söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



SEVGİ SADECE BİR GÜN MÜ ANILIR? SEVMEK NE GÜZEL ŞEY!


SEVGİ SADECE BİR GÜN MÜ ANILIR? SEVMEK NE GÜZEL ŞEY!

 

Her 14 Şubat “Sevgililer Günü” imiş. Her 14 Şubat’ta bugünü yaşarken yapılan yanlışlığın, hatanın tekrarlanması, bazı kişiler gibi beni de şaşırtmaktadır. Zira sevgi gibi aşk gibi yüce bir duyguyu kutlamanın sadece birgün ile kısıtlanması cidden gücüme gittiği için şaşırıyorum. Ama öte yandan her gün çirkinliklerin, cinayetlerin, sosyal ve aile içi kriminolojik olayların yaşandığı dünyamızda  ve ülkemizde hiç değilse bu mutlu günü kutlamak beni şaşırtmanın ötesinde sevindiriyor da…

“Kendini ve insanları sev” cümlesini kendi hayatımda hep uyguladım. Kendimi sevdim. Özür dilememe sebep olacak bir hata yapmamaya çalıştım. Yarım asırdan fazla bir süredir yalnız Söke’de değil, Aydın, İzmir hatta İstanbul’da yayınlanan pek çok meslek gazetelerinde, dergilerinde yazılar yazdım. Bunların hepsinin içinde “insan” ve “sevgi” olmuştur. Yeni yayınlanacak dördüncü kitabıma bu soylu ve yüce duyguları severek ve isteyerek koymaktan mutlu olacağım.

Konumuz “Sevgililer Günü” olduğuna göre “sevgi”yi anlatmak hem çok kolay, hem de çok zordur. Duygularını anlatmak, bu duyguyu içinde taşıyanların bazılarına kolay, bazılarına oldukça zor gelebilir. Esasında en güçlü psikologlar, şairler, kompozitörler, besteciler bile bunu ifadede güçlük çekmişlerdir. Anne- babalar çok tabii olarak evlatlarını sever, evlatlar da ailelerini severler de neden bu aile kavgaları, intiharlar, cinayetler… Yazar, şair Nazım Hikmet, devrin büyük ressamı Abidin Dino’ya “Mutluluğun (sevginin) resmini yapabilir misin?” diye sormuş ve ne yanıt verdiğini merak ediyorum.

Sevgi sözcüğüne kutsallık getiren olay M.Ö. 4. asırda Roma’da hain imparator Cladius’un Papaz Valentin’i katlediş miladıdır. Sevgi sözcüğü Hıristiyanlığın yayılmasından sonra, 14 Şubat’ta Aziz Valentin günü ilan edilmiştir. Valentin katledilmeden önce zindandayken Roma halkına söylediği  “Valentine’i unutmayın, sizi seviyorum…” sözleri, bugünün oluşmasına sebep olmuştur. 14 Şubat dünyada ve 15-20 yıldır bizde de “Sevgililer  Günü” olarak kutlanmaktadır. Sevgi sözcüğü kırmızı karanfil ile sembolleştirilmiştir.

Toplumun iç içe yaşamasının belki de en önemli unsuru ”sevgi”dir. Sevgisiz insan kaba, verimsiz ve başarısızdır. Sadece insanlara verilmiş mücerret psikolojik bir olgudur. Sevgi yalnız içsel güzelliğin değil, bedensel yapının da aynasıdır. Kahkaha ile gülen insanı pek sevmem. Ama gülümseme insanın inceliğini, ruh güzelliğini yansıtır. Yesari Asım Üstad’ın Hicaz bir bestesinde:

“Bir tatlı emel var 

O kızın handelerinde”

dediği gibi dudak ucundan gülmek, yani “hande” içten sevginin işaretinden başka nedir ki?

İnsan öncelikle kendini sever. Güleç bir yüz,  kaş çatılmadan bakış onun psikolojik zenginliğini gösterir. Fransızlar’ın bir sözü vardır: “İnsan, kendinin mimarıdır.” diye. Bu söze ilave olarak Prof. Dr. Üstün Dökmen’in şu dizeleri ne kadar anlamlıdır:

“Yola çıkınca her sabah,

Bulutlara selam ver.

Taşlara, kuşlara,

Atlara, otlara, insanlara selam ver,

Aynayı cebinden çıkar da

Bir selam da kendine ver.”

Sevgi, gerçekten yürekten sevmek işidir. Selam vermek yaradanı “O”nu sevmek demektir. İslam’da selam vermek sadakadır. Selamsızlık Allah indinde günahtır. Şiirlere, türkülere, şarkılara, masallara, fıkralara giren sevgi, dünyanın bütün nimetlerinin üstünde bir duygudur. Sevgi sabırdır, sadakattir, hasrettir, özlemdir, mazidir. Avni Anıl dostumun suzi-dil eserinde dediği gibi sevgi, unutmamak ve unutulmamaktır.

“Unutamıyorum, unutamıyorum,

Gecem yok artık, gündüzüm yok.

Tek sen varsın, senin saçların var,

Dalgın, ıslak gözlerin var.

Bırakma ellerimi bırakma unutamıyorum.” 

Sevgi, ilhamdır. Sevgi olmasa değerli kardeşim Fahri Sevil, Diş Hekimi Sevim Şahin, Aşır Tunca, Abdülkadir Güler, Halil Güven, Ali Sarayköylü ve diğerleri, Oyhan Hasan Bıldırki, Talat Avcı, birbirinden güzel şiirler yazabilir miydi? Keza her biri ruhumuzu okşayan, mazimizi hatırlatan Saadettin Kaynak’ın, Selahattin Pınar’ın, Lemi Atlı’nın, Muzaffer İlkar’ın, Selahattin Altınbaş’ın, Burhanettin Deran’ın ve isimlerini sayamadığım sanatçıların besteleri, Orhan Veli’nin, Mehmet Akif’in, Mehmet Emin Yurdakul’un ve Necip Fazıl’ın şiirleri yazılabilir ve Yahya Kemal, İstanbul’u bu kadar güzel anlatabilir miydi?

Yazımı mutlu bir tesadüfle devam ettirmek istiyorum. Günlük hayatımızın vazgeçilmezi olan telefon, 1876 yılında  Alexander Graham Bell tarafından icat edilmişti. O yılın 14 Şubat gününde icat beratını alan Bell, icat ettiği telefonla ilk kez sevgilisi Allessandra Lolita Oswaldo’yu aramış ancak ona adı ile hitap etmek yerine, bunun baş harflerinden oluşan “ALO” diye seslenmişti. Aslında 150 yıldır “alo” diyerek Graham Bell ve sevgilisini anmış oluyoruz. 

Kitaplara değil, ansiklopedilere sığmayacak sevgiyi, dostluğu, yürek çarpıntısını, aşkı çağrıştırdığı için hep ama hep içimizde yaşatmalıyız. Hüzzam bir eseri ne güzel özetlemiş değil mi?

“Gönül kapım açıktır,

Sormadan gir içeri.”

Toprak ve yağmur kokan yamaçlardaki kavalın, Mevlana hasreti ile üflenen neyin ne ifade ettiğini inanın kalemimle anlatamıyorum.

 

Bu makale 80 kez okundu.


Yorumlar
    Yorum Yaz
  • Halil Güven (14/2/2018)
    Sevginin gölgesi koyu olur sevgili öğretmenim... Sizi çok seviyorum ve de çok özlüyorum... Sevgilerle kal sağlıcakla canım abim ve de canım öğretmenim:)