söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



SEÇİMLERE SAATLER KALDI...


SEÇİMLERE SAATLER KALDI...

 

Söke’de seçim kampanyaları oldukça coşkulu bir ortamda yapılıyor. İnsanlar bir siyaset uğruna köy yollarına düşünce gözü gönlü açılıyor. Havalar güzel, doğa yemyeşil, toprak anada bir canlılık gözleniyor.

Böylesine güzel bir manzara içinde Özbaşı köyüne doğru yol alıyoruz. Minibüsün içindeki insanlar sanki düğüne gider gibi şen ve neşeli.

Özbaşı yolunda geldiğimizde köyde dört kahveden ikisinin kapalı olduğunu ve her iki kahvede de çok az sayıda Süleyman Toyran ve ekibini karşıladıklarına tanık olduk. 

Toyran’ın başkanlığındaki heyet her iki kahevede 10 dakikalık bir ziyarette bulundu. Ve Toyran buralarda yaptığı kısa konuşmalarda; “Bana soracak sorularınız var mı, varsa buyrun sorun.” dedi.

Her iki kahve ziyareti çok samimi bir hava içinde geçti. Toyran, 2014 yerel seçim kampanyalarının devam ettiği günlerde kahveyi ziyaret etmiş ve köylülerle sohbet etmişti. Ancak 5 yıl önce de günümüzde de “Bana oy verin” gibi bir söylemde bulunmadı.

Toyran ancak sıkıntısını şöyle dile getirdi; “Yeniden adayım. Koşullar beni zorladığı için böyle bir maceraya giriştim.”

Gördüğünüz gibi Süleyman Toyran ve ekibi çok temiz siyaset yapıyor. Nutuk atan yok. Gülen ve sevgi gösterileri içinde sohbet eden, bazen de kahkahalarla coşan gülen kentliler ve kırsal kesim insanı var.

Köy insanı kentten gelen siyasileri adeta bağrına bastı. Oluşan bu sıcak ortam herkesi hoşnut oldu. Bu arada bu sıcak ortamdan siyasilerin morali yükseldi. Yükselince de “Galiba bu köy bize o verecek.” diye düşünmeye başladı.

Ancak yolcu yolunda gerek, yeniden yola düştük. Özbaşı köyüne çok yakın olan Çalıköy’e geldiğimizde köyün sokaklarında insan aradık. İnsanların terk ettiği köyler de gelen misafirleri karşılayacakları bulmakta oldukça sıkıntı çektik. Bereket versin kapalı kahvelerin önüne konan mesire yerleninin önüne konan masalara kentten gelen siyasiler oturdu da misafirler ayakta kalmadı. Bir kaç köylü kadın da Toyran’ın etrafını sardı ve ondan hizmet istedi.

Çalıköy’de fazla kalmadık. Karacahayıt’a doğru yola koyulduk. Köye geldiğimizde Süleyman Toyran ve heyeti sevgi gösterileriyle karşılandı. İki mahalleli köylerden biri olan Karacahayıt’ta bundan 25 sene önce 1700 nüfus yaşardı. Ancak son ziyaretimizde Karacahayıt köyünün de ‘yoklar’ köyü olmada çok büyük mesafe aldığını gördük. Yarısı köylünün anlattıklarına göre köyün nüfusu yarı yarıya düşmüş. Köylülere “neden şehre göçüyorsunuz” diye sorduğumda aldığımız cevap oldukça ilginçti. 

“Ne dikersek dikelim, ne üretirsek üretelim para etmiyor. Bu sene portakal, ne mandalina ne portakal ne de limon para etti. Elmanın da hiç alıcısı olmadı.” Çok zor koşullarda hayvancılık yapıyoruz. O işin de hiç garantisi yok.”

Köylüler şikayetlerinde haklılar. Peki böylesine bir yok olma süreci yaşayan köylüler seçimlerde kime oy verir?

Böyle bir soru net olarak sorulmadı. Çünkü her gün biraz daha yok olma süreci yaşayan köylüler, gelecekte kırsalda kimsenin yaşamayacağına inanıyoru. Maalesef köylerde böyle karamsar bir tablo var. Ancak seçime sayılı günler kadı. Karacahayıt Köyüne yapılan ziyaret, çok samimi bir ortamda gerçekleşti. Kırsal kesim insanı köylerini ziyaret eden kentlilere 5 senede bir de olsa sevgi ve saygı göseterilerinde bulundu. 

Süleyman Toyran buralarda yaptığı kısa konuşmada; “Bana soracak sorularınız var mı, varsa buyrun sorun.” diye üsteledi durdu. ama ne hikmetse köylü kardeşlerimiz, “neden 5 yılda bir bizi hatırlıyorsunuz? diye bir soru yöneltmedi. Sevgi gösterileri içinde bağrına bastı. Kentten gelen 45 civarında siyasi için adeta bir kuş sütü eksikti. Akşamüstü sofraları düzüldü. Bu seçim kampanyası döneminde ziyaret ettiğimiz köylerde hep ikramda bulunuldu.

Son ikram Karacahayıt Köyünde Yusuf Yıldız tarafından gerçekleştirildi.

Sayın Yusuf Yıldız yaklaşık 45-50 kişilik bir misafir grubuna unutulmaz bir sofra donattı. Yıldız’ın dağ yamacına yakın inşya ettirdiği malikanesi insanların gözlerini kamaştırdı. Sofrada bulunan gıdaların hepsi o arazide yetişmişti. Kaliteli yağlı zeytin, malikanenin önünde bulunan mermer fırında pişen bazlamalar, bahçede bakılan süt ineklerinden elde idilen tereyağı, peynir ve çökelekler, hep bu malikanenin içinde yetişen ürünlerdi.

Yusuf Yıldız, sanki yalnız karacahayıt’a değil sökelilere de bunlar köyde yaşamanın nimetleri diyordu.

Kısacası Sökeli 45-50 kişinin katıldığı akşam üstü kahvaltısı dillere destan bir ziyafet olmuştu. Bu kadar yiyeceğin on beşy dakikada tüketilmesi çok ilginç bir gösteriydi. 

Onun için kırsalda yaşamanın imkan ve faydalarını net olarak Karacahayıt’ta gördük. Yıldız ailesine teşekkürlerimizi sunarız.

 

Bu makale 242 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz