söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



15 TEMMUZ TEMMUZ' DA DEMOKRASİ KAZANDI


15 TEMMUZ TEMMUZ' DA DEMOKRASİ KAZANDI

15 Temmuz uzun ve zor bir gece  yaşadık.  Bir kendini  bilmez  ve şan, şöhret uğruna  hata maceraperest diyeceğim kişiler bir darbe  yapmaya kalkıştılar.  Çok kişinin ölümüne  sebep oldular. Öncelikle  sade bir vatandaş olarak bu hain ve çirkin darbeyi lanetliyorum...
27 Mayıs 1960'larda  rahmetli Adnan Menderes'e karşı yapılan askeri darbeyi çok iyi anımsıyorum. O yıllarda ben bir ortaokul öğrencisi idim. ”Devletin parası kalmadı” diyerek vatandaşlardan para topladılar. Rahmetli annem bir çift küpesini  ve parmağındaki bir altın yüzüğünü devlete armağan etmişti. Darbeden önce Adnan Menderesi gazete köşelerinde göklere çıkaranlar 27 Mayıs’tan sonra  bir çoğu  “U” dönüşü yaptılar. Eğer bu darbe gerçekleşmiş olsaydı bugünkü gazetecilerimizin çoğu yine bir “U” dönüşü yaparlardı. Çiçeklerle kuyruğa geçeceklerdi. Mevcut hükumete bin bir   eksik ve kusur bulurlardı.Çok şükür ki  bu darbe gerçekleşmedi.
Yaşadığım darbeler:
• 27 Mayıs ihtilali (1960)
• 22 Şubat Talat Aydemir’in ayaklanması (1963)
• 20 Mayıs ikinci Talat Aydemir Ayaklanması ( 1963)
• 12 Mart  Muhtırası (1971)
• 12 Eylül Kenan  Evren Darbesi (1980)
• 28 Şubat Post Modern Darbe (1997).İyice anımsıyorum o günlerde Başbakan olan Prof.Dr. Necmettin Erbakan’a yüzüne doğru hiç utanmadan küfredenler vardı. Sonra  onu palan-pandıras altaşağı ettiler.Bu dönem “Post Modarn Darbe” olarak tarihe geçti.Rahmetli Erbakan istifa etmek zorunda kalmıştı.
 
Peki bu darbeleri yapan kişiler, komutanlar ve hakimler, savcılar şimdi nerelerde? Adnan Menderes ve  iki arkadaşını dar ağacına gönderenlerin adları  bile okunmuyor.
Ama  rahmetli Adnan Mendres’in adı caddelere, bulvarlara ve Üniversitelere verildi. Şimdi Aydın’da memlekete hizmet veren Adnan Menderes Üniversitesi vardır. Gururla Aydın’a hizmek veriyor.Kenan Evren’in ve arkadaşlarının  nasıl öldüklerini hepimiz yaşadık. Aradan  30 yıl geçtikten sonra mahkeme mahkeme dolaşıp durdular.Hak ve adalet hiç bir zaman  kaybolmaz. Kim ne ekerse  günün birinde  onu biçer. Ah yerde kalır mı? Bir de“alma mazlumun ahını  bir gün çıkar aheste aheste”!…   
 
15 Temmuz 2016 gecesi uzun bir gece oldu. Türkiye bir kanlı darbeyle uyandı.Sabahlara kadar top  ve uçak sesleri  altında hepimiz heyecanlı dakikalar yaşadık.
TRT’de  okunan bir bildiri bir askeri darbenin gerçekleştiğini söylüyordu. Darbeci askerlerin bildirisini TRT’den sipiker bir bayan (Tijen Karaş)  okuyordu. Heyecanlı, isteksiz okuduğu her halinden belli idi. Sonradan da  itiraf etti. “Beni ölümle  tehdit ettiler, okumak zorunda idim” dedi… Ama ne de olsa bir bayandı.Çok şükür ki  bu  bildiri demokrasiyi benimsemiş Türk milleti  tarafından şiddetle ve azimle  uygun görmedi ve püskürtüldü. O gece koca TBMM uçakların attığı  bombalarla sarsıldı. TBMM‘nin kuruluşundan bu yana 96 yıl geçti. Yapılan darbelerden böyle yobazca, vahşice ve haince böyle bir zülüm görmedi. Uçaktan atılan   bombalarla TBMM’ni  yerle bir ettiler. Çok şükür ki burada  ölen olmadı.  
Aslında seçilmiş bir hükümeti topla, tüfekle ve uçaklarla devirmeğe  gerek yok. Memlekette  demokrasi vardır. Bu hükümetin kusurları varsa  bir başka seçimde sandık başına   gider, özgürce oyunu kullanırsın. Hükümetler seçimle gelir ve seçimle giderler. Burada Gazi M. Kemal Atatürk’ün bir sözünü  hatırlatmak istiyorum: “Hakimiyet kayıtsız, şartsız milletindir”.  Bilmiyorum  başka söze gerek var mı?
Bu darbe hazırlıklı idi, kim nederse desin, ne söylerse söylesin  bu   askeri darbe ufak, tefek adamların işi değildir.Baksanıza Uçaklar planlı olarak İncirlik’ten kalkıyorlar, Ankara’da TBMM’ni  bombalarken, Çankaya’da Genelkurmay  Başkanlığının önünde  tanklar  boy gösteriyor. İstanbul’da Boğaziçi Köprüsü’nün yolu eli silahlı askerlerle yolları kapatıyorlar. Ankara’da Genel Kurmay Başkanı rehin alınıyor. Üstelik darbe girişiminde adı şanı beli Orgeneraller,Tümgeneraller, Tuğgeneraller ve Amirallerin adı geçiyor. 37 Üst rütbeli asker vardır. Bir vatandaş olarak ben bunu şerefli Türk  Ordusuna hiç yakıştıramadım. Üzüldüm ve  utandım doğrusu…  
Demek ki bu askeri darbe öyle  sıradan basıt bir şekilde planlanmamıştır. Bildirileri bile  profesyonel  cümlelerle başlıyordu. Çok açık ve  yüksek  ifadeler vardı. Çok şükür amacına ulaşamadı… Bazılarının keyfi kursaklarında kaldı…
Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan ve Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın duyarlı; sakin ve sağduyulu konuşmaları, demokrasiye inanmış   vatandaşlarımızın kadın, erkek demeden eldeki bayraklarıyla tankların önüne geçmelerine alkışlanacak bir kahramanlıktır. Darbeyi kabul etmeyen bazı ordu mensupları ve emniyet teşkilatının katkılarıyla bu darbe püskürtüldü.  
Bu kan dökücü  gecede 208 vatandaşımız, askerimiz ve polisimiz  şehit oldu. Ayrıca 1154  yaralı vatandaşımız vardır. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, Yüce Türk milletine ve  saygıdeğer acılı ailelerine de  başsağlığı diliyorum. Ayrıca TBMM  üyelerine de geçmiş olsun diyorum.
Bu kanlı darbede eli, parmağı olanlar mutlaka cezalarını bulmalıdır. Hak ve hukuk  çerçevesi içinde adaletle  cezalarını almalıdırlar. Emniyet konusunda görevini ihmal edenler ve zaafı  olanlardan da bir  hesap sorulmalıdır. 17.07. 2016 akşamı Diyanet Başkanımız Sayın Mehmet Görmez’le yapılan bir röportajda, Sayın Görmez aynen şöyle diyordu: “Suçlular kim ise  hak ve adalet içerisinde cezalarını almalıdırlar. Dinimizde kin, nefret ve intikamla hiç bir kimseye ceza verilemez. Camilerimizde okunan salaların vatandaşlarımıza manevi bir kuvvet  verilmesi için okunuyordu.Bunun başka da bir amacı yoktur “ diyordu.   
Ayrıca TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın birleştirici ve yapıcı konuşmaları takdirle karşılandı. Camilerde ezanlar  okundu. Bu halkın   kahramanca direnişi idi… Mehmetçikler ne yapsın, komutanlarının emrindedir… Bu vahşice eziyet yapılmamalıydı. TBMM de grubu bulanan partiler bir noktada  birleştiler. AKP, CHP, MHP ve HDP parti başkanlarının TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın huzurunda bir araya gelip, birlik beraberlik vurgusu içinde hareket etmeleri sevindiricidir. Birlik ve beraberliğe  ihtiyacımız vardır. Türkiye çok zor günler yaşadı. Eğri oturup doğru konuşalım. Hakkı, adaleti elden düşürmeyelim diye düşünüyorum. İlerde yapılacak  yargılamalar adalette ve hukuka  uygun olmalıdır. Suçlu veya suçlular kim ise  cezasını  çekmelidir…
Tekrar şehitlerimizi rahmetle anıyor, yaralılara ayrı ayrı acil şifalar diliyorum, yüce milletimize  ve ailelerine başsağlığı diliyorum. Aziz milletimize geçmiş olsun diyorum. Bir daha böylesine acı bir olayın meydana gelmemesini temenni ediyorum.

 

Bu makale 1696 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz