söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



ÖLÜMÜNÜN 3. YILINDA M.KEMAL YILMAZ'I MEZARI BAŞINDA ANDIK


ÖLÜMÜNÜN 3. YILINDA M.KEMAL YILMAZ’I MEZARI BAŞINDA ANDIK

Eski Aydın Milletvekili M. Kemal Yılmaz aramızdan ayrılalı üç yıl oldu.  Bu güzel ve yurtsever insanı unutmak mümkün değildir. 1921 doğumlu idi.10 Mart 2013’te aramızdan ayrıldı.  Işıklar içinde mışıl mışıl uyusun.  Geçenlerde yeğeni İnan Yılmaz (ben ona İlhan diyorum), Umurlu’dan telefonla beni aradı.  Hal, hatır sorduktan sonra aynen şöyle dedi.  “Kadir bey Hocam, siz dayım - M. Kemal Yılmaz’ı çok seviyordunuz, onun hakkında bir kitapta yazdınız.  Uygun görürseniz önümüzdeki günlerde dualarla ve  anılarıyla mezarı başında anmak istiyoruz.  Sizi aramızda görmek isteriz. Siz de uygun görürseniz, Söke’ den birkaç arkadaşla gelmenizi bekliyoruz” dedi… Ben de hay hay dedim. Bir iki gün sonra  ziyaret günümüzün 09 Ekim 2016 Pazar günü olmasını birlikte kararlaştırdık. Söke’de bazı arkadaşlara söyledim, işleri olduğu için gelemediler.  Ben onlar adına selamlarıyla birlikte 09 Ekim 2016 Pazar günü saat 11.30 ‘da Umurlu’da hazır bulundum. M. Kemal Yılmaz’ın yeğeni İnan Yılmaz Bey de beni Umurlu D.D. Yolları Garında karşıladı, kucaklaştık.  Sevgili M. Kemal Yılmaz’la kucaklaşır gibi bana sıcak ve samimi geldi. Bir kahvede biraz dinledikten sonra M. Kemal Yılmaz’ın özel mezarlığına gittik… Zaten O da bizi bekliyordu.
M. Kemal Yılmaz’ın mezarı başında dualarımızı ettik. Anılarından söz ettik. Bütün kitaplarının sayfalarında yer alan şu ünlü sözleri   ayak ucunda yazılı idi:

KİMİ ÇOKTAN YİTMİŞ
KİMİ EĞİK, KİMİ YAN YATMIŞ
KİMİNİN KIRILMIŞ BAŞI,
KİTAPLAR İSE DİMDİK
KİTAPLAR
EN DAYANIKLI
MEZAR
TAŞI…
 
 Dualarımızı yaptıktan sonra M. Kemal Ağbiye sordum. Nasılsınız dedim?  O da bana rahatça yanıt verdiler. Ne diyorsunuz Kadir Bey, şairim. Burada yalnız değilim.  Tanıdığım birlikte yaşadığım dostlarımın çoğu yanımdalar. İşte bunlardan birkaçı ünlü Aydınlı Öykü yazarı Mahmut Özay’ın annesi Naile Özay ( 1880-1965) , onunla birlikte kara trene binmiş ve ta Siirt’e kadar gitmiştik.  Dayım Mahmut Özay’ın yanında okuyacaktım.  Cılız, zayıf çelimsiz bir çocuktum. Babam rahmetli  Hakkı Çavuş benim gitmeme pek razı olmamıştı. “  Bu çocuk da mebus mu olacak” diye söylemişti.  Şimdi babam da yanım başımda.  Namı değer Bahçevan Hakkı  Çavuş (1888- 1966), Fatma Yılmaz / benim anneciğim  (1898- 1977), Ö-te yanda kız kardeşim Sabiha Tanrıverdi) 1923- 18.03, 2003), Değerli eşi ve eniştem  Kamil Tanrıverdi (D….?  Ö:  01.02.2013)  bu yakınlarımla hep birlikteyiz.  Burada çok rahatım, kavga yok, tartışma yok, elektrik, su derdi yok. Hele ödemelerle ilgili faturalar hiç yok. Bağ bahçe içindeyiz. Elmanın, domatesin, eriğin ve üzümün en güzeli burada elimizin altında.Siyaset, politika da  hiç yok burada… Para ödeme filanda yok… M. Kemal Ağbiye bir daha sordum başka kimler var yanında ?
- Ne diyorsunuz Kadir Bey, şairim.  Sizler gelmeden önce  senin  hemşehrin “Yaş Otuz Beş’in şairi  Cahit Sıtkı,  Ümit Yaşar, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Kırşehirli Neşet Ertaş,  Malatyalı şair  İbrahim Minnetoğlu, Ahmet Kabaklı, Çetin Altan, İlhan Selçuk,Yaşar Kemal, ünlü bayrak şairimiz Arif Nihat Asya ve yine  Diyarbakırlı şair Ahmet Arif ile hep birlikte, bir şiir şöleninde idik..  Burada sağ, sol, şu, bu yok… Hepimiz kardeş gibiyiz. Az kala unutuyordum, onlardan önce Talat Halman, kadın şairlerimizden Gülten Akın, Güzide Taranoğlu ve eşi Ordu eski Milletvekillerinden Dr. Bilal Taranoğlu, Mehmet Aydın, Yaşar Faruk İnal,  Ahmet Tufan Şentürk, Halim Yağcıoğlu, Aydın Mücadele gazetesi sahibi dostum Mustafa Çezik ve Halil Soyuer’de yanımıza geldiler. Zaman zamanla bunlarla görüşüyoruz. Hiç bir derdimiz, sıkıntımız yoktur” dediler…  Rahmetli M. Kemal Yılmaz’ın morali bir hayli yerinde idi… Bana bir daha sordular,  peki şairim,  Türkiye’de ne var, ne yok?
- M. Kemal Ağabeyim şimdilik cevap veremeyeceğim. Lütfen bağışlayınız. Her şey bildiğin gibidir. Yanınıza  gelince bunları  anlatırım” dedim.. Ve aramızda ki perde kapandı…
- Ben M. Kemal Ağbiyle söyleşirken yeğeni İnan Yılmaz bahçenin içinde bulunan asmalardan bize biraz üzüm toplayıp getirdiler.“Hoca, bu üzümler rahmetli dayım Mustafa Kemal Yılmaz’ın babası Hakkı Çavuş’un ektiği ve yarım asır önce bizlere emanet ettiği asmalardan kopardım ve sizlere ikram ettim” dedi…   Biz de Hakkı Çavuş’un ruhlara Fatihalar okuyarak ve rahmetle anarak üzümlerden yedik.
Bu konuşmalardan M. Kemal Yılmaz’ın yaptırdığı Hayrat Çeşmesinden bir hortum bağlı idi. Hortumu elime aldım ve bütün mezarları baştan başa yıkadım,  çiçeklerini bol bol suladım,  İlnan da ayrık otlarını topluyordu. Çevreyi tertemiz yaptıktan sonra M. Kemal Yılmaz’dan izin alarak vedalaştık… Daha sonra Umurlu’da Mustafa Kemal Yılmaz Parkına geldik. Parkta M. K.Yılmaz’ın bir büstü vardı.  Büstün ön tarafına  “SÖZ UÇAR, YAZI KALIR “ diye yazılı idi…  Burada Umurlu Eski Belediye Başkanlarından Ziya Posacı ile görüştük ve çaylarını içtik. Biraz sohbet ettikten sonra  Umurlu’ dan ayrıldık.
Böyle bir kez  daha  M. Kemal Yılmaz rahmetle ve saygıyla anmış olduk. Mekânı cennet olsun diyoruz… İnan Beyle vedalaşırken Denizli’den Aydın'a  doğru  gelen karatren homurdana homurdana (16,40 )  yavaş yavaş geliyordu.

 

Bu makale 1328 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz