söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



İNSANLIĞIN NERESİNDEYİZ?


İNSANLIĞIN NERESİNDEYİZ?

 

Sevgi insanların, canlıların yaşamlarında oksijen gibi ihtiyaç duyduğunu biliyoruz. 

Samimi duygular duygular içerisinde yerleşen sevgiyi soldurmadan vicdan muhasebesi içerisinde dağıtan ve paylaşan insanları anlatmak kolay olmasa gerek.

En azılı bir hayduta bile yumuşak ve güven veren hareketlerle yaklaştığınız zaman konuşmasıyla tavrıyla aynı duygular içerisinde olduğunuzu görüyoruz.

***

Basında okuyoruz; sahipsiz sokak hayvanlarını, en ufak bir beklenti içerisinde olmadan korum altına alan insanları heyecanla takip ediyor, şükranla anıyorum.

Zavallı hayvanları kürk mantoları ve paltoları içerisinde kendi çocuklarıymış gibi sarıp sarmalayan, gezdiren, banyo yaptıran hatta kuaföre götüren vicdanlı insanları alkışlamamak mümkün mü?

***

Yine basında okuduğumuz haberlerle; Kartalkaya’da 2 metre kar yağdığını duyunca sevinen insanların altına hücum eder gibi akın akın oraya gitmeleri, karda nasıl kayacaklarını ve kartopu oynayacaklarının sevinçlerini bizler gitmesek de hissetmemek mümkün mü?

Doğu Anadolu’da kar kalınlığı 4-5 metreyi bulmuş, köy yolları kapalı. bütün evler karla kaplı İnsanların nasıl bir yaşam mücadelesi verdiklerini düşünürken; Torunum, “Dede bak, bak kar kalınlığı Kartalkaya’dan daha yüksek, oradaki çocuklar da kayak yapıp, kartopu oynuyorlar mı?” diye sorunca. Emin olun cevap veremedim. Dut yemiş bülbül gibi oldum.

Kendimi toparladım; Kayak yapmaya, kartopu oynamaya vakitleri yok. Onların işleri yoğun, kendi yaptıkları kayaklarla yazdan hazırladıkları, soğuktan donmuş tezekleri ısınmak için evlerine taşımak. Hayvanlarına bakmak. onlardan aldıkları sütü yemeklik yaparak, yazdan hazırladıkları azıklarla karınlarını doyurmak…

***

Havaların soğuk karlı ve yağmurlu olması nedeniyle İstanbul’da sokakta yaşayan insanları bir çatı altına toplayıp sıcak bir soba, aş ve giyecek verilmesine o kadar sevindim ki, yapan kuruluşlara minnet ve şükranlarımı sunarım.

Yaşam çizgisinden istemeyerek saşan bu vatandaşları sahiplenmek insanı rahatlatıyor. İnsanı insanca yaşam fırsatı vermek kadar hayırlı bir olay olur mu?

Tam rahata kavuşmuşken kara göründü, diyerek yuvaları denen köprü altlarına, metruk binalara, telefon kulübelerine, saçak altlarına göndermenin onlar üzerinde yapacağı şok etkisini hangi vicdan ölçüleri ölçer?

Evet dünya inişli çıkışlı, dağlık, ovalık, dik, düz ama insan yaşamı bu belleklerin dışında olmalı.

***

Yunus Emre’nin şu sözleriyle veda ediyorum;

“Mal sahibi, mülk sahibi,

Hani bunun ilk sahibi?

Mal da yalan, mülk de yalan,

Var biraz da sen oyalan!..”

 

Bu makale 253 kez okundu.


Yorumlar
    Yorum Yaz
  • Halil Güven (15/2/2019)
    tam da benim çok ama çok sevdiğim ağabeyimce yazı... Çok teşekkürler sevgili ağabeyim... Tüm insanların senin gibi olmasını dilerim....