söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



BİR BOYACI AMCA VARDI (1)


KÜÇÜK BİR ÖYKÜ

----------------------------

BİR BOYACI AMCA VARDI (1)

 

Toplum yaşantımızda yaz boyu tatilimi nerede geçireceğim, Antalya’yı Bodrum’u veya Kuşadası’nı beğenmeyen bundan dolayı yurtdışına uçaklara atlayıp giden nice varsıl insanlar vardır.  Bunlar oralarda bir iki hafta gezip, dolaşan ve sonradan dönen insanlar vardır. Bunun yanında yurtiçinde zar, zor yaşayan ve hatta gecekondularda kıt, kanat geçinen nice insanlarımız da vardır. Bunların hepsinin nüfus cüzdanında T.C. yazılıdır. Allah daha fazlasını bu zenginlere versin, kimsenin parasında, malından asla gözüm yok. Ancak beni üzen bazı vatandaşların durumudur. Ben buna yanarım.

Geçen Söke Oto garında akşamüzeri Ankara’dan bir yakınımı bekliyordum. Saat bir hayli uzadı. Ben de oturmaya devam ettim. Önümden elinde bir boya sandığı bulunan bir adam geçti. Elindeki perişan, dağınık bir sandıkla sağa, sola bakıp dolaşıyordu. Yaklaşık 45,50 yaşları arasında idi. Saçı, sakalı kırlaşmıştı. Üstü, başı pek düzenli değildi. Yorgun, utanç bir hali vardı. Ben bir oturakta oturuyordum. Yerim gölge ve serindi. Yanım da kimseler yoktu. Boyacı adam yanımdan üç kez geçti, “boyacı boyacı “ diyordu. Ortalıkta dolaşan, seyrüsefer yapan pek çok kişi vardı, hiç bu boyacı adamı çağıran, soran olmadı. Çünkü çoğunun ayağında yazlık spor tipi boya almayan ayakkabılar vardı.

Bir ara bu boyacı amcayı çağırdım. Hemen yanıma geldiler.  Yakınımda boş bir iskemle vardı. “O’na oturun oturun” dedim. Oturdular. Yanımdaki kahveden iki çay istedim. Çayları içiyoruz. Ben hâlâ araba bekliyorum, yolcum da gelmediler. Galiba bir yerde bir çay molası  verdiler diye düşündüm. Saat bir hayli ilerledi. Akşam olmak üzere… Boyacıya seslendim,  ayakkabılarımı boyar mısınız?  Dedim,  

-Hay hay dediler,

- Bana bir terlik verdiler,  Ben de ayakkabılarımı ona verdim.

O ayakkabıları boyamaya başladı.  Bu işin pek ustası değildi.  Zaten elinde uyduruk, derme, çatma bir boya sandığı vardı. Sandık bile halinden şikâyetçi idi. Hani çarşıda, pazarda özel bir kaldırımda sandığıyla bağdaş kuran pala bıyık boyacılara hiç benzemiyordu.  Bu kabadayı boyacıların sandıklarında sağlı, soylu ayna gibi özel yapılmış yârlerde Türkan Şoray’ın veya Yılmaz Güney’in fotoğrafları yer alıyor. Ben bu boyacılara pek uğramıyorum doğrusu. Ayıptır söylemesi ayakkabılarımı kendim boyarım. Boyacı ayakkabılarımın boya işini bitirdi, ayaklarıma uzattı, terlikleri ona verdim ve teşekkür ettim. Elimi cebime uzattım ve ceketinin sağ köşesindeki cebine koydum.  O da teşekkür etti  “ Bir çay daha içelim  “ dedimse de “hayır”  dedi.  Bu ara boyacı amca elini cebine attı, verdiğim paraya baktı, “ bu çok değil mi,  gidip bozayım, üstünü vereyim “ dedi… Ben kabul etmedim…  

Yazımız  devam edecek....

----------------------------------------------------------

NOT: Okullarımız 1918 - 1919 Eğitim ve Öğretim yılına  başlayacaklardır. Bu Eğitim ve Öğretim döneminin öğretmenlerimize ve sevgili öğrencilerimize sağlıklı ve başarılı olmasını diliyorum.

 

Bu makale 479 kez okundu.


Yorumlar
    Yorum Yaz
  • Halil Güven (18/9/2018)
    Allah sizden razı olun sevgili arkadaşım... Sağ olunuz var olunuz:)