söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



"Sıfır Atık" mücadelesinin neresindeyiz ?


"Sıfır Atık" mücadelesinin neresindeyiz ?

 

Türkiye'nin "Sıfır Atık" projesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde 2017'de başladı. Hükümetin "İkinci 100 Günlük Hedefleri" arasında Sıfır Atık da var. Proje Belgrad Ormanları'nın yarısını kesilmekten kurtardı. İşte Türkiye'deki o mücadelenin bazı detayları...

“Sıfır Atık...”

İsrafın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık oluşum sebeplerinin gözden geçirilerek atık oluşumunun engellenmesi veya minimize edilmesi, atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrı toplanması ve geri kazanımının sağlanmasını kapsayan atık yönetim felsefesi olarak tanımlanan bir hedeftir.

Atıkların geri dönüşüm ve geri kazanım süreci içinde değerlendirilmeden bertarafı hem maddesel hem de enerji olarak ciddi kaynak kayıpları yaşanmasına neden olmaktadır. Dünya üzerindeki nüfus ve yaşam standartları artarken tüketimde de kaçınılmaz şekilde bir artış yaşanmakta ve bu durum doğal kaynaklarımız üzerindeki baskıyı artırarak dünyanın dengesini bozmakta, sınırlı kaynaklarımız artan ihtiyaçlara yetişememektedir. Bu durum göz önüne alındığında, doğal kaynakların verimli kullanılmasının önemi daha da ortaya çıkmaktadır. Bu nedenledir ki son yıllarda tüm dünyada sıfır atık uygulama çalışmaları hem bireysel hem kurumsal hem de belediye genelinde yaygınlaşmaktadır.

“Sıfır atık yaklaşımının esas alınması ile sağlanacak avantajlar”

Verimliliğin artması, Temiz ortam kaynaklı olarak performansın artması, İsrafın önüne geçildiğinden maliyetlerin azaltılması, Çevresel risklerin azalmasının sağlanması, Çevre koruma bilincinin kurum bünyesinde gelişmesine katkı sağlandığından çalışanların “duyarlı tüketici” duygusuna sahip olmasının sağlanması, Ulusal ve uluslararası pazarlarda kurumun “Çevreci” sıfatına sahip olmasının sağlanması, bu sayede saygınlığının arttırılmasıdır.

Proje ile kaynaklarımızın daha verimli kullanılması, atık oluşumunun engellenmesi veya minimize edilmesi, atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrı toplanması hedefleniyor. Bu şekilde  israfın önüne geçildiğinde maliyetlerin azaltılması, tasarruf ve ekonomik kazanç elde edilerek, Ülke ekonomisine katkı sağlaması, çevre kirliliğinin önlenmesi, çevrenin korunması ve çevre bilincinin geliştirilmesi gerçekleştirilecek.

“Denize atılan çöpler balık neslini hızla yok ediyor”

Deniz kirliliği artıkça balık stokları azalıyor. Özellikle de denize atılan plastik maddeler balıkçılık sektörünü tehlike altına alıyor. 

Her gün kişi başı 1 kilo çöp attığımızı, yılda yaklaşık 400 poşet kullandığımızı ve bir plastiğin 1000 yılda yok olduğunu biliyor muydunuz? Dünya adım adım hızla plastik felaketine doğru yol alırken, çevreyi kurtarabilmek için çok sayıda proje de hayata geçiriliyor. Okyanuslarda ve denizlerde her 10 balıktan birinde plastik atık izleri bulunduğunu biliyor musunuz? Denizlerimizi ve doğayı korumak için sıfır atık!

Tüm Türkiye’de yaygınlaşması umduğumuz sıfır atık projesi sadece bir çevre duyarlılığı çalışması değil, insanlığın geleceği adına bir sorumluluk hareketedir. Bize emanet edilen tabiatı gelecek nesillere layıkıyla devredebilmek boynumuzun borcudur. Bu kapsamda sıfır atık projesinin amacı israfın önlenmesi, doğal kaynaklarımızın daha verimli kullanılması oluşan atık miktarının azaltılması atığın oluşması durumunda ise kaynağında ayrılarak geri dönüşüm sistemine sevk edilmesi noktasında mevcut sistemi daha düzenli ve uygulanabilir bir temele oturtmaktır.

***

Buraya kadar tamam… 

Sadece sıfır atık bunlarla mı sınırlı..

Bölgemizde çevresel atıklarla 

başımızı ağrıtan bir çok kirlilik var…

“Jeotermal Tesislerin Tarıma ve İnsan Sağlığına Etkileri”

Geçtiğimiz günlerde ‘Jeotermal Enerji Santralleri’ nedeniyle Kızılcaköy'de yüzlerce kişinin katılımıyla yürüyüş ve eylemler yapılmıştı. 

Tüm uyarılara rağmen jeotermal tesisleri bilindik yöntemlerle üretimlerine devam ederek çevreye zarar vermeye devam ediyor.

Oysa halkımız işletmelerin disiplin altına alınmasını istiyor. “Jeotermal” Aydın ilimizin önemli yer altı zenginliklerinin başında geliyor. 

Şimdilik sadece enerji üretiminde kullanılanve yer altından çıkan buhar ve  sıcak sular, ilerleyen yıllarda konut ısıtması, termal sağlık turizmi ve sera ısıtmasında kullanılması için projeleri üretiliyor ve atık jeotermal suları bu alanlarda da  kullanılacak. 

Hiç kimse enerji üretim tesislerine karşı değil...  Sadece bu tesislerden bırakılan borlu suların ve buharların kontrol altına alınmasını istiyor. 

Yerin 2 bin metre altından çıkarılan borlu sular bu tesislerde kullanıldıktan sonra tekrar reenjeksiyon yöntemiyle yerin 2 bin metre altına enjekte edilmesi gerekiyor.  Fakat birçok tesis işin kolayına kaçarak bu suları dereler ve çaylara salıyor.

Uşak’tan başlayıp Denizli’den Aydın ovasından geçerek ilçemizde Ege Denizine dökülen Büyük Menderes ve onun getirdiği kirlilik. Uşak’tan başlayıp Denizli’den Aydın ovasından geçerken Büyük Menderes nehrine bırakılan atıklar her yıl hem denizlerimizde hem de Söke Ovasında büyük çevre tahribatları yaratıyor. Bunu yaz aylarında gördüğümüz balık ölümleriyle yaşıyoruz.

Atık sularını Büyük Menderes Nehrine ve etrafındaki dere ve çaylarına bırakan çevre belediyeler ve büyük işletmelerin bir çoğunda arıtma tesisi mevcut değil, bazıları günümüzde anca arıtma tesisini kuruyor. Yani anlıyacağınız kendi elimizle kirlettiğimiz dünyamızı temizlemek için daha çok kampanyalar başlatmamız gerekecek.

****

Plastik poşetlerin paralı olması çevre kirliliğine ne kadar engel olacak?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yapılan düzenle kapsamında 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren plastik alışveriş poşetleri tüm satış noktalarından ücretli olarak alınacak.

Kullanımı her geçen gün artan plastik alışveriş poşetlerinin hızlı bir şekilde çöpe dönüşmesi, hafif ağırlıkları nedeniyle etrafa yayılarak çevre kirliliğini önemli ölçüde artırması ve mevcut geri dönüşüm oranları çok düşük olduğundan kaynak verimliliğini olumsuz yönde etkilemesi nedeniyle ücretlendirilecek...

Plastik poşetlerin ücretlendirilmesine ilişkin düzenleme, gereksiz plastik poşet tüketimi ciddi oranda azaltacak, tüketicileri alışveriş yaparken yanlarında getirebilecekleri tekrar kullanımlık poşet, çanta, tekerlekli alışveriş arabalarının kullanımı yönünde teşvik emesi planlanıyor.

Plastik poşetlerin para ile satılması çevre kirliliğine ne kadar engel olacak?

Bu konuda başka bir sorunlar daha var. Plastik kullanımı bir tek poşetle çözülecek bir sorun değil. Düşünsenize en ufak bir markete girdiğinizde raflardaki hemen hemen bütün ürünlerin plastik poşetler içinde olduğunu ve bütün ambalaj malzemelerinin neredeyse hepsinin plastik malzemeden yapıldığını görürsünüz.

Plastik ürünler hayatımızın her alanında hem de büyük miktarlarda yer almakta. Evlerimizde, işyerlerimizde hatta sokakta... Plastik malzemelerin üretim aşamasında kısıtlanması çevre kirliliğinin önlenmesinde daha etkili bir yaklaşım olacaktır.  İşin daha acıklı yönü bizim bu imal ettiğimiz plastik ürünlerin ham maddelerinin yüzde 85'ini dışardan (Ayrıştırılmış atık plastik olarak başta İngiltere olmak üzere bir çok dış ülkeden) ithal ederek yapıyor olmamız. 

Yani kısacası kirliliğin etkilerini ilk önce eğitim, sonrasında bilinçli tüketim ve de üretim aşamasında azaltmanın çareleri aramalıyız...

 

Bu makale 393 kez okundu.


Yorumlar
    Yorum Yaz
  • Halil Güven (20/12/2018)
    Duyguların duygularımdır canım kardeşim... Sağ ol var ol...