söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



Aydınlıyız aydından anlarız


Aydınlıyız aydından anlarız

 

 

Aydın sözcüğünü sık kullanırız. Bazı kişileri ''aydın'' olarak nitelendiririz.

Aydınların toplu bildirilerine, açıklamalarına, yazılarımızda konuşmalarımızda yer veririz.

Bu tür bildirileri anlamaya, yorumunu yapmaya çalışırız. 

Peki, ''aydın kimdir?''.

Aydın sıfatının genel kabul görmüş, tüm öğelerini içeren bir tanımı var mıdır?

Aydın olmanın ölçütleri nelerdir?

Aydın konusunda tipik örnek oluşturabilecek kişiler kimler olabilir?

 Bu kişilere bakarak, onları örnek alarak aydın olmanın ayırt edici ölçütleri oluşturulabilir mi? 

Belki vardır ama ben, eski bir deyişle ''efradını cami ağyarını mâni'' bir aydın tanımı bilmiyorum. 

Ayırt edici tüm ortak özellikleri, nitelikleri içeren bu karşı yabancı öğeleri dışarıda bırakan bir aydın tanımı… 

Böyle bir tanımı geliştirebilmek için

bir aydında bulunması gereken nitelikler, öğeler ile

bulunmaması gereken davranış biçimlerini, belirlemeye çalışayım: 

* Eğitim... 

Ciddi ve yeterli eğitim herhalde aydın olmanın ön koşullarından biridir ama yeterli koşulu değildir. 

Eğitim almış, diploma sahibi hatta akademik dereceleri, unvanları olan kişilerin tümünü aydın olarak nitelendiremeyiz; bu, yanlış ve yanıltıcı olur. 

* Genel kültür... 

Ciddi, yeterli bir eğitimin genel kültür vermesi de gerekir. 

Ancak ülkemizde gözlendiği gibi eğitim almak, diploma almakla genel kültür sahibi olmak çok farklı olgulardır. 

Genel kültür sahibi olabilmek için güncel olaylar dışında sanat etkinliklerini izlemek, felsefi akımları bilmek, ülkede ve dünyada siyasal, ekonomik, toplumsal gelişmelerle ilgilenmek gerekir. 

Dünya edebiyatının önde gelen eserlerinin en azından bir bölümünü okumamış, tiyatroya gitmemiş, klasik Batı ve/veya Türk müziği konserlerini sık aralıklarla izlememiş bir kişi, aydın olarak nitelendirilemez. 

Bu ölçüt, çok katı, çok seçici gibi gelebilir. 

Ama genel kültürü olmayan bir aydın düşünülemez. 

Sanat etkinliklerinin izlenmesi de gösteri, gösteriş amacıyla değil, görev olarak değil; anlayarak, zevk alınarak yapılmış olmalıdır. 

* Toplumsal etkinliklere katılım... 

Bir aydın toplumsal etkinliklere katılmalıdır. 

Bu etkinlik, sanat alanında olabilir, düşünce yayma alanında, eğitim alanında olabilir, toplumsal amaçlı bir sivil toplum örgütünde görev alma biçiminde olabilir. 

Aydın kişinin bir şekilde toplumsal etkinliklere katılması ve katkıda bulunması gerekir... 

* Sorgulama ve özeleştiri... 

Aydın kişinin önsel kabulleri yoktur; olayları, gelişmeleri, zaman, zaman kendi davranışlarını, değer yargılarını da sorgular. 

Aydın özeleştiri yapabilmeli, yanlış ve eksiklerini görebilmelidir. 

Aydın kişi, sorgulamadan, irdelemeden görüş açıklamamalı, sorumsuz davranmamalıdır. 

* Hoşgörü... 

Aydın kişi hoşgörü sahibi olmalıdır. 

Cinsiyet, ırk, ten, etnik veya sosyal köken, din, siyaset, düşünce, kanaat, ulusal bir azınlıktan olma ayrımı yapmamalıdır. 

Davranışları itibarıyla insancıl, hümanist olmalıdır. 

* Sertliğe, zorbalığa karşı olma... 

Aydın kişi, barıştan yanadır; kaba güç kullanımına, zorbalığa karşıdır. 

Ancak barıştan yana olmak, savaşa karşı olmak, zorbalara, yayılmacı güçlere boyun eğmek şeklinde anlaşılmamalıdır. 

Zorbalığa karşı olmak, gerektiğinde zorbalarla savaşımı de gerektirir. 

* Özverili davranma... 

Aydın, inançları, amaçları doğrultusunda maddi, manevi özveri gösterebilen kişidir. 

Aydın, hep kendi çıkarını kollayan, homo economicus bir tip değildir. 

Başkalarını kandırmaya çalışmaz. 

Şarlatanlık yapmaz. 

Özellikle bilgi, kültür, varlık konusunda paylaşmacıdır. 

Çıkar uğruna bazı çevrelerin sesyayarlılığına soyunmaz. 

* Tutarlılık... 

Aydın kişinin açıkladığı, savunduğu düşüncelerle, davranışları ve yaşam biçimi aynıdır. 

Bir aydın, ele verir talkını kendi yutar salkımı anlayışında olamaz. 

Ortama, koşullara göre sık, sık fikir, görüş değiştirmez, esen yele göre yelken açmaz. 

Mevlana'nın deyişiyle olduğu gibi, göründüğü gibi davranır. 

Savunduğu görüşlerle çelişkili davranış, yaşama biçimi yoktur. 

* Alçakgönüllülük... 

Alçakgönüllülük bir erdemdir, aydın olmanın da vazgeçilmez koşuludur. 

Aydın kişi, küçük dağları ben yarattım edası içinde olamaz; insanlara, çevreye küçümseyerek yukarıdan bakmaz, yüksekten atmaz. 

Hele, hele bazı çevrelerin ayırtısına kapılarak, büyüklük kompleksine kapılmaz, yalakalık yapmadığı gibi, kendisine yalakalık yapılmasından da hoşlanmaz. 

* Özsaygı... 

Aydın kişinin çevresine olduğu gibi kendisine de saygısı vardır. 

Özsaygısını yitirecek davranışlar içine girmez, saygınlığını, onurunu korur; bunun için gerektiğinde savaşım da verir. 

Yukarıdaki erdemlere, özelliklere, niteliklere başkaları da eklenebilir. 

Görülüyor ki aydın olma, bu kimliği taşıma kolay olmadığı gibi, örnekleri de bol değildir. 

Aydın sıfatı, ağırdır, beraberinde yükümlülükler, sorumluluklar getirir. 

Bu nedenle aydın sıfatı kullanılırken sakıngan olunmalıdır. 

Aydın olmanın kerameti kendinden ya da yakın bir çevreden, bir klik, hizip, çıkar grubundan aktarılmış olmamalıdır. (ÖZTİN AKGÜÇ- CUMHURİYET) 

****** 

Benim çok önemsediğim bir saptamaydı. 

Sizlerle paylaşmak istedim. 

O kadar… 

Türk entelektüelinin tamamının "aydın" olarak sınıflandırılması yanlış! 

O zaman aydın enflasyonu yaratırız! 

Zaten aydını çok olan hiçbir ülke bizim ülkemiz kadar güç durumlara düşmez! 

Asla düşmez! 

Ben de bir şey eklemek istiyorum yukarıdaki açıklamalara: 

Aydın anlayan, anlamlandıran, yaşama geçren ve en önemlisi bunu anlatabilendir! 

Anlatamayan asla aydın sıfatı kazanamaz! 

İşte ondandır ki biz; yerlerde sürünüyoruz ya… 

Yani diyorum ki, keşke söylendiği kadar aydınımız çok olsaydı! 

Aydınlıyız kardeşim, "aydın" olmasak da aydından anlarız! :) 

 

Bu makale 136 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz