söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



HAVA, SU VE TOPRAK


HAVA, SU VE TOPRAK

 

Dünkü yazımda ovaya atılan tarım ilaçlarından ve bunların verdikleri zararlardan söz etmiştim. Özellikle de kullanılan bu ilaçların havaya, suya ve toprağa olan etkilerini sormuştum. Bu sorgulamayı özellikle yapmıştım.

Geçtiğimiz günlerde Ziraat Odası eski başkanı Muhsin Örnek ile karşılaştım. Ayak üstü yaptığımız sohbette bana ziraat için üç şeyin gerekli olduğunu söyledi:

“Havai su ve toprak”

Ben de ilave etmiştim.

“Bir de atılan kimyasallar…”

***

Sevgili okuyucu, elbette ki Muhsin başkanın söyledikleri doğru. Ama bu doğruyu hiçbir çiftçimiz, hatta Muhsin Başkanın kendisi bile uygulamaz. Toprak ve su uygun hava koşullarıyla buluştuğunda kaliteli ve insan sağlığını olumsuz etkilemeyen ürünler yetiştirilir. Ama günümüzün acımasız rekabet koşulları bu alanda kaliteyi ve sağlığı bir kenara itip rekolteyi  amaç haline getirmiştir. Çiftçimiz dünya ile rekabet ederek para kazanmak zorunda. Bu nedenle de birinci önceliği rekolteyi arttırmak oluyor.

Bundan kırk sene önce dekarda 200-250 kg pamuk elde eden çiftçi bunu büyük bir başarı olarak kabul eder, bu rekolteden tatlı paralar da kazanırdı. Halbuki günümüzde 500 kiloyu bile beğenmiyor, 650-700 kiloları hedefliyor. Bunun için de kendisine önerilen her yöntemi deniyor.

***

Yaklaşık 20 yıldır Ziraat Odasında gerçekleştirilen konferans ve tanıtım toplantılarının pek çoğuna katıldım. Konuşmacılar genellikle akademik unvanlara sahip hocalar olur ama konuşulanlar hep aynıdır. Bu toplantıların ana fikrini bir cümleyle ifade edebiliriz.

“Falanca ilacı kullanırsanız veriminiz şu kadar artar…”

***

Söke çiftçisi olarak ne duyduysak yaptık. Hangi ilacı önerdilerse kullandık. Ovayı adeta ilaç ve gübre satıcılarına teslim ettik. 

Sevgili okuyucu, bir ara “sürdürülebilir tarım” gibi süslü ifadelerle toprağa atılan ilacı azaltma düşünceleri olsa da itibar eden olmadı. Üstelik tarım sektöründe bitkiler için ilaç yazan doktor ile ilacı satan eczacı da aynı kişiler olunca fren tutmadı. Çok ilaç kullan, çok ürün al, çok kazan… Bize atalarımızdan kalan toprağı, suyu ve havayı aldığımız gibi çocuklarımıza bırakamayacak olmamız da sorun mu ki? Biz bugüne bakarız. Yarına Allah kerim…

 

Çocukluğumda büyükler anlatırlardı. Güya yurt dışından yabancılar gelir ve de bizlere sorarlarmış:

“Bu su böyle akar mı?”

Bizimkiler cevap verirmiş:

“Akaaar.”

“Türkler de böyle bakar mı?”

“Bakaaar”

Bu anlatıyla güya bizim su kaynaklarımızı verimli kullanamadığımız vurgulanmak istenirdi. Keşke öyle devam etseydi. Keşke biz o akan suya sadece bakmakla yetinseydik. Kullanmaya karar verdik, her konuda olduğu gibi yanlış ve kötü kullandık. Güzel bir nehri öldürdük.

Başladık bir kere, bu konulara devam edeceğiz.

 

 

Bu makale 547 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz