söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



YİNE TREN KAZASI


YİNE TREN KAZASI

 

Galiba bu konuda dünya lideri olduk. Bizdeki kadar sık tren kazalarının yaşandığı başka bir ülke olduğunu sanmıyorum. Daha birinin acısı küllenmeden bir diğeri meydana geliyor. 

Eskiden bu tren kazaları böyle sık yaşanmazdı. Şu yüksek hızlı tren diye ifade edilen ucubeler çıktı çıkalı kazalar da aldı başını gidiyor. Bir şeyi bizi yönetenlere anlatmakta zorluk çekiyoruz. Adını yüksek hızlı tren koyduk diye o tren illa ki yüksek hızda gitmez. Gitsin diye ısrar ederseniz işte böyle kazalar meydana gelir, canlar kaybedilir.

Sayın Binali Yıldırım daha Ulaştırma Bakanı iken bu konuda uyarılmış. Uyaran da Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Erel.

Aydın Hoca sakıncaları sıralamış:

--Demiryollarının alt yapısı hızlandırılmış trenlere uygun değil. 

--Hız yüzünden, raylar bozulacak ve hızlı trenler masraf çıkaracak. 

--Rayların doğrultusu ve hat genişliği bozulacak, yol eğrileşecek, tren yolunda çökme olacak. 

--Önlemler acilen alınmazsa, trenin yoldan çıkması şeklinde kazalar olacaktır. Hızlı tren güvenli değil. İstanbul Ankara arasını 5 saatte geçmek için 160 km hıza ulaşan trenin kaza yapma olasılığı yüksek. 

Prof Dr. Aydın Erel bir de ekleme yapmış; “Böyle bir durumu olan trene asla binmem, sevdiklerimin binmesine de izin vermem!” 

***

Sevgili okuyucu, o günden bu güne kadar geçen sürede yaşadığımız kazaları ve kaybettiğimiz canları düşünün. Üstelik uyarılmışsınız. Neden bu yanlışta ısrar ediliyor ki? Üstelik yanlışa başka yanlışlar da ekleniyor. Yüksek hızlı Tren servise koyuyorsunuz ama sinyalizasyon sistemi yok…

Bir yarış aracını köy yolunda yüksek hızda sürmek ne ise hızlı treni de bu altyapısı yetersiz demiryollarında sürmek o denli risklidir. Bu ısrar niye?

Başka ülkelerin bu trenler için inşa ettiği altyapıyı yapabiliyorsanız buyrun, yapın ve sonra bu hız hevesinizi gerçekleştirin. 

Bir tarafta kaybettiğimiz canların acısı, diğer tarafta hiçbir önlem alınmayışı…

Çorlu’da demiryolu traverslerinin altının boşalması nedeniyle raydan çıkan yüksek hızlı trenin meydana getirdiği facia henüz hafızalarımızdan silinmeden şimdi de Ankara’da sinyalizasyon ve personel hatası nedeniyle yaşanan bu facia…

Dünyanın pek çok ülkesi bize kıyasla gelişimini tamamlamakta çok geride olmalarına rağmen onlar bile bu türlü kazalar yaşamıyorlar. Çünkü insan canı değerlidir ve telafisi yoktur. Biz bu değeri anlamakta neden gerekli hassasiyeti göstermiyoruz ki?..

Son söz; İstanbul ile Ankara arasını beş saat yerine altı saatte gidelim, ama ne olursunuz, güven içinde gidelim.

***

KAYMAKAMLIKTAN BİR AÇIKLAMA NOTU

Geçen hafta Kaymakamlık tarafından paylaşılan bir açıklama gazetelerimizde haber olmuştu. Bir yurttaşımız kendisine devlet tarafından verilen kömürü bir başkasına sattığı için hakkında işlem yapılmış. 

Bu hareketin son derece yanlış ve çirkin olduğunu ifade etmekle beraber acaba bir çaresizlik mi söz konusu diye de düşünmüştüm. Çünkü son zamanlarda hayat giderek güçleşiyor, eve ekmek götürmek için çok daha fazla çaba gerekiyor. Acaba bu kişi de evdeki çoluk çocuğuna ekmek temini için, evde tencerenin kaynaması için bu işi yapmış olamaz mı diye bir bakış açısı ortaya koymaya çalışmıştım.

Sayın Kaymakamımız Tahsin Kurtbeyoğlu Beyefendi her zamanki hassasiyetleriyle konuya açıklık getirmişler. Kaymakam Bey tarafından gönderilen açıklamada yardım yapılan şahsın annesiyle beraber yaşadığı, kendisinin engelli aylığı aldığı, annesinin de dul maaşı aldığı ifade edilmiş. Gönderilen bilgi notunda şahsın aynı zamanda bir kahvehanede çalıştığı, kendisi ve annesinin ısınması için verilen kömürleri de bu kahvehanede kullandığı tespit edilmiş.

Elbette ki bu olayın savunulacak bir tarafı yok.

***

Sayın Kaymakam göndermiş olduğu bilgi notuna bir ekleme daha yapıp, yine başka bir annenin devletin vermiş olduğu kömürü sattığı için oğlundan şikayetçi olduğunu ifade ettiler. Bu ne kadar ayıp bir durum. Evlatlar kendilerini yetiştirip büyüten annelerine sahip çıkmak, onlara bakmak yerine devletin onlara verdiği kömüre bile göz dikip kendi ihtiyaçları için  satıyorlarsa  bu yardımlardan da önce düşüneceğimiz sorunlarımız var demektir. Eğer bir evlat annesinin, bir baba evladının, yani koruyup kollamakla yükümlü oldukları insanların hakkını hukukunu gasp ediyorlarsa bizim toplumdaki bu yozlaşmayı tamirle işe başlamamız gerekir.

Bilgilendirme için Sayın Kaymakamımıza teşekkür ederim.

 

Bu makale 585 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz