söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



MATBAACI-GAZETECİ YILMAZ KALAYCI İLE BİR KONUŞMA (1)


MATBAACI-GAZETECİ YILMAZ KALAYCI İLE BİR KONUŞMA (1)

1985 ‘ten bu yana Söke’ deyim. Bir yerde kendimi Sökeli olarak kabul ediyorum. Söke’nin ekmeğini, suyunu içiyor ve havasını teneffüs ediyorum... Söke halkından da her zaman saygı ve iyilik gördüm. Cümlesine sonsuz teşekkürlerim vardır. Onun için Söke kültürüne de önem veriyorum. Yazdıklarım ortadadır. Söke Basını, yayın arşivi buna şahittir. Yaklaşık 10 yıldır  “Söke’de İz Bırakanlar” kitabı üzerine uğraşıyorum. Bu açıdan Gazetemiz Söke Ekspres'in sahibi Yılmaz Kalaycı ile bir konuşma yapmak istedim. 21 Aralık 2016 günü Söke Ekspres Gazetesi'nin bulunduğu özel ofisinde kısa bir söyleşide bulunmak istedim. Sağ olsunlar beni kırmadılar. Özel ofisinde çaylarımızı içerken Yılmaz Kalaycı ile yapmış olduğum konuşmayı aynen sizlerle burada paylaşmak istiyorum.

A.GÜLER: Sayın Yılmaz Kalaycı, sizler Söke basın dünyasında ve matbaa çalışanları arasında sıfırdan başlayıp, usta oldunuz ve bugünlere kadar geldiniz. Büyük bir gazetesinin de sahibi oldunuz. Gazeteniz Söke Ekspres bugün 54 yaşındadır. Yılmaz Kalaycı olarak bize kısaca öz geçmişinizden söz eder misiniz?

Y.KALAYCI: Efendim 01.01.1953 yılında Söke Yenicami Mahallesinde doğdum. İlkokulu Söke Jaletepe İlkokul’unda okudum.  İmkansızlıklar nedeniyle maalesef ortaokul ve liseye gidemedim, okuyamadım. Daha küçük yaşlarda iken çalışmaya başladım. Hayatın, çalışmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Bir yerde hayat mektebinden mezun oldum... İlk olarak 1965 yılında Birlik Matbaası'nda çırak olarak işe girdim. O yıllarda Birlik Matbaası'nda benim ustam Rahmetli Zeki Yavaş’tı. Onun yanında Güney Matbaası sahibi Şevket Ganey, yine Güneş Matbaası sahibi Halil Kavgacı da vardı. Halil Kavgacı halen Söke’de matbaa işleriyle uğraşıyor. Şevki Gemicioğlu ve Sinan Gemicioğlu’da Dilek Matbaası'nda çalışıyorlardı. Bu adını saydıklarım kişiler hem ustam ve hem de ağabeylerimdi. Onlara çok şeyler borçlu olduğumu söylemek isterim. 1973 yıllına kadar bu ustalarımın yanında çırak olarak çalıştım. Çırak olarak çalıştım amma, matbaa işlerinde A’dan Z’ ye kadar çok şeyler öğrendim. Bu çalışmalarım askere gidinceye kadar sürdü…

A.GÜLER: Peki Yılmaz Bey, ne zaman asker oldunuz ve vatani görevinizi nerede yaptınız?

Y.KALAYCI: Efendim, askerliğimi Ankara’da Kara Kuvvetlerinde Askeri Basımevi'nde yaptım. Matbaa işleriyle askerliğimi tamamladım. Askerlikten sonra memlekete (Söke’ye) döndüm. Söke’ye geldiğimde çok parasızdım. Bir işe girmek için çok uğraştım.  O yıllarda annem ve babam da yaşlı idiler. Onlara da bakmak zorunda idim. Ankara Orduya ait bir askeri matbaada çalışırken, Albay bir komutanım vardı. Beni de çok seviyordu. Albay Hüseyin Yılmaz Bey, askerliğimi bitireceğim zaman bana aynen şöyle bir teklifte bulundular: “ Oğlum Yılmaz, iyi bir matbaa elemanısınız. Burada sivil işçi olarak çalışabilirsiniz” diye bir öneride bulunmuştu. Söke’de yaşlı annem ve babam oldukları için kalmak istemedim. Kibarca kalamıyorum, benim bazı ailevi sorunlarım vardır, Sayın Komutanım.“ dedim. Sayın Albayım vefat etmişse ona Allah’tan rahmetler diliyorum. Aradan 42 yıl geçti..(Tarih 1974).

A.GÜLER: Yılmaz Bey, askerlik dönüşü memleketinize yani Söke’ye geldiniz. Neler yaptınız, bu konuda bize neler söylersiniz?

Y. KALAYCI: Kadir Bey Hocam, askere gitmeden önce birlikte çıraklık yaptığım bir arkadaşım vardı. Adı Ünal Yamacı idi. Dürüst bir insandı. Onunla birlikte bir küçük matbaa kurmak istedik.  Fazla paramız da yoktu. O günlerde Tek Pedalla çalışan küçük bir matbaa makinesini aldık. Maliyeti 15 bin lira idi. Ancak ikimizin ortak olarak 9 bin 500 lira paramız vardı. Geri kalanı borç olarak aldık ve ortaklaşa işi başladık. Daha sonra Ünal Yamacı arkadaşım ayrıldı. Çünkü o yıllarda matbaanın geliri iki aileye yetmiyordu. Çok az para kazanıyorduk. Ancak bu ayrılış dostluğumuza bir gölge düşürmedi. Kadir Bey Hocam, Matbaanın işlerini yavaş yavaş sürdürüyordum. Kör, topal işlerimiz yürüyordu. Hayalimde bir yerel gazete çıkarmaktı... Derken “Söke’nin Sesi” adlı bir gazete çıkardım. O günlerde gazetenin yazı işleri müdürü Hasan Tuntaş’tı. Bu gazete de pek uzun ömürlü olmadı. O yıllarda zor şartlar altında çıkan "Söke Ekspres Gazetesi"nin yaşaması için bu gazeteye sahip çıktım. Parasal durumum da pekiyi değildi. Rahmetli Muharrem Bora’nın eşi Asiye Bora’dan Söke Ekspres’i satın aldım. (Bora’yı rahmet ve saygıyla anıyorum / tarih:1992). Gazetenin Yazı işleri Müdürü Cemal Polat’tı. Çok şükür Söke Ekspres’i bu günlere kadar getirdik. O günlerde iki günde bir çıkan, sadece 2 sayfadan ibaret olan gazetemiz Söke Ekspres, bugün 6 sayfa, bazen da 8-10 sayfa olarak ve günde (850 ile 1000) adet arasında  çıkıyor. Öğleye kadar gazetemizi büromuzda bulamazsınız. Çünkü gazetemiz çok okunuyor ve çok takip ediliyor. Geniş bir yazar kadrosuyla Söke kültürüne 54 yıldır hizmet veriyor. Şu anda gazetemizin Yazı işleri Müdürü oğlum Kadir Kalaycı'dır. Yıllardan sonra iyi bir noktaya geldiğimi sanıyorum. Yeni bir binaya da kavuştuk daha modern aletlere de ulaştık.
Devam edecek >>>

 

Bu makale 1184 kez okundu.


Yorumlar
    Yorum Yaz
  • halil güven (2/1/2017)
    Yılmaz beye yılmaz duruşuyla sevgilerimi sunuyorum ve Allah'tan uzun ömürler diliyorum... Gazetemize ve çalışanlarına verdiği güzellikten dolayı da ayrıca şükranlarımı sunuyorum... Size de çok teşekkürler sevgili dostum...