söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



YALNIZ POLİTİKA DEĞİL, GÜZELLİKLER DE VAR


YALNIZ POLİTİKA DEĞİL, GÜZELLİKLER DE VAR

 

Geçtiğimiz pazar günü Belediye Başkanı Süleyman Toyran’ın peşine takılarak, Beşparmak eteklerindeki köyleri bir bir gezdik.

İlk durağımız Bağarası üzerinden Akçakaya Köyü oldu. Gençler ve kadınlar ayrı ayrı kollardan Toyran’ı tanıtan reklam afişlerini köylülere dağıttı.

Tekrar yola koyulduk. Pamukçular’a geldiğimizde bir de baktık ki, köyün sokaklarında kimseler görünmüyor. Ama yine aramızdaki tanıtım görevlisi Pamukçular köyünde Süleyman Toyran’ın selamlarını iletirken saygılarını sundu.

Aracın içinde eski CHP’liler de doluydu.Ama tanıtım görevlisi Mehmet Hamurluoğlu, “Demokrat Parti adayı Süleyman Toyran’ın çok dürüst bir belediye başkanı olduğunu vurguladı, durdu…

Aracımız Kisir’e gelince bakttık ki, Söke’nin gözde büyük yerleşim yerlerinden biri olan köyün nüfusu her geçen gün biraz daha azalıyor. Kahvede oturan erkeklere baktığımızda en gencinin yaşı elliden aşağı değil. Yani anlayacağınız, gençler köyünü, anne - babasını bırakıp büyükşehire çalışmaya gitmiş.

Hayal kırıklığı yaratan bir tablo ama, kaderin bir cilvesi, diyecek çok sözümüz var ama, şimdi sırası değil.

Gezdiğimiz köylerde tabiri caizse insan kıtlığı vardı. Belki de Bağarası’ndaki deve güreşine gitmiş olabilirler.

Yolcu yoluna düşmeli, diye düşündüğümüz için yeniden yollara koyulduk. Tanıtım görevlimiz, yine neşe içinde Kisir’in sokaklarına Toyran’ın selam ve hürmetlerini sundu.

“Dürüst Başkan Toyran” diye haykırdı durdu.

Benim anlamadığım konu, “Söke Belediye Başkanılarının içinde yalnız Süleyman Toyran mı dürüst?”

Anlaşılmaz, yorumlanması zor bir soru ama, tanıtım görevlisinin yorumu böyle…

racımız Güzeltepe’nin yollarını tırmanırken doğanın o muhteşem güzelliği, benliğimizi sarıp sarmaladı. Yeşilin bütün tonları ruhumuzu dindirdi.

Güzeltepe’ye geldiğimiz zaman aracımıza park edecek yer bulamadık. Onlarca araba köyün sokaklarını tamamen doldurmuştu. Araçların plakalarının hepsi yabancı. Kültür Merkezi’nin bahçesi içine masalar kurulmuş, en azından 300 kişi yemek yiyordu.

Söke’den gelen misafirler için de hemen masalar kurdular.

Muhtara sordum;”Ben bu köye ne zaman gelsem , köy halkı bu bahçede yemek yiyor. Bu neyin geleneği.” dedim.

Muhtar; Köyde bir vatandaş öldüğünde, 3-7 ve 40’ında onun hayrı için yemek yeriz. Yılı doldurduğunda da yine hayır yemeği yaparız. Bu düzen böyle sürüp gidiyor. Bazı aileler 5-6 yıl üst üste yemek hayrı yapar…”

Yemek bir tarafa… Önemli olan o insanların cemiyet yaşamında toplumsallaşmasıdır. Büyükşehir Belediyesi üstü kapalı yenleri açık yemek yiyecek yaklaşık 200 metrekarelik bir yer kazandırmış. Bu alanda rahatlıkla düğün ve nişan törenlerini de yapıyorlar.

Köylü 300 - 500 kişilik yemeğin masrafını nasıl karşılıyor? Çünkü büyük bir maliyet.

Muhtar bu sorumu şöyle cevaplıyor; “Şahsın ölümünün 3. günü ailenin yemek verecek mali gücü yoksa, köy halkı, kendi aralarında topladıkları parayla yemeği yapıyor. Bu gelenek bir yıl içinde geçerli. Ailenin ekonomik gücü varsa en azından 300 kişinin katılacağı yemeği 3-7 ve bir yıl içinde kendisi yapıyor. Yani fakir olanın yemek masrafı ise köy halkı tarafından karşılanıyor…”

İşin en ilginç tarafı sofralarında önümüze konan yemekleri çok kaliteli. Koyun ve kuzu kesiliyor. Ama dana da kesildi mi bilemiyorum. Haşlamasından tutun da keşkeğine ve çeşitli yemekleri mis gibi tereyağı koktuğuna tanık oldum.

Bütün bu güzellikler bir tarafa, köydeki en güzel manzara köy halkı ve dışarıdan yemeğe katılan Güzeltepelilerin bir sofrada kardeş gibi ahenk içinde yemek yemeleri!..

Köy dışında yaşayan Güzeltepelilerin maddi yardım makbuzları muhtar tarafından sahiplerine iletildi. Yardım yapıyorlar, ama köyün dışında başka bir kentte ve ülkede yaşıyorlar… Köyleriyle bağlarını hiç kesmemişler.

Güzeltepe köyü seçmeninin kaçta kaçı Süleyman Toyran’a oy verir, bilinmez ama sıcak karşılandı ve köyde yemeğe katılması anons edildi.

Tekrar yollara düştük. Saat 14:00’e gelmişti. Bağarası’nda develer kıran kırana güreşirken bizim yollarda vakit geçirecek zamanımız yoktu.Saat 14:30 gibi Bağarası’na gelince, soluğu deve güreşine giden yolda aldık. Belediye Başkanı Süleyman Toyran’ın hizmeti olan güzelim parke yollardan geçerek deve güreşi alanına ulaştık. Meydan “iğne atsan yere düşmez” denecek kadar zınga - zınk doluydu. Bu sırada Belediye Başkanı Süleyman Toyran’ın güreş meydanına geldiği anons edildi. Güreş alanında körükle çizme giyen sırtına attığı yağlıkla örten genç insanlara rastladık. Güreş alınanda Toyran’a sevgi seli büyüktü.

Bereket versin burada fazla kalmadık. Kafilenin son durağı Güllübahçe oldu. Merkezde eğlenmedik. Turunçlar’daki mesire alanına geldik. Burada Belediye  genellikle kadınların göz nuruyla yaptığı el işi ürünlerinin sergilendiği stantları Süleyman Toyran tek tek gezerek hayırlı işler diledi. Saygılarını sundu.

Söke Belediyesi, Güllübahçe’de insanın hayallerini süsleyen bir mesire alanı yaratmış.

O kadar ilgi çeken bir alan ki insanları masalar almamış, kimi insanlar yerlere kilim sererek gününü geçiriyor. Gözüme ayrıca iki suni göl de çarptı. ölün içindeki fıskiyeler piknik alanına doğal bir güzellik katıyor.

Sözün kısası; Güllübahçe mesire alanı bir kaç satırla anlatılacak kadar basit değil… Önümüzdeki günlerde fırsatını bulursam sizlere daha detaylı anlatacağım…

 

Bu makale 157 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz