söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



Galip Kamiloğlu - ALEVİLERİN CUMHURİYETTEN BEKLENTİLERİ ve HÜSRAN (1)


Konuk Yazar; Galip Kamiloğlu

Emekli Eğitimci

galipkamiloglu@gmail.com>

 

Galip Kamiloğlu - ALEVİLERİN CUMHURİYETTEN BEKLENTİLERİ ve HÜSRAN (1)

 

Osmanlı döneminde tamamen tahakküm altında yaşayan Aleviler yaşadıkları topraklarda Cumhuriyetle birlikte inançlarını sürdürebilme, yaşama ve yaşatma umuduyla aktif olarak katıldıkları yeni bir  dönemi yaşamaya başlamışlardır.

Yüz yıllarca yaşadıkları inkarcı, katliamcı, asimilasyoncu sürekli ‘’öteki’’  muamelesi  gördükleri Osmanlı dönemine girmeden Alevilerin yeni kurulan Cumhuriyet döneminden beklentileri ,katkıları  ve günlük yaşamlarında karşılaştıkları ve bir çoğuna  da tanık  olduğumu sorunlarına değinmeye çalışacağım.

Kurtuluş savaşı yıllarında Mustafa Kemal’in İç Anadolu’da yürüttüğü çalışmalarda Alevilerin Hacı Bektaş’taki postnişini  ile iletişim kurduğu ve desteğini aldığı söylenir. Fakat bu desteğin bütün Alevilerce benimsendiği   yapılan tartışmalara bakılırsa söylemek zor.  Çünkü 1920 Yozgat –Çapanoğlu ve 1921 Koçgiri  isyanlarında yer alan Alevi aşiretleri ve bunlara karşı hareket eden Alevi  ocaklarının- aşiretlerinin varlığına bakılınca Alevilerin Mustafa Kemal’e tam destek verdikleri söylenemez.

Günümüzde bir çok kişi ve  kaynak Alevileri başından beri ’’Cumhuriyet devrimlerinin yılmaz savunucusu‘’ olarak topluma sunmaktadırlar. Aleviler 1923-1950 yılları arasında kentlerden uzak dolayısıyla Cumhuriyetin modernleşme projelerinden de uzak yaşıyorlardı.  Devletin zorunlu  iskan uygulamaları (1937 Dersim İskan Kanunu) ve kısmi göçler dışında Alevilerin devletle ve sunilerle teması oldukça kısıtlı olmuştur. Öyleyse Aleviler Cumhuriyetle başından beri değil daha sonraki yıllarda tanışmış olmalılar.

Cumhuriyetin  ilk yıllarında ki yaşananlara bakılırsa devletin Alevilere yaklaşımı iki türlü olmuştur. Birincisi Koçgiri ve Dersim’de aldığı tavırla  sindirme, zorunlu göç ve asimilasyon yok etme pratikleri . İkincisi Alevileri kendi inanç esaslarından uzaklaştırarak yeni devletin Türkçü (Sünni) İslamci  temellere dayanan uluslaşma projesine dahil etmek. Yani  Kurtuluş Savaşı boyunca gayrimüslimlere karşı birlikte olmanın ana kriteri Müslüman olmak i iken, 1924 ten sonra bu birlikteliğin ana kriteri Türk ve Sünni - İslam projesine Alevileri  dahil edilme çabalarıdır.

Cumhuriyetin ilanı ile birlikte eşit  yurttaşlık temeline dayalı bir devlerin hayat bulması din ve toplumsal alana yönelik seküler adımların atılması, modernleşme, eğitim ve hukuk alanın da laikleşme girişimleri Alevileri umutlandırmış ve Cumhuriyete daha da yaklaştırmıştır.

Cumhuriyetin ilk döneminin ileri gelen bir çok yazarı Alevileri Cumhuriyetle buluşturmak için Aleviliği ‘’Türk dil ve kültürünün koruyucusu’’ hata  Alevi-Bektaşiliğin ‘’milli bir mezhep olup Türk‘ün bozulmamış kültürünü yansıması, yaklaşımlarıyla Aleviliği bir inanç olmaktan uzaklaştırıp folklorik esntürmantel  öğelerle bezeyip türkülerle tanımlamaya çalışmışlardır.

Hata kimileri Aleviliğin Oğuz-Şaman kökenli  iddiası ile bazı ritüellerini öne çıkararak inanç alanından uzaklaştırıp (Türkçü) milliyetçi bir alana çekmek istemişlerdir kısmen de başarılı olmuşlardır. Son yıllara kadar bir çok Alevi Dersim katliamını sahiplenmede tereddüt etmiştir.

Kısacası sekülerizm, modernleşme,  laiklik  söylemleriyle Alevilerin yüz yıllardır savundukları  ve illegal olarak korudukları inanç merkezleri bir bir kapatılmış adı dahil öğretileri yasaklanmış ve devletin hiçbir kurumda  tanınmayarak Alevilik  büyük bir boşlukta bırakılmıştır.

Not: Yazımıza kaldığımız yerden devem edeceğiz.

 

Bu makale 106 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz