söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



DR. SEVİM ŞAHİN'İN HAYAT ÖYKÜSÜ


DR. SEVİM ŞAHİN’İN HAYAT ÖYKÜSÜ

Söke'de sevilen ve sayılan Söke'nin birçok toplumsal, siyasal, sosyal ve kültürel işlerinde emek  ve ayak izleri bulunan Dr. Sevim Şahin' den  bugün  söz etmek istiyorum. Ben ona Kartacalı kadın diyorum.
Söke’de çeşitli sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunan Dr. Sevim Şahin’i 07 Ocak 2010 günü iş yerinde ziyaret ettim. Sevim Şahin, Söke CHP ilçe teşkilatı başkanlığına ikinci kez olarak seçilmişti. Onu tebrik etmek ve öz geçmişinden bazı bilgiler almak için karşılıklı olarak bir sohbetimiz oldu.  Dr. Sevim Şahin kendi özgeçmişi hakkında hiç heyecan duymadan güzel ve akıcı bir Türkçe ile hayatıyla ilgili şu bilgileri verdi. Ben de bunları bir kenara atmadım ve sizlerle paylaşmak istedim. Zaten o da aşağıda anlattığı gibi çalışkan, yenilikçi, uygar, tuttuğunu koparan adı gibi  sevimli bir Anadolu  kadınıdır. Anlattığı gibi aynen sunuyorum:
-Efendim, ben Milas’ın Bafa köyünde 1942 de doğdum. Yaşım 6 olduğu için okula kabul etmediler. Oysa çok okumak istiyordum. 7 yaşıma gelince okula kabul edeceğimi söylediler. Babamdan aldığım harçlıkla bir defter ve bir kalemle alıp, okula gittim. Hatta ayağımda düzenli bir ayakkabı bile yoktu. Rastgele bir takunya ile okula gittiğimi hatırlıyorum. Okulumuzun bahçesinde çevresindeki kâğıtları toplayan emektar Habibe Nine bu okulun hademesi idi. Çalışkan onurlu bir kadındı. Beni görünce saçlarımı okşadı “hayrola sen niye geldin? “ dedi. “Ben okumak istiyorum Nine “ deyince yüzüme bir müddet gülümseyerek dikkatle baktı. Sonra elimden tuttu bani başöğretmene götürdü.” Öğretmen Bey, bu çocuk okumak istiyormuş “ dedi. Başöğretmen, “şimdi ders başladı, yarın sabah gelsin “deyip beni savdı. O akşam başöğretmen Süleyman Köse Bey, durumu babama anlatmış, babamda çok istiyor değince “ağabey bir müddet gelip gitsin” demiş. Bu şekilde başladığım okula başarılı olduğumu ve kaydımın yapılacağını babamın okula gelip kaydımı yaptırmasını öğretmenim bana söyleyince ne kadar sevindiğimi anlatamam.Böylece  6 yaşında iken Bafa ilkokuluna başladım ve okulu pekiyi dereceyle bitirdim.Okulu bitirdiğim zaman 11 yaşında idim.
Köyümüzde Onbaşı Ali amcamın kızlarından Aysel benim hem samimi arkadaşım ve hem de sınıf arkadaşımdı. Aysel öğretmen okula gidecek onunla ben de gitmek istiyordum. Aynı zamanda öğretmenlerim de bu konuda büyük destek veriyorlardı. Babam 17 yaşında iken köyden ayrılmış İstanbul, İzmir gibi yerlerde garson olarak çalışmış, esas mesleği marangozdu. Fakir bir aile içinde büyüdük, lakin onurlu bir aile idik. Babam ilkokul mezunu olmasına rağmen aydın görüşlü bir insandı. Ütüsüz pantolon giymez, giyimine çok dikkat ederdi. 1963’lerde CHP ‘ye kaydını yapmış,  o kayıt kimliğini hâlâ bir hatıra olarak saklarım. Köyde üç radyo vardı, bunlardan biri bizimdi. Hiç unutmuyorum Dumlupınar Denizaltı Gemisinin 4 Nisan 1953 ‘te denize batış serüvenini köylü bu üç radyodan  haberleri  dinlemişti. Babam gerçekten çok dürüst, çalışkan ve herkesin saygı ve sevgisini kazanan, dik duruşlu bir insandı.
Fakat köyde kızları okutmazlardı, okutsalar kötü yola düşerler diye köy dışına göndermezlerdi. Ben ilkokulu zor şartlar altında bitirdim. Buna rağmen okumak istiyordum. Küçük yaşta iken  öksüz, zayıf ve kötü şartlarda olan  çocukları da çok seviyor ve onlara kol, kanat geriyordum. Çoğu zaman dövüşürken bile onların hakkını savunurdum. Yardımlaşmayı çok seviyordum. En çok dövüştüğüm arkadaşlarımdan bugün  (makine mühendisi)  olan Profesör Dr. Mehmet Atılgan ve (hiç döğüşmediyim ) yine okul arkadaşlarımdan olan  Hukuk Fakültesi 3. Sınıftan terk eden Sabri Ulusoy’du. Çünkü o hiç bir kimseye sataşmazdı. Ben böyle olunca babam beni okula pek göndermek istemiyordu. Oysa ben okulu birincilikle bitirmiştim. Köyümüzde kızların okuması için öncülük eden bir Ali Onbaşı vardı. Ali Onbaşı’nın en büyük kızı Ayten abla Söke Devlet Hastanesinde başhemşire olarak çalışıyordu. Ankara’da Ebe ve Hemşire Okulunda okuyanlara bir çocuk yuvası olduğunu onun bünyesinde de bir çocuk bakıcı hemşire okulu (3 yıllık Yatılı) olduğunu söyledi. Bu okula ilk giden Zeliha Tunç oldu. Ertesi sene babam ablamı bir arkadaşıyla birlikte (Hafize Karakaya) ile gönderdi. Okulda öğrencileri 16 yaşında iken alıyorlardı.  Oysa ben daha 12 yaşında idim. Zaten gitmeme annem pek razı değildi. Evden kaçar okula  gitmeyi bile düşünüyordum. Ama yol, yordam bilmiyor ve paramda yoktu. Buna cesaret edemedim. Ablam Fatma Şahin yine sınıf birincisi idi. Kendisine ne olur abla beni de beni de yanına al çok okumak istiyorum” diye bir mektup yazdım. Mektubumu okul müdürü Hadiye Tanyürek’e göstermişler. Müdüre hanım ablam Fatma Şahin’e: “Kardeşin eğer senin gibi çalışkan ise gelsin “ demiş. O yıllarda daha 14 yaşında idim. Ayşe Edremitli arkadaşımla (aynı zamanda süt-kardeşimdi), 03 Eylül 1957 de köyden ayrıldık, 05 Eylül 1957 de Ankara – Keçiören Çocuk Bakıcı Hemşire okuluna götürdüler. Okulumu birinci olarak bitirdim. Bu arada 1960 ihtilalı oldu. O tarihe kadar okulunu birincilikle bitirenler bir üst sınıfa alıyorlardı. Kızılay Hemşire Okulu’na,  veya Cebeci Ankara Ebe Hemşire Okuluna alıyorlardı. Benden 3000 TL istiyorlardı. Oysa daha önce Ablam Fatma Şahin, Birsen Sallayıcı ve Gülten Döner aynı okula gitmişlerdi. Bu arada babamı Ankara ‘ya gelmesini istedim. Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü  binası Anafartalar’ da idi.  Genel müdür yine beni almak istemedi. Çok sevdiğim  Psikoloji öğretmenim Mediha Ekit hanım  yanıma geldi. Durumu ona izah ettim. Ertesi gün beni alelacele Sıhhiye Hanım Hanımeli Sokakta bulunan Akşam gazetesinin burusuna gönderdi.  Orada Mustafa Özkanla bir beyle tanıştım. Bize fazlasıyla ilgilendi.  Hemen Genel müdürü aradı ve onun katkılarıyla kaydımı yaptım. Bu okuldan sonra Numune Hastanesine  tayınımı yaptım. 28 Eylül 1965 ameliyathanede hemşire olarak göreve başladım. Bu arada Yeni Mahalle Kız lisesinde dışarıdan liseyi de bitirdim. Bu arada  ağabeyim Salih (Sefahattin) Şahin’İ de veremden kaybettik. Bir hedefim vardı , ona  ulaşmak istiyordum. Zengin bir aile değildik. Ama onurlu ve dik bir duruşumuz vardı. Bu arada Nazmi Şener isimli bir Hava Yüzbaşı ile tanıştım onu çok sevmiştim. Yüksek okullarda okumama pek istemiyordu. Fakat kısa bir süre sonra ayrılmak zorunda kaldık. Tekrar okumaya karar verdim.
Gazi Üniversitesi Dış Hekimliği Yüksek Okulunda 5 yılda başarıyla bitirdim. Bir ara Almanya’ya da gittim. Türkiye’ye döndüğümde 1981 de Erzurum’da bir süre Diş Hekimi olarak çalıştım. Ailevi nedenlerden sonra Söke’ye gelip Söke Devlet Hastanesinde görev yaptım ve burada emekli oldum.  Emekli olduktan sonra serbest Diş Hekimi olarak çalıştım.


<<<Yazımız devam edecek..>>>

 

Bu makale 1323 kez okundu.


Yorumlar
    Yorum Yaz
  • HALİL (16/11/2016)
    Ben böyle olduğu için işte çok seviyorum Sevim ablayı:) Başarmış insan başka oluyor gerçekten... Saygı sevgi ve sağlık dileklerimle sevgili dostum:)