söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



TRUMP'IN KAFASI KARIŞIK GİBİ


TRUMP’IN KAFASI KARIŞIK GİBİ

 

Bu Trump denilen kişi koskoca ABD’ye başkan olmuş ama adam olamamış. Bir dediği diğerini tutmuyor. Bizi seviyor mu, yoksa bize düşman mı bir türlü anlayamadık. Anlayanlar mutlaka vardır da, en azından ben anlayamadım.

Bir ara esti gürledi, Suriye üzerinden bize tehditler savurdu. Ama Reisimizin kararlı duruşu ve elbette ki bazı kardeşlerimizin “Reis bizi Münbiç’e götür” şeklindeki  caydırıcı ve korkutucu tezahürat ve destekleri karşısında aklını başına alıp geri çekilmiş, bizim kararlı duruşumuzdan etkilenmişti. Biz yine de ona uymadık. “Herkes yaptığından utansın” deyip Münbiç’e gitme kararımızı belirsiz bir süre erteledik.

Trump da sanki yola gelmiş gibiydi. NATO zirvesinde onca Avrupalı lider arasında bizim Reis’i övmesi, Avrupa’da sözünde duran tek lider olarak Reis’i işaret etmesi, hatta yumruk tokuşturması göğsümüzü kabartırken  gelecekle ilgili kaygılarımızı da azaltmıştı. ABD ile yaşanan gerginliklerin artık bittiğini, iki stratejik ortak olarak bir daha bu türlü anlaşmazlıklar yaşamayacağımızı düşünmeye başlamıştık.

Yanılmışız.

***

Sevgili okuyucu, yukarıda elbette ki ironi yapmaya çalıştık. Bizim asıl sorunumuz günlük düşünüp günlük yaşamak. Ülkeleri  ya dost ya da düşman olarak belirlemek. Halbuki hep söylüyorum; ülkeler arasında dostluklar ya da düşmanlıklar olmaz. Çıkar ilişkileri ya da çıkar çatışmaları söz konusudur.

Asıl görevleri insanlara sevgiyi, hoşgörüyü, barışı, dostça paylaşmayı öğütlemek olan din adamlarının ara bozmaları, gerginlik yaratmaları, hatta ülkeleri çatışmaların eşiğine getirmeleri anlaşılır bir şey değil.

Şu Amerikalı rahipten söz ediyorum. Türkiye aleyhine casusluk yaptığı suçlamasıyla göz altına alınan ve son duruşmada tutukluluk hali ev hapsine çevrilen Andrew Craig Brunson iki ülkenin arasını açmakla kalmadı, iki başkanı da karşı karşıya getirdi. 

Üstüne bir de Pensilvanya’da yaşayan imamın iadesi gündeme gelince herkesin kafası karıştı. 

***

Sevgili okuyucu, bu işin hafife alınacak bir tarafı yok. Brunson isimli bu sözde rahip PKK/PDY üyeliğinden ve hatta yöneticiliğinden suçlanıyor. Bize göre bu örgütler terör örgütüdür ve bunlara sempati duymak bile teröre yandaşlık yapmak demektir. Ama Amerikalılar özellikle PDY için böyle düşünmüyorlar. Suriye’de o örgütü kendilerine müttefik yapıp militanlarını ağır silahlarla donattılar. Amerikan askerleri teröristlere  eğitim de verip birlikte devriye attılar. Yani Suriye’de bizimle değil, bu terör örgütüyle stratejik ortak oldular.

Şimdi bir rahip için Türkiye’ye ambargo konmak isteniyor. 

En iyi ihtimalle ABD bizimle daha önceden anlaşmasını yapıp parasını da ödediğimiz silahları bile vermemekle tehdit edecek. Bütün dünyayı da bize karşı kışkırtacak. Bu kışkırtmayı ellerini ovuşturarak bekleyen ülkeler olduğu da muhakkak…

***

İş buraya kadar geldiyse dik durma zamanıdır. Eğer bir din adamını casusluk ve terör örgütü yöneticiliğiyle suçladıysak bu işin pazarlığı olmaz. Aksi halde mahkemelerin ciddiyeti kalmaz. 

Bir şeye daha dikkat çekmek isterim; biz ne zaman ABD’ye ya da İsrail’e kafa tutup böyle restleşsek ülkemizdeki terör olayları artıveriyor. Daha önce patlayan bombaları unutmadık. 

Şimdi de 25 yaşındaki bir anne ile bebeğine kıydılar. Bence asıl teröristler belli  de, söylesek faydası yok, sussak gönül razı değil.

***

Sahi bir rahip de Söke’de vardı. Kentin kenarında diyebileceğimiz, ayak altı olmayan bir yerinde kilisesini açmıştı. Hatta yanılmıyorsam bir meslektaşımızı da kendisini  “hedef gösterdi” diyerek mahkemeye vermişti.

O zaman da sormuştum; bir ibadethane ne diye gizli kapaklı yerlere açılsın ki? Herkesin görüp kolayca ulaşabileceği merkez yerler seçilmeli değil midir? Demek ki bunlarınki ibadethane değildi.

 

Bu makale 684 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz