan öğreniyoruz. 

Yani bir milli  otomobil üretme serüvenimiz daha önceleri de olmuş.

***

Benim ilk gençlik yıllarımda yine bütün ülke olarak heyecanla nefeslerimizi tuttuk. İlk yerli otomobil üretimimiz başlıyordu. Yarışmalar yapılıp isim seçildi. Bu aracın ismi “Anadol” olarak belirlenmişti. Çok da üretildi. Yabancı araçların çok altında bir fiyatla satılıyordu. Ona da tahammül edemedik. “Anadol’un kaportasını eşekler yemekte” diye basında haberler ve fotoğraflar çıktı. Aracı kötülemek için el birliğiyle seferber olundu. Halbuki sevimli bir otomobildi. Kamyonetleri de vardı…

Bu sefer farklı bir şey yaptık; İtalyan Fiat marka otomobilin adını Murat yapıp yerli otomobil olarak piyasaya sürdük. Araçlar Türkiye’de yapıldığına göre Türk malı sayılırdı. Adları da Türk adıydı. Onların serçe, şahin,  doğan, kartal gibi kuş serilerini de ürettik…

***

Bu arada bazı müteşebbisler de bu milli ve yerli otomobil kampanyamıza heves edip işin içine girdiler. Mesela inşaattan sanayiye, hayatın her alanında boy gösteren, adının başına “JET” lakabı konarak anılan, dünyanın haritada yerini bulamayacağımız coğrafyalarından bile devre mülk satan bir girişimci yurttaşımız sanırım Siirt’te kurulacak bir yerli otomobil fabrikası için tahvil satışı bile yapmıştı. O aracın da prototipleri İtalya’da üretilip vatandaşlarımızın beğenisine sunulmuştu.

Bu jet kardeşimiz de işin içinden çıkamadı. Galiba orada devletin de biraz kabahati oldu. Adamı sürekli rahatsız edip dolandırıcı damgasıyla hapislere atarsanız nasıl başarılı olacak?..

Evet, sonuçta bu yerli otomobil işinde çok da çaylak olmadığımız anlaşılıyor. Belli bir geçmişimiz var. 

Bu uzun girişi yaptıktan sonra araç hakkında yazılmış iki yazıdan alıntılar yaparak konu hakkındaki düşüncelerimi paylaşacağım. Alıntı yapacağım yazılar tarafsız gibi görünseler de, daha çok olaya olumsuz bakan düşünceler içeriyorlar. Ama zaten öylesi de lazım değil mi?..

Televizyonlarımız sanki ortak yayına geçmişçesine bu otomobil işini göklere çıkarırken bu işe karşı çıkanların ortaya koydukları gerekçeleri de görmek gerekmez mi?

Yarın devam edeceğim.

 

Bu makale 809 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz