söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



O ZENGİN - BU FAKİR…


Konuk Yazar: Muzaffer İşlekel

A Takımı Kaptanı

 

O ZENGİN - BU FAKİR…

 

 

O zengin, bu fakir düşüncelerinin dünya kurulduğundan beri hüküm sürdüğünü biliyoruz. 

Hatta zenginlik derecesini belirtmek için; “HARUN KADAR ZENGİN” deriz…

 

Vakitli vakitsiz konuştuğumuz zengin ve fakir kelimesinin kavramı zihnimizde o kadar yer etti ki, kişiler arasında yarış halini aldı. Bilinçsizce yapılan bu göstermelik yarışlar, aileler arasında soğuk olaylar olmasına neden olur.

İnsanlar neyin zengini olduklarını net olarak ifade edemeyince, çocuklarına ve etrafına örnek olma çabasında noksan kalıyorlar.

Yanlışımız nerede? diye hep düşünmüşümdür. Zengin ve fakir tek noktada odaklansak bile hayat tecrübelerimiz geliştikçe yanılgıya düştüğümüzü hemen anlamamız mümkün.

***

Sene 1947

İlkokula başlama yıllarında, bir arkadaş (ciklet) sakız çiğniyor. 

Hemen bir arkadaş fısıldıyor; “Onun babası zengin”

Takunya ve terlik ile okula gelen arkadaşlar var. “Onun babası fakir..”

Ayakkabı ile gelen arkadaşa; “Onun babası zengin..”

Ayakkabısı eskimesin diye tabanına kabara çivisi çakıyor. Kim adet olarak fazla kabara çaktırmazsa, “Onun babası zengin!”

***

Yunan Söke’ye girmiş.. 

Herkes Menderes Nehri ötesine Bağarası’na taşınıyor. 

Ayrıca bölgede eşkiya ve hırsızlar çoğalmış.. 

Köyün zengin ağası Bağarası’na gelemiyor. 

Tanıdıklarının yardımıyla zengin ağayı köyden Bağarası’na getiriyorlar.

Aaa! O da ne?

Zengin ağa önde merkebi çekiyor. Merkebin üstünde Ağanın hanımı ve arkada kurtarıcı atlılar var..

***

Kocacami’nin yayındaki çeşmenin ahırına yarım simit düşmüş, bir kedi yemeye çalışıyor. Hali vakti yerinde, inançlı bir Hacı arkadaşım görüyor. Dönüşte işim bitince simiti alır kediye veririm, diyor. İşini bitirip çeşmenin yanına geldiğinde 8-10 yaşlarına kıyafeti bozuk, fakat yüzünden can ve sağlık fışkıran bir çocuğun simiti çeşmenin ahırından almış ve çeşmede yıkarken görüyor. 

***

Şimdi çocuğa nasıl yorum yapmalı?

Sağlıklı sıhhatli; ama fakir..

Sağlıksız sıhhatsız; ama zengin!

Bu tablodaki duruşumuzu merak ediyorum.

Bana göre çocukluğumdan beri bu kelimeleri insanlar üzerinde kullanmam.

Parası var; Zengin

Arabası var; Zengin

Tarlası var; Zengin

Oteli var; Zengin

Uçağı van; Zengin

Fabrikası var; Zengin

Fani dünyada yaşantısı; Zengin

Peki yukarda saydığım olguları her insan aynı şekilde düşünür mü?

Bence hayır..

***

Yüce Allah verecekse hayırlısını versin..  Sağlıklı, sıhhatli, huzurum yerinde olsun, namerte muhtaç etmesin, diyenlerin daha çok sayıda olduğuna inanıyorum.

“Ne oldum, değil ne olacağım” 

Sözünü aklımızdan çıkarmamalıyız.

“Zenginliğine güvenme bir kıvılcım yeter..

Güzelliğine güvenme bir sivilce yeter..”

Zenginlik çatlak bardağın içindeki su gibidir istense de, istenmese de zaman gelince yitirilir!..

***

Sen Napolyon’u okumadın mı, diyenler olabilir… 

Ne demiş Napolyon; PARA, PARA, PARA..

O zaman ben de derim ki; Tarih oku, parayı Lidyalılar Napolyon’dan yüz yıllar önce bulmuşlar. Hem de altın içinde yüzdükleri halde tarihin yaprakları içinde kaldılar…

***

Adam çok zengin, aynı zamanda çok hırslı işi gücü definecilik.. 

Elinde harita ile çöldeki çil çil altınları bir türlü bulamıyor.

Perişan hallere düşüyor, atı ölüyor, yemeği, suyu bitiyor, takatsizlik, umutsuzluk vücudunun her yanını sarıyor. Yaşam mücadelesi içindeyken ellerine bir cisim takılıyor.

Hayret..

Aradığı altınlar şimdi avucunun içinde.. 

Mırıldanıyor; "Fani dünyada zenginliğin, hırsın esiri oldum. Hepiniz çil çil altın olacağına birer damla su ve nefes olsaydınız" diyerek vefat ediyor.

***

Şimdi şapkamızı önümüze koyup düşünmeliyiz. Fakir, zengin edebiyatını bırakıp sağlık, sıhhat, huzur, kanaat ve şükretmenin en büyük zenginlik olduğunu, kalp, vicdan, duruş, iyilik yapma, hoşgörü saygı ve bünyene göre yapacağın cömertliğin dünya var oldukça unutmayacağı kanısındayım.

Saygılarımla…

 

Bu makale 372 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz