söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



İMAN-İYİ İŞ İLİŞKİSİ- I


İMAN-İYİ İŞ İLİŞKİSİ- I


Bu haftaki yazımızda iman-iyi iş ilişkisinden ve özellikle de bu konuyla ilgili olan “iman” “birr” “takva” ve “salih amel” kavramlarından bahsetmek istiyorum. Çünkü bu kavramları iyi anlamamız, iman-iyi iş ilişkisini iyi kavramamızın ön şartıdır. İman, insanın kendi derinliğine dalarak Allah’a doğru yükselme, hayatın bütün zahmet ve çileleri arasında Yaratıcı’ya yol bulma sırrını veren bir duygu yumağıdır. Böylece iman, insanı iş ve vazifeye bağlamak suretiyle bunlardaki derin hikmetleri ve sebeplerini kavratır. İman insana ruhun en yüksek olgunluğa erişme duygusunu kazandırır. İmanın zayıfladığı toplumlarda sevgi ve ilgi bağları kopar, toplumda belirsizlik hâkim olmaya başlar.
İman kavramı ile ilgili bu genel açıklamalardan sonra şimdi Kur’an’da iman kavramına kısaca bakalım. İman, nefsin huzur bulması, korkunun giderilmesi ve kişinin güven içinde olması anlamına gelir. İman kelimesinin Kur’an’da çok önemli bir yeri vardır. Hatta ayetlere bakıldığında imanın şartları diyebileceğimiz hususlar zikredilmektedir.
Kur’an’da iman ve bunun içerdiği hususları sadece iman kelimesi ile görmeyiz. İmanın içerdiği esasları takva ve birr kelimelerinde de bulabiliriz. Hatta öyle ki, Kur’an’da takva sahibi ve ebrar, yani iyilik yapanların özelliklerinden bahseden ayetlere bakıldığında hem iman hem de inananların tüm olumlu ahlâkî işlevlerinin arasında birlik görülür. Öncelikle birr (iyilik) kavramının içeriğine bir bakalım. Bir ayette şöyle denmektedir: “Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanıp, akrabaya, yetimlere, çaresizlere, yolda kalmışa, yoksullara, özgürlüğüne kavuşmak gayretinde olanlara malı seve seve verir, namazı kılar, zekâtı öder. Böyleleri söz verdiklerinde sözlerinde dururlar; bolluk ve bereket zamanı kadar, zorluk, sıkıntı ve şiddet zamanında da sabırlıdırlar. İşte bunlardır özü ile sözü bir olanlar. Ve işte bunlardır korunan takva sahipleri.” ( Bakara, 2/177)
Ayette anlatılan özelliklere bakıldığında Kur’an’da inanılması gereken hususlar vurgulanmaktadır. Mutlak manada alındığında, iman son derece geniş ve kapsamlı bir kavramdır ve açıktır ki, iyi amelin yani işin olmadığı yerde iman olamaz. Bütün bunların püf noktası, iman kelimesinin mutlak manada kullanıldığı zaman, manasında amelleri barındırdığınmaktadır. Böyle bir görüş, Kur’an’ın sık sık “inanıp, salih amellerde bulunanlar yani iyi iş işleyenler...” tabirini kullanması ile ortala çıkmaktadır.
Takva kavramına gelince; Kur’an’a göre, inanan ve iyi iş yapan aynı zamanda takva sahibi olanlardır. Bunlara iyilik yapan anlamında “muhsin” denir. Nitekim bir ayette şöyle denmektedir: “İnanıp iyi iş yapanlara, bundan böyle korunup inanarak iyi işler yaptıktan sonra takvaya sarılıp imanda olgunluğa erdikten sonra bir mertebe daha korunup, güzellikler sergiledikleri taktirde daha önce yapmış oldukları kötü işlerden dolayı hiçbir günah yoktur. Allah güzel düşünüp düzel davrananları sever” ( Maide,5/ 93)
Şimdi de iyi iş kavramı üzerinde duralım. Kur’an’da iyi iş kavramının karşılığı olarak “salih amel” kullanılır. Kur’an-ı Kerim’de salih amel denince aklımıza insanların yaptıkları bilinçli davranışları, aksiyonları gelmelidir. Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde iman ve salih amel, bazı ayetlerinde bunlarla birlikte ahiret inancı yan yana zikredilerek salih amelin faydası ve gerekliliği, kötü amelin zararı ve yanlışlığı üzerinde ısrarla durulmuştur ve inananlar her fırsatta iman ve salih amele teşvik edilmiştir. Örneğin şu ayette olduğu gibi: “İnanıp sâlih amel (yani iyi iş yapanlara) ne mutlu! Onların sonunda varacakları yer ne güzel!” (Ra’d,13/ 29)
(GELECEK HAFTA DEVAM EDECEK)

 

Bu makale 734 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz