söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



Galip Kamiloğlu  - ALEVİLİKTE KIRKLAR CEMİ


Konuk Yazar; Galip Kamiloğlu 

Emekli Eğitimci

galipkamiloglu@gmail.com

 

ALEVİLİKTE KIRKLAR CEMİ

 

Kırklar Cemi’nin mitolojik anlatısının yansımalarını Alevi kültüründe, edebiyatında, sanatında özellikle cemlerinde rastlamak mümkün. Cem Alevilikte kolektif yapılan en önemli ibadettir.

Peygamber Miraç‘a yükselirken yolunun üstüne bir aslan çıkar. Bir türlü yoluna devem edemeyen Muhammed’e Cebrail vasıtasıyla Hak’tan nida gelir. Nida üzerine Peygamber hatemini  (yüzüğünü) aslanın ağzına atar; aslan yoldan çekilir. Muhammed Miraç’a çıkar, dönerken, Hak cennet bağından iki salkım üzüm alıp, İmam Hasan ve Hüseyin’e hediye etmek üzere Peygambere verir. Peygamber yolda Selman-ı Farisi’ye rastlar. Selman o iki salkımdan bir üzüm tanesini ister. Muhammet Selman’ın kaşkolüne bir üzüm tanesi koyar, yoluna devem eder. Peygamber Miraç’tan dönerken, boşluğun ortasında bir tek yapı/kubbe görür. Merak eder. O ara Cebrail eliyle Hak’tan nida gelir ve Muhammed’e  o binaya girmesi buyrulur. Cebrail ‘’Ya Allah Resulü, bu yapı kırklar yapısıdır. Oraya gir. Miracın orada tamamlanacak.’’ der. Muhammed yapıya varır; ne pencere ne bir açıklık. Yapının tek bir kapısı vardır. Kapı kilitlidir. Kapıya varır içeriye seslenir. İçeriden sorarlar, ’’Sen kimsin?’’ Peygamber; ’’Ben iki cihan serveri Muhammed Mustafa’yım, Allahın’ın resulüyüm’’ der. İçeriden ses gelir; ’’Biz öyle birisini tanımıyoruz, burada resule ihtiyaç yok, sen resullüğünü ümmetine yap.’’ Muhammed üzülür, döner. Yolda tekrar  Cabrail karşılar onu ‘’Ey Allahın Resulü, miracın orada tamamlanacak, oraya gir’’ der. Muhammed döner tekrara kapıya seslenir. İçeriden ‘’Sen kimsin?’’ diye sorarlar. Bu kez ‘’Ben ahir zaman Peygamberi Muhammed Mustafa’yım. Allah’ın elçisiyim” der. Kapı yine açılmaz. İçeriden, ’’Sen elçiliğini ümmetine yap o kapıdan girmesi buyurulunca  Peygamber iki kez gittiğini, kapının açılmadığını söyler. Bunun üzerine Cebrail, Peygambere ‘’Kim olduğunu sorduklarında sen onlara ‘peygamberim, nebiyim, elçiyim dedin’. Benlik getirdin. Oraya vardığında, ’’Yetimim, fakirim, edna kulum, ayaklar türabıyım” de diye öğüt verir. Peygamber üçüncü kez kapıya varır. Kimsin,  diye  sorarlar. “Yetimim, fakirim, ayaklar türabıyım” der  kapı açılır. ’’Hoş geldin sefalar getirdin‘’ diye karşılarlar Peygamberi. Bu kez Muhammed içeridekilere sorar ‘’Siz kimsiniz?’’ İçerdekiler ‘’Biz kırklarız,’’ derler. Muhammed göz gezdirir, yirmi  iki erkek, on yedi kadın, toplam otuz dokuz kişi sayar. ’’Burada otuz dokuz kişi var, biriniz nerede öyleyse ?’’ der ‘’Kırkıncı Selma-ı Farisi’dir. Selman Şehidullah’a gitti.’’ derler. Muhammed ‘’Ya sizin büyüğünüz, ulunuz kimdir?’’ diye sorar ‘’Bizim ulumuz yoldur. Kırkımız bir, birimiz kırktır,’’ derler. Peygamber bu sırra eremez. Kırklardan biri Ali‘nin koluna bir neşter vurur, hepsini kolunda aynı yerden kan akar. Selman’ın kanı da dışarıdan süzülüp ortaya damlar. Sonra Selman kaşkolünde tek üzüm tanesiyle içeri gelir. Peygamberden bu üzüm tanesini Kırklara paylaştırmasını ister. Muhammed bu sıra eremez, nasıl paylaştıracağını bilemez. Bunun üzerine Cebrail vasıtasıyla kudretten bir kap iner. Peygamberin Miraç’ta gördüğü yeşil el o üzüm tanesini ezip suyla karıştırır, engür/bade yapar. Kırkların her biri bu badeden içer. Mest olurlar. Peygamber de bade içer mest olur. Hep aşka gelip semaha kalkarlar. Semah dönerken peygamberin kuşağı/destarı düşer parçalanır. Kırklar bu parçaları bellerine sarıp kemerbest yaparlar. Muhammed o gün orada Ali ile musahip olur. Kırkların her biri musahip olurlar. Sonra Hak Cabrail’i yollar, Hakk’ın emriyle Ali posta oturur, oradaki herkesi Pençe-i Ali Aba’dan geçirir. Bu esnada Ali, Muhammed’in Miraç’ını kutlar ve ‘’Neler gördün, ne yaşadın?’’ diye sorar. Peygamber aslandan ve yüzüğünden bahsedince, Ali, Muhammed’in aslana verdiği yüzüğü çıkarıp yeniden ona verir.

 

Kaynak: Göç Kimlik Alevilik – Cemal Selman –dipnot yayınevi.

 

 

Bu makale 131 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz