söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



FOLKLOR; DİYARBAKIR KARPUZU, MANİLER VE BİR EFSANE


FOLKLOR; DİYARBAKIR KARPUZU, MANİLER VE BİR EFSANE

 

Sayın okuyucularım, önce hepinize sağlık ve başarı dolu günler diliyorum. Bu yaz karpuzlar bir hayli fazla ve ucuzdur.  Ege'de ve özellikle bizim Söke'de Kisir  Karpuzunu da unutmamak gerekir.  Cümlenize  bol bol  karpuz yemenizi sağlık veririm. Halk Edebiyatımız bağlamında bizim Diyarbakır ile ilgili Karpuz ve bir efsaneden söz etmek istiyorum.  

Güney kentlerimizden olan Diyarbakır geniş folklorunun (Halkbilimi), yanında karpuzuyla da ünlüdür. Diyarbakır denilince, karpuz, Karpuz denilince aklımıza Diyarbakır gelir. Dedelerimiz şöyle anlatırlar:” Yetiştirdiğimiz karpuzların ikişer tanesi birer deve yüküydü. Yıl olur bir karpuz tanesinin 60 kilo,70 kilo geldiği görülürdü. Şimdilerde bereket kalmadı. Her yıl Karpuz Festivali yapılmakta ve de 40-50 kilo gelen karpuzlar yetiştirilmektedir. Diyarbakır karpuzu için, halk düğünde, bahçede,, harmanda ve de bostanda eğlenirken şu manileri söylemektedirler. İşte Diyarbakır karpuzu için bilinen ve söylenen yöresel manilerden birkaçı: 

1- Çay öğünde karpuzlar

Uruldum yaram sızlar

Ben bu dertten ölürsem

Mezarım kazsın kızlar.

 

2- Karpuz içinde çiğit

Elimde altın divit

Dostlar size emanet

Bir ocakta bir iyit (yiğit).

 

3- Kapuz kestim yiyen yokh.

Halin nedir diyen yokh

Ele(öyle) bir yâr sevmişem

Gözün aydın diyen yokh.

 

4- Kavun, karpuz almalı

Pahalıya satmalı

Seninkimi (gibi) güzelle

Kış gecesi yatmalı.

 

5- Karpuz kestim sulandı

Yedim midem bulandı

Kırılası kollarım

İnce bele dolandı.

 

6- Karpuz kestim kan kimi

Uzandı urgan gibi

Benim bir sevdiğim var

Kınalı kurban kimi (gibi).

 

7- Karpuz kestim kırmızı

Şu gelen kimin kızı

Gerdanında ”ben” i var

Sandım seher yıldızı.

 

8- Çay öğünde karpuzlar

Çay kenarı bostanlar

Diz dize oturaydı

Okuyaydı destanlar

 

9- Dicle etrafı bostan

Bir ziyan gelmez dosttan

Aklım başımdan gitti

Yâri düşündüğüm an…

 

Diyarbakır Halk Hekimliğin karpuzun ayrı bir yeri vardır. Yine büyüklerimiz anlatırlar, “ilaç olur ve sağlığımıza dermen olur” diye karpuzu ta Ocak, Şubat ve ocak aylarına kadar saklayanlar vardır. Karpuzun idrar söktürdüğü, böbrek taşlarını döktürücü olduğuna inanılır ve karpuz için şu sözler dile getirilir:

 

“Karpuz ye, bileğen bak

Üzüm yede rengen bak

Karpuz ye işeğen bak” 

 

Ayrıca, karpuzun hazmı çok kolaylaştırıcı bir niteliğe sahip olduğuna inanılır. Bununla ilgili bir efsane vardır. Halk arasında meşhur olan Hâkimi Lokman ilgili bu efsane şöylece dile getirilir: 

Lokman Hekim, peygamberlik mertebesine erişmiş, bütün dertlerin dermanını bilen bir hekimmiş. Herhangi bir hastalığın dermanı bilmezse başını alır kırlara, dağlara çıkar dolaşırmış. O dolaşırken her çiçek, her ot, her bitki dona hangi derdin dermanı olduğunu söylermiş. O da buna göre her hastalığın dermanı, çaresini bulurmuş.

Günün birinde  Lokman Hekim ölümsüzlüğün  dermanını bulmak istemiş. Kırları dolaşa dolaşa, dağları aşa aşa, diyar diyar gezerek yolu Diyarbakır’a düşmüş.  Urum ( Urfa ) Kapısı’ndan içeri girmiş. Zerzevatçılar (Sebzeciler) meydanına gelmiş. Orada gözü, yığın yığın patlıcanlara duran patlıcanlara değince “Hayret” demiş, “bu patlıcanları yiyen halk, nasıl oluyor da hasta olmuyorlar?” Biraz daha yürümüş, dağlar gibi koca koca  karpuzları görünce “Ha” demiş, “Yemekten sonra, bu karpuzlardan bol bol yiyiyorlar, sebebi” bu demiş.

İşte o gün bugündür Diyarbakır karpuzu halk arasında bir efsane halinde çağdan çağa,  kuşaktan kuşağa bugüne değin dertlere derman olmuş ve hâlâ bu inanç dertlere devam ediyor. Gerçekten de bugün bile her mevsimde ve her evde mutlaka bir iki karpuz saklı olarak bulunmaktadır. Zaten doğal olarak karpuzun kabukları da çok kalın olduğu için kolay kolay da bozulmuyor. Halk arasında kimi evlerde özel olarak saklanan bu karpuzlar hastalara şifa olur diye çoğu kez hediye olarak verilmektedir.  

Karpuzun Kabuğu ve Çekirdeği de faydalıdır.

On dokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Funda Elmacıoğlu, besin değeri kabuğun da saklı olan karpuzun, kırmızı etli kısmının altındaki beyazımsı bölümü “tüketilmeli” dedi. Karpuzun vücudu temizleyici özelliği bulunduğunu bildiren F. Elmacıoğlu,“ Karpuz, böbreklerdeki üre ve ürat tuzlarını temizliyor. Taştan yakınanların da tercih edeceği bir meyve, kanser türlerine karşı etkili olan beta karoten ve bol miktarda vitamin de getirir. Karpuz çekirdeklerinin de kan basıncını düşürmeğe ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur” dedi. 

Samsun- Gazetelerden. 22 Ağustos 2005.

 

Kaynaklar:

1- Diyarbakır İl Yıllığı / 50 Yıl Baskısı, Ajans Türk Yayınları Ankara 1973

2- Yaşar Ercan, İlkokul Öğretmeni 1946 doğumlu- Diyarbakır- 1973

3- Seyfettin Dilekçi, İlkokul mezunu,1936 doğumlu, Diyarbakır.

4- Derlemenin yapıldığı tarih:16 Haziran 1975 Diyarbakır.

5- Türk Folklor Araştırmaları, Abdülkadir Güler, Sayı:313, Ocak 1975,S.7406- İstanbul.

6-Karpuz kabukları ve Çekirdekleri, Doç. Dr. Funda Elmacığolu- Samsun 19 Mayıs Üniversitesi- Öğretim. Üyesi, 22.8.2005-

 

 

Bu makale 114 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz