söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



VEFATININ 14. YILINDA SIRADIŞI VALİ RECEP YAZICIOĞLU SAYGIYLA ANILIYOR (1)


VEFATININ 14. YILINDA SIRADIŞI VALİ RECEP YAZICIOĞLU SAYGIYLA ANILIYOR (1)

 

Recep Yazıcıoğluf (7 Haziran  1948-  8  Eylül 2013) ). 

Hayatımda tanıdığım ve sevdiğim üç vali vardı. Meslek hayatımda onların bulunduğu illerde görev yaptım. Biri Eski Mardin Valisi Celal Kayacan (1998 - 1971), ikincisi Eski Aydın Valisi Recep Yazıcıoğlu ( 1998 -1990) ve yine eski Aydın Valisi Mustafa Malay’dı. Bu üç Vali de tanıdığım halkın valileri idiler. Halkın Valisi Recep Yazıcıoğlu ve benim Mardin Valisi Celal Kayacan Hakk’ın rahmetine kavuşmuşlardır. Her ikisine de Allah’tan rahmetler diliyorum. Sayın Mustafa Malay’da şu anda İstanbul’da merkez Valisi olmalıdır. O‘na da Allah’tan sağlıklı günler diliyor, buradan selam ve saygılarımı sunuyorum. Gönüllerde iz bırakan bir Vali idi…

Halkın Valisi ve sıra dışı Vali Recep Yazıcıoğlu, Denizli Valisi iken Ankara’ ya giderken ( Ankara’ya 25 Km kala) bir trafik kazasına kurban oldu. Yakından tanıdığım ve sevdiğim bir Vali idi. Rahmetli babası İlçe Müftüsü Koca Mustafa Hocamız uzun yıllar Söke’de kaldığı için kendini Sökeli sayıyordu. Söke’ye fazla bir ilgisi vardı. Söke Öğretmenevi’nin projesi. Tokat Valisi iken onun tarafından yapıldı, yine temeli ve açılışı ona kısmet oldu. (1991)

Recep Yazıcıoğlu’nun, vefatının ardından 13 Eylül 2003 tarihli Cumartesi günü Söke Ekspres gazetesinde aynen şöyle yazmıştım. O yazımdan bir bölüm alıp, sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Vali Recep Yazıcıoğlu’nun cenaze töreninde herkesimden insanlar vardı. Recep Yazıcıoğlu neden farklı idi? Ona karşı halkın ilgisi çok büyüktü. O’nu bu halde sevip, sevdiren realite neydi? Bunların yanıtlarını bulmak zorundayız.

Tokat’ta, Erzincan’da, Aydın’da ve Denizli’de Vali olduğu günlerde halkımız tarafından seviliyor ve çok çalışıyordu. Kapısı halka açıktı.

Geçen Çarşamba günü (10 Eylül 2003), Söke’de sanki bir mahşer günü vardı. Yurdun dört bir yanından halkın Valisini, Âşık Veysel’in “Benim sadık yârim kara topraktır” dediği, şehitlerimizin mübarek kanlarıyla suladığı vatan toprağına milletçe dualarla ve gözyaşlarıyla içimiz yana yana vatan toprağına teslim ettik.

Oldum olası Söke ilçesi böylesine görkemli bir cenaze törenine şahit olmamıştı. Elimdeki Yeni Asır Gazetesi cenaze törenine katılanların sayısını 15.000 bin diye manşet atmıştı. Bu kalabalık asla bir abartma değildir. Çünkü T.C. Valiler coğrafyasında adı çok anılan Vali  elbette ki Vali Recep YAZICIOĞLU idi. “Ufuktaki Adam, Süper VALİ, Sıra dışı Vali,  IV. Murat“ diye anılıyordu. Anadolu basınında her zaman hizmetleriyle ve sözleriyle gazetelere konu olan böyle bir çalışkan ve dürüst bir vali idi.

Tokat’ta, Erzincan’da, Aydın’da ve Denizli’de Vali olduğu günlerde kapısı ardına kadar açıktı. Gerçek anlamı ile bir halkın valisi idi… Efsaneleşmiş bir Vali kimliğini kazanmıştı. Baba ocağına ne zaman Söke’ye gelse muhakkak bir kaç gönül adamı ile bir araya gelirdi. İnsana tepeden bakmaz, her türlü kibirden uzak, can yakın bir karaktere sahipti. 25 Temmuz 2002 tarihinde Halil Özşarlak, Fahri Sevil. Recep Yazıcıoğlu, Aydın Eski Milletvekili M. Kemal Yılmaz, Söke Eski Belediye Başkanı Ekrem Karakaş, Musa Elitaş, Hakimlerimizden Mehmet Fındık, Abdullah Ergin, vergi Dairesi Müdürü Mustafa Çoban, Müdür yardımcısı Halil Güler,Tapu Kadastro  Eski Genel Müdür Yardımcılarımızdan  şair İsmet ÖZEL’in kardeşi Şükrü Özel,  Söke Lisesi Eski Müdürü Ahmet Bayrav,  Mal Müdürümüz Yusuf  Çıldır ve bu satırların yazarı  Abdülkadir Güler  ile birlikte Söke’den Kuşadası’na  giderken  YAYLA KÖYÜNDE bir araya  geldik. Bu mutlu gecede yemekler yedik, çaylar içtik, içki içen olmadı. Rahmetli R.Yazıcıoğlu aynen şöyle demişti: “ Arkadaşlar içki içmek isteyenler içebilir. Ancak ben bir Müftüoğlu olduğum için içemiyorum. Ben ayran içerim. Yoksa yarın gazetelere manşet olurum “ diyerek hepimizi güldürmüştü.  Hiç kimse de içki içmedi.  Bol bol sohbet ettik, şiirler okuduk. Vali Bey konuşuyordu. Ben not alıyordum. Aldığım notlardan bazıları:

• Halk sisteme ortak olmalı, öteden beri hep merkeze bağlı kaldık.

• Mesai vermeden çok çalışmalıyız. Daha doğrusu üretken olmalıyız. Çalışmadan kalkınma olmaz.

• Her şey “ SİL BAŞTAN” olmalıdır. Onun için önce kafalar değişmelidir. SİLBAŞTAN “adlı eserimi bunun için yazdım.

• Birileri bizleri idare ediyor, hiçbir kimse Merih’ten gelmemiştir. Halk ile iç içe olmalıyız.

• Çocuklarımıza, insanlarımıza güvenemiyoruz. Bir güven ortamı Neden? Niçin? Nasıl? Gibi sorulara cevap bulmak zorundayız. (1)

• Her şeyden önce üretken ve çalışkan olmalıyız. Kişilerde değişim, kafalarda değişim olmalıdır.

O gece Söke / Yayla Köyünde birlikte olduğumuz yemekli gecede bu notları almıştım. Artık bunlar anılarda kalmamalıdır.

----------------------------------------------

1- "Söke'da İz Bırakanlar" -(Araştırma , İnceleme, Biyografi) Abdülkadir Güler, Cumhuriyet Matbaası Söke - Temmuz 2017

Yazımız devam edecek>>>

 

Bu makale 627 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz