söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



VEKİLİMİZ KANAL İSTANBUL İÇİN DE KONUŞTU


VEKİLİMİZ KANAL İSTANBUL İÇİN DE KONUŞTU

 

İnanın ki ne zaman konuşacak diye merakla bekliyordum. Beni çok fazla merakta bırakmadı. Sökeli Vekilimiz her konuda olduğu gibi Kanal İstanbul Projesinde de çok değerli düşüncelerini kamuoyuyla paylaşarak halkımızı bilgilendirdi. Doğrusu çok da iyi yaptı. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımız ne kadar anlatırsa anlatsın, Sayın Vekilimiz kadar güzel anlatıp olayı detaylandıramıyor, aklımızda kuşkular bırakıyordu. Saray danışmanları, bakanlar falan zaten ikna edici olamıyorlardı. Televizyon ve gazetelerde yandaş olarak tanımlanan program konukları bile bu konuda Sayın Vekilimiz kadar ikna edici değillerdi. 

Sağ olsunlar, bu konudaki sıkıntıyı görüp aydınlanma ihtiyacımızı anlamış olacaklar ki, o kadar işin arasında çıkıp  Kanal İstanbul’u da anlatarak ne kadar önemli bir proje olduğunu, nasıl hayırlara vesile olacağını kafamıza soktular.

İyi ki  kendisi vekil seçilmiş. Geç de olsa böyle bir değeri fark edip ülke siyasetine kazandıran çok kıymetli devlet büyüklerimize ne kadar teşekkür etsek azdır.

***

Vekilimizin bu konudaki paylaşımından bazı alıntılar yapmak istiyorum.

“Bakınız, Başkan Erdoğan da İstanbul’da yeni bir kanal açılmasının ülkemizin menfaatine olacağının altını çizerek bu projeyi çok önemsiyor. Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde her geçen gün gelişen ve güçlenen ülkemizde artık sadece kendi milli çıkarlarımızı düşünüyoruz. Kanal İstanbul işte tamda bu nokta da bizim milli çıkarlarımız açısından gerçekten de siyaset üzeri çok büyük bir proje…”

Yani Başkan Erdoğan böyle bir kanalın yapılmasının ülkemiz menfaatine olduğunu altını çizerek önemsemese aslında vekilimiz de önemsemeyecekti. O zaman bizim de önemsememize gerek yoktu. Ama Sayın Cumhurbaşkanımız bu projeyi önemsediğine göre biz de önemsemeliyiz.

Sayın Vekil işin tarihçesine de girmiş. Osmanlıların da bu konudaki projelerinden söz etmiş. Keşke daha da gerilere, Romalılara kadar gideydi…

***

Sevgili okuyucu, bazı kararlar ya da niyetler zamanın şartlarıyla birlikte değerlendirilir. Sözü edilen zamanlarda hava taşımacılığının hayali bile yoktu. Savaş gemileri teknolojisi de günümüzle kıyaslanamazdı. Üstelik uluslararası hukukun çok da önemli olmadığı zamanlardı.

Neyse, biz değerlendirmelerimize devam edelim. Sayın Metin Yavuz devam ediyor:

“Şuan İstanbul Boğazından uluslararası taşımacılık yapan gemiler geçiyor. Bu gemiler kuru yük, petrol ve petrol ürünleri taşıyorlar. Bu İstanbul ve boğaz için büyük bir risk aslında. İşte tam bu nokta da Başkan Erdoğan da aslında bu konuya dikkat çekiyor.”

Sayın Yavuz, son yıllarda boğazlardan geçen gemi sayısının azaldığı rakamlarla sabit. Özellikle petrol taşımacılığının boru hatlarıyla yapılması bu azalmada etken sanırım. Çok şükür, uzun zamandır, kazalar da yaşanmıyor. Bunlar bu devasa proje için gerekçe sayılmaz. Ama bundan sonraki açıklamalarınız üzerinde konuşabiliriz.

Sayın Yavuz devam ediyor:

“Bakınız Başkan Erdoğan Kanal İstanbul ile bugün detayları da paylaştı. Boğazlarda, Montrö’de bize tanınan bir hak yok, uluslararası taşımacılık yapan gemiler İstanbul boğazından istedikleri gibi gelip geçiyorlar. Kanal İstanbul ise böyle değil,..”

Metin Bey bu gemilerin İstanbul Boğazını kontrolsüz bir şekilde geçtiklerini iddia ediyor. Montrö ile bize tanınan bir hakkın olmadığını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarına dayandırarak yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız böyle bir açıklama yaptı mı bilemem. Sayın Vekil yaptı diyor. Ama bu ifadeler gerçeği yansıtan ifadeler değildir.

Montrö’ye göre Türkiye Cumhuriyeti sözleşme hükümlerini uygulayan ve uygulamaları denetleyen taraftır. Türkiye'nin güvenliği, savaş gemilerinin geçişinin önceden Türkiye'ye bildirilmesi, boğazlardan geçen savaş gemilerine tonaj ve sayı bakımından getirilen sınırlamalar, geçişin gündüz yapılması, boğazların üstünden savaş uçağı uçmasının yasaklanması, Türkiye'nin girdiği bir savaş durumunda boğazlardan geçiş rejiminin Türkiye'nin takdirine bırakılması gibi hükümler Montrö’nün bize tanıdığı haklardır. 

Bir noktaya dikkat çekmek isterim. Günümüzde savaş teknolojisi çok ilerlemiş,  savaş gemilerinin tonajları inanılmaz büyüklüklere ulaşmıştır. Montrö’ye göre bu gemiler İstanbul Boğazından geçemezler. Yani  Amerikan filosuna ait böyle gemiler Karadeniz’e geçip orada devamlı kalamazlar. Daha küçük savaş gemileri de geçseler bile onbeş günden fazla kalamazlar.

Bu ve bunun gibi pek çok madde bizi bölgenin hava ve deniz denetiminde belirleyici güç yaparken Kanal İstanbul’dan hiçbir uluslararası anlaşmaya bağlı olmadan her türlü  gemi parayı bastırıp geçebilecektir.

Ben işin burasını içime sindiremiyorum. Sayın Vekilim de buraları bir daha incelemeli. Osmanlı’ya kadar gitmeye, işi Merhum Bülent Ecevit’in şapkasıyla ilişkilendirip güya CHP’ye göndermeler yapmaya falan gerek yok. Montrö’yü iyi okumalı, 1983 deniz Hukuku Sözleşmesinde konuyla ilgili tespitlere bakmalı ve sonra değerlendirme yapmalıdır.

Bu iş öyle şu kadar gemi geçecek,  bu kadar para kazanacağız hesabının çok ötesindedir. İstenirse bu konuda tartışmalara da açığız. 

 

Bu makale 605 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz