söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



BUNLARA KİM VE NEDEN İZİN VERDİ?


BUNLARA KİM VE NEDEN İZİN VERDİ?

 

İki günlük aranın ardından tekrar golf tesislerine ve buradaki su yağmasına dönmek istiyorum. Golf tesislerinde suyun kimyasallarla zehirlenmesi bir tarafa, aşırı bir tüketim olduğunu da gördüm. Tesislerin komşusu olan bahçelere sahiplerinin rızası alınarak çakılan artezyenlerden yılın tamamında kendilerine su sağlamışlar. 

Yetmemiş, Yamaç köyü civarı tepelerden, Gül Dağı üzerinde bulunan çeşitli noktalardan artezyenlerle çıkardıkları suları da tesislere pompalamışlar.

Sevgili okuyucu, bu kişiler Söke Çayı’nın kenarına ve de Ağaçlı yolu üzerinde bulunan Söke Belediyesine ait bahçenin de bir kenarına büyük depolar inşa edip dağlardan gelen suları önce buralara alıp buradan da tesislerine pompalamışlar. Hatta bahçenin içinde yer alan eski kulübenin yanına güzel de bir ev yapıp bir yaşlıyı orada bekçi olarak görevlendirmişler.

Golf yatırımcıları bununla da yetinmeyip o bahçeye elektrik gelmesini sağlamışlar ve önce bahçe içine bir artezyen çakmışlar.  Sonra da bahçenin bitişiğindeki Hazineye ait bir başka bahçenin içine artezyen çakmışlar ve buradan çekilen suyu da depo marifetiyle tesislere pompalamaya devam etmişler. 

***

Sevgili okuyucu, bu anlattıklarım aslında inanılmaz olaylar. Milyonlarca dolarlık bir yatırım devlete ait bir araziye izinsiz artezyen çakıp oradan kendi tesislerine su alıyor. Yine belediyeye ait bir arazide de daha önce aynı işlemi yapmış…

Üstelik adeta bir aktarma istasyonu kurmuşlar ve herkes bunları görmezden gelmiş. Milletin ve devletin malı işgal edilip suyu da bedava yağmalanırken emanete koruyuculuk yapma, sahip çıkma sorumluluğunda olanlar ilgisiz kalmışlar.

Bu yağma aylarca değil, yıllarca sürüp gitmiş ve kuvvetle muhtemel ki hala da sürüyor.

***

Bu hazine yerindeki artezyene tekrar döneceğim ve gördüğüm başka gariplikleri de paylaşacağım. Ama konunun bütünlüğü için önce süreci anlatmanın daha doğru olacağını düşünüyorum.

Ben bu su yağmasını öğrenince hem Kaymakamlık Makamına, hem de Belediye yetkililerine durumu bildirdim. Aldığım cevap umut kırıcıydı. Bu makamlar konunun kendileriyle ilgisi olmadığını ifade ettiler. Bunun üzerine bir şikayet dilekçesi yazarak Kaymakamlığa verdim. Onlar da bu dilekçemin bir örneğini Söke Belediyesine, diğer örneğini de Aydın DSİ İl Müdürlüğüne göndermişler. Belediye’den cevap bir ay içinde geldi ve yine konunun tarafı olmadıklarını, yeraltı sularıyla ilgili tasarrufun DSİ’de olduğunu belirtmişler.

Sevgili okuyucu, Devlet Su İşleri İl Müdürlüğünden beklediğim cevap bir türlü gelmiyordu. Araya yerel seçimler de girince ben de bir süre takip edemedim. Aylar sonra fırsat bulup da Kaymakamlık Yazı İşleri Müdürlüğüne gittiğimde bana bir cevap gelmediğini söylediler. Bu durum devlette alışık olduğumuz bir durum değildi. Çünkü neredeyse bir sene olmuştu ve mutlaka bir cevap  verilmeliydi.  Kaymakamlıktan DSİ’ye telefon ettim ve dilekçemin akıbetini sordum. Aldığım cevap çok şaşırtıcıydı. Telefondaki memur dilekçemi hatırlamıştı ve o dilekçeye cevabın verildiğini söyledi.

Benim ısrarla gelmediğini iddia etmem üzerine de bilgi verdi.

“Ali Bey, dilekçenizi hatırlıyorum. Çünkü o konu için ben görevlendirildim. Söke’ye gidip iddialarınızı araştırdım, Golf Tesislerinin yetkilileriyle de görüştüm. Siz iddialarınızda haklıymışsınız. Tespitlerimi Söke Kaymakamlığına da gönderdim. Ceza verilmesini de önerdim…”

Kulaklarıma inanamıyordum.

“Kaç lira ceza kestiniz?”

“Cezayı biz değil, kaymakamlık kesecek. Biz sadece önerdik.”

“Peki, o rapor burada yok. Bir kopyasını  faksla  gönderebilir misiniz?”

Memur bunu da kabul etti  ve Kaymakamlığın faksına raporun bir örneğini gönderdi. Böylece Yazı İşleri Müdürlüğü de evrakı kayda girip dosyasına koydu.

Bu konuya devam edeceğim efendim.

 

Bu makale 701 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz