söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



MENDERES NEHRİ'Mİ, BAFA GÖLÜ'MÜ VE KARİNA DALYANI'MI GERİ İSTİYORUM…


MENDERES NEHRİ’Mİ, BAFA GÖLÜ’MÜ VE KARİNA DALYANI’MI GERİ İSTİYORUM…

 

Yazımın başlığını 23 Ekim 1999’da, yani 19 yıl önce gazetemiz Söke Ekspres’te ve Söke Ticaret Odamızın aylık çıkardığı bültenlerde bir yönetici ve vatandaş olarak arzumun ifadesidir…

Yazı yazılmadan 20 yıl, yazı yazıldıktan sonra 19 yıl geçmesine rağmen netice SIFIR, elde var SIFIR…

23 Ekim 1999’da, yazdığım yazının içeriğini sizlerle paylaşmak istedim.

 

“Bir GAP’ımız var, grurumuz bitmesi için her türlü fedakarlığa açığız. Bir de Doğu Anadolu Geliştirme Projesi, hem faydalı, hem de yararlı olacağına kalbimizle destek verdik. Bir Doğu Karadeniz Bölgesel Geliştirme(DOKAP) Projesi var. İlave olarak Kızılırmak - Yeşilırmak deltasının Islahı. Ayrıyetten 5,5 milyarlık projesiyle Tuzgölü’nün Islahı ve buna benzer yüzlerce projenin hayata geçirilmesi için yapılan çalışmaları takdirle ve sevinçle gurur duyuyoruz.

Sıranın bölgemize geldiğini düşünerek Söke Ovasının geleceğinin teminatı olan Büyük Menderes Nehri’mi, balık hazinesi olan Bafa Gölü’mü eski haliyle ve Karina Dalyanı’mı esi haliyle geri istiyorum.

23 Ekim 1999 yılına kadar 20 yıldır bu meseleyi halledemedik… Bu kirlenmeye Büyük Menderes Nehri’mizin ve Söke Ovamızın tahammül edeceğine hiç inanamıyorum.

Büyük Menderes Nehri suyunun küplerde dinlendirip bölge halkının ve ovada çalışanların içtiğini… Nehirden 130 kiloluk yayın balıklarının tutulduğunu, gölden Menderes Nehrine bağlı arık (kanal) denilen yerlerde balıkların üzerine basarak karşı tarafa geçtiğimizi gözlerimle gördüm.

Nereden biliyorum diyebilirsiniz…

Babam inşaatçıydı, bu olayı 1946 yılında yaşadık. Dalyan’daki binaların yüzde 80’ini babam yaptı…”

 

Bu yazıyı yazdıktan sonra Ticaret Odası’nda toplantı vardı…

Beyefendi ve kibar bir arkadaş yanıma yaklaştı; “Ben Devlet Su İşleri’nde görevliyim, yazınızı okudum. Olay sizin bildiğiniz gibi değil, müsaade edin de ilgililer yorum yapsın! Bizde suyun temiz mi? Kirli mi? Olduğunu belirten bir cihaz var. Büyük Menderes Nehri’nden gelen su kirli ise Bafa Gölü’ne vermiyoruz. Temiz ise veriyoruz…” dedi.

 

Konuyu uzatmadım. Peşin hükümlü ve kararı yanlış dahi olsa fikrinden dönmeyen insanlarla konuları hemen noktalarım.

Halbuki arkadaşı arabaya bindirip, Çerkez Köyü alt sınırı içerisindeki Göktepelerin arazilerine sınır olan Büyük Menderes Nehri’nin zigzag yapan bölgelerinde çamur kokusunu göstermek lazımdı. 

Nerden gördün diyebilirsiniz…

Bu bölgelere Ayçiçeği zamanı ava giderdik…

Şimdi titiz ve bilinçli çalışmalarla bu pislik yuvaları düzeltilip, nehrin mecrası düzeltildi. Ama; Büyük Menderes Nehri’nin doğduğu yerden bize gelinceye kadar sanayi ve ilaç atıklarından çektiği ızdırabı bildiğimiz halde günü kurtarma, ihmelcilik, korumacılık zihninden kurtulmadıkça, vatan için ölen şehitlerimize, atalarımızın emaneti olan doğamızı kirletmenin hesabını nasıl vereceğimizi hep düşünmüşümdür.

Bir damla suya insanlığın ve doğanın o kadar ihtiyaç var ki… Nehirleri kirlet, göletleri kirlet, ağaç katliyamlarını umursama… Medeniyet buysa insan olarak görevimizi yapmıyoruz demektir…

Ne demişler;

“Medeni insan karanlıkta bile izmaritini yere atmaz.”

 

Yukarıdaki satırları tenkit etmek ve bilgiçlik taslamak için yazmadım.

Aradan 40 yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen Büyük Menderes Nehri’mizin, Bafa Gölü’müzün ve Karina Dalyanı’mızın durumu belli…

Tatil Pazarındayım;

Söke’nin kuzeyine baktım, güzelim yemyeşil dağ, yağlı güreşlerin parlayan kıspetlerine dönüşmüş.

Kemer Dağı’na baktım daha beter.

Hadi doğayı katlettin bari onu kamufle et.

Sanayi tamam, milli hasılata katkısı büyük, fakat insan sağlığına, yapısına yaptığı tahribatı ciddi ve acilen inceleyip ona göre karar vermeliyiz.

DOĞA BİTİYOR…

 

Bu makale 465 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz