söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



ÖLÜMÜNÜN 2.YILINDA İSA KAYACAN'I ANMAK


ÖLÜMÜNÜN 2.YILINDA İSA KAYACAN’I ANMAK

İsa Kayacan (1943- 2014), bir araştırmacı yazardı, çalışkan bir gazeteciydi, bir şairdi ve bir vefalı dosttu. 14 Ekim 2014’de öbür âleme gönderdik. Yeri, gül gülistan olsun. Başta kendi ili Burdur ve ilçesi Tefenni olmak üzere Anadolu illerine, ilçelerine ve hatta köylerine, köy muhtarlıklarına, halk kitaplıklarına binlerce kitap gönderdiler.  Burdur’un ve Tefenni’nin geleneklerini, göreneklerini ve tüm folklorunu araştırdı yazdı ve tanıttı. Bu yörenin halk bilimine ayna tuttu.
 En çok yazıyazdığı gazetelerden bazıları:Başkent Gazetesi, Hür Anadolu Gazetesi, Olay Gazetesi, Yeni Tanin Gazetesi, Memleket Gazetesi, Anayurt Gazetesi, 24 Saat Gazetesi, Tasvir Gazetesi, Sonsöz Gazetesi, (Ankara), Zafer Gazetesi (Gaziantep), Burdurlu’nun Sesi Gazetesi, Burdur Gazetesi, Dünya’da Kilis Gazetesi (İstanbul), Çine Kent Gazetesi (Kütahya), Kent Gazetesi  (Kilis),Aydın Hürsöz Gazetesi, Mücadele Gazetesi (Diyarbakır )  Şafak Gazetesi (Aydın), Samandağı Gazetesi, Sorgun Gazetesi, Yeni Söke Gazetesi ve Söke Ekspres Gazetesi gibi sadece bunlardan birkaçıdır. Yayın organlarında yazı yazma konusunda İsa Kayacan bir rekora aday durumundadır. Ve bir rekora da ulaşmıştır.
Gazeteci, araştırmacı yazar Türkiye’nin 81 ilinin 40 ilinde ve 350 ilçesinin yerel basınında sanat, edebiyat, makale, fıkra, öykü, şiir, deneme, folklor,  eleştiri,  tanıtım, gezi, röportaj, tiyatro, tarih, sinema, ve roman gibi yazılar yazdı. Yazdıklarını yaklaşık olarak 135 kitapta topladı. En son çıkan kitabı “Kadın Destanı” idi… Vefatından önce bana imzalı olarak göndermişlerdi. Hakkında bir tanıtım yazı da yazmıştım ve severek okuduklarını bana  bildirdiler. İsa Kayacan işte bu araştırmalarıyla devamlı olarak sanat, kültür dergilerinde ve gazetelerde hep göründü. Bir de yazdıklarını mutlaka başkalarıyla paylaşmasını çok iyi biliyordu. Hiçte yorulmadı ve usanmadı,  ölünceye kadar da hep yazdı. Şiirleri bestelendi, hayatı üniversitelerde tez konusu oldu, adı caddelere ve sokaklara verildi… Türk ve Azerbaycan kültürüne vermiş olduğu sanatsam hizmetlerinden dolayı Bakü Üniversitesi tarafından kendisine Fahri Doktorluk ve Profesörlük unvanı verildi. Böyle başarı ve çok ödüllü bir sanatçı, yazar olmasına rağmen( karşın)   hiç bir zaman kibirlenmedi ve insana tepeden de bakmadı. Görevi gereği gelmiş, geçmiş 13 Bakanın basın müşavirliğini de başarıyla yaptı. Deneyim bir gazeteci ve bir basın mensubu idi. TRT’ de program yapımcısı, Genel Müdür Danışmanlığı, Haber Müdürü, Genel Yayın Yönetmeni gibi görevlerde bulunuldu. İçişleri Bakanlığı’ yla Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığının, Valiliklerin Basın ve Halkla İlişkiler Müdürleri için ortaklaşa düzenledikleri seminerlerde ve değişik kuruluşlarda Gazetecilik, Anadolu Basını, Habercilik ve Basın ve Halkla İlişkiler gibi konularda konferanslar ve dersler verdi.
Araştırmacı yazar İsa Kayacan’la dostluğumuz 1965 lerden bu yanadır. Onunu benim için yazdıkları ve benim yazdıklarım 300 sayfalık bir kitabı rahat bulur. Vefat etmeden bir iki yıl önce Ankara’ da manevi annemiz Güzide Gülpınar Taranoğlu’nun evlerinde ziyaret ettiğimizde aramızda şöyle bir konuşma olmuştu: “ Kadir bey benim için ve kitaplarım için çok yazılar yazdınız, ben de hemen hemen tüm kitapların için yazılar yazdım. Mektuplar gönderdim. Sizden de birçok mektuplar aldım. Bunların hepsi Anadolu basınında dergi ve gazetelerde yer aldı. Bunların arşivi bende saklıdır. Kısmet olursa ikimiz ortaklaşa olarak bunları bir kitapta toplayalım “ diyordu. Ben de aynen katılıyordum. “evet” uygundur ve yapalım dediğimi anımsıyorum. Ancak bu düşüncelerimiz kısmet olmadı. Ama yinede ilerde imkânlarım elverirse bu kitabı basmak istiyorum. Zaman nelere gebedir bilinmez… Ne yazık ki manevi annemiz Güzide Taranoğlu’ da şimdi yok aramızda, onu da rahmetle anmadan geçemeyeceyim… Işıklar içinde uyusun..
Prof. Dr. İsa Kayacan’ın bana imzalı olarak gönderdiği“ İşte Hayatım - Bir Ömür Böyle Geçti” adını taşıyan 720 sayfalık kitabında aynen şunları yazmıştı: “Eskimeyen dostum Sayın Abdülkadir Güler’e yılların gerilerinden sevgi ve saygıyla. 01.12.2004-Ankara “ diyerek imzalayıp göndermişlerdir.
Adı geçen kitabının 301. Sayfasında 19 Kasım 2002 tarihli Tercüman Gazetesinde yer alan bir haber kupürünü aynen almışlar ve ben de size sunuyorum:
BU ADAMIN HEYKELİ DİKİLMELİDİR
İsa Kayacan’ın bugüne kadar, Burdur merkez ve Tefenni ilçesi Halk Kütüphaneleri ağırlıklı olmak üzere, değişen kuruluşlara bağışladığı kitap ve dergi sayısı 13 bin 274’ e,yazılarının yer aldığı gazete ve dergi sayısı 2 bin 850‘ye yayınlanan makale sayısı 12 bin 500’ün üzerine çıkarken, yayınladığı kitap sayısı 113 ulaştı. Böylesine Türk Kültürüne hizmet veren İsa Kaya can’ın Heykeli Burdur veya Tefenni İlçesine dikilmelidir “ diye haber yazıyor…(1)
Elbette bunların sayısı kırk binlere ulaştığını rahmetli İsa Kayacan’dan öğrenmiştim. Artık Burdur ve Tefenni Belediye Başkanlarına bir görev düşüyor.  İsa Kayacan’ın bir dostu olarak bu öneriyi tazeliyorum. İsa Kayacan’ın Burdur’un girişinde eli kalem tutan ve Burdur’a merhaba diyen Bir İsa Kayacan heykeli yapılmalıdır. Bu Burdur onuru ve şerefidir.  Başka bir söz de bulamıyorum. Ölümünün 2. Yılında Prof. Dr. Gazeteci yazar İsa Kayacan’ı rahmetle ve saygıyla anıyor, mekânı cennet olsun diyorum. Başta KAYACAN ailesi olmak üzere tüm sevenlerine, sanat ve kültür dünyasına baş sağlığı diliyorum.
 
1-İşte Hayatım-  Bir Ömür Böyle Geçti - Dr. İsa Kayacan Ece Yayınları Ankara Mayıs, 2004.

 

Bu makale 1441 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz