söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



MEVLANA'YI SAYGIYLA ANIYORUZ


MEVLANA’YI SAYGIYLA ANIYORUZ

 

Hazreti Mevlana’ yi yaklaşık 750 yıldır saygıyla ve rahmetle anıyoruz. O da Hacı Ahmet Yesevi Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli gibi milli değerlerimizdendir. Bunlar Horasan'dan gelen erenlerimiz dendir.

Mevlâna’nın asıl adı, Celâlettin Rumi’dir. 30 Eylül 1207’de Afganistan’ın Belh (Horasan) da doğdu. 17 Aralık 1273 yılında Konya’da vefat etmiştir. Büyük bir tasavvuf şairi, büyük fikir ve düşünce adamıdır. İslami duygu ve düşüncelerini 26 bin beyitte toplandığı söylenmektedir. Babası Moğol tehlikesi yüzünden 1218 ‘de ailesini alıp Anadolu Selçukluların yönetimindeki Anadolu’ya gelmişler. Bir süre Karaman’da kaldıktan sonra 1228 yılında Anadolu Selçukluların başkenti olan Konya’ya gelmişlerdir.  30 Kasım 1244 ‘de Şemsi Tebrizi ile tanıştı. Bu tanışma Mevlana’ nın yetişmesinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Şiir deryasından büyük bir divan hazırlamıştır. Bu Mesnevi adı ile ünlenmiştir.  Bu eserinde Mistik öyküler, fıkralar deyişler ve alegorilerle süslü uzun manidar şiirler yazarak Tasavvuf düşüncesi içinde 13.Yüz yılda önemli bir yer tutmuştur. Mevlana’nın önemli sözlerinden biri:

 

Sevgide güneş gibi ol

Dostluk ve kardeşlikte

Akarsu gibi ol.

Hataları örmede

Gece gibi

Tevazuda toprak gibi ol,

Öfkede ölü gibi öl,

Her ne olursan ol,

Ya olduğun gibi görün,

Ya göründüğün gibi ol…

Hazreti MEVLANA

 

Sözü Hazreti Mevlana’dan açmışken onun uzun yıllar emek verdiği Mesnevi’den kısacık manidar  “ PADİŞAHIN KIZI” adını taşıyan bir öyküsünü sizlerle paylaşmak isterim:

“Zamanın birinde padişahın biri, adamlarını yanına alır, ava çıkar. Yolda gördüğü cariyeye âşık olur. Oldukça yüklü bir parayla satın alır. Sarayına getirir. Aradan birkaç gün geçer. Bu güzelim kız hastalanır. Ve yatağa düşer. Padişah kaygıya düşer, bütün memleketin hekimlerini toplar ve bir çare bulmalarını ister.

- Benim canımın canı hasta, yatağa düştü, Kim onun derdine derman bulursa, ona yüklü bir armağan altın, para v.s.  vereceğim.

- Hekimler:

- Elimizde her türlü hastalığı  tedavi edecek ilaç var. Siz hiç merak etmeyiniz, derler.  Padişahın yüreğine su serperler.

- Zaman geçirmeden geç kızı / cariyeyi tedavi ederler. Ancak hiçbir ilaç onun derdine çare olamaz,   ve onu bu hastalıktan kurtaramaz.  Hekimler çaresiz kalırlar.  Padişah Tanrı’ya yalvarırken düşünde bir eren görür.

- Eren dile gelir.  Müjde ey padişah, der. Dileklerin kabul oldu. Yarın sarayına birisi gelecek. O bizdendir. Kabul et, hastanı göster” der… Padişah birden bire uyanır, bir daha gözüne uyku girmez. Derken sabah olur ve saraya bir ermiş gelir. Ermiş Cariye ile baş başa kalır, hal hatırını sorar. Kız ermişin tüm sorularına cevap verir.,. Memleketini sorar,  Memleketinin Semerkant olduğunu ifade eder. Kızın Semerkant’ta bir kuyumcuya aşık olduğu söyler.   Durumu padişaha anlatır.  Zaten padişah daha bu kızla evlenmemişti. Kızın bundan dolayı hastalandığı söyler. Padişah cariyeyi azat eder, yüklü armağanlarla Semerkant’ta gönderir. Böylece bu genç kız kendini yiyip bitiren bu hastalıktan kurtulmuş olur. (1)   

Büyük düşünür ünlü bilim adamı ve şair Hazreti Mevlana’yı ölümünün 746 yılında saygıyla ve rahmetle anıyor, yazımı bir sözü ile bağlamak istiyorum.

Âşıklık, gönül yarasından belli olur, Hiç bir yara gönül yarası gibi değildir.

 

1-Mevlana, Mesnevi’den Seçme Öyküler, Türk Klasikleri, İskele Yayıncılık, 2015- İstanbul.

 

Bu makale 97 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz