söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



Benim Siyasetle İşim Olmaz


Benim Siyasetle İşim Olmaz

Medyada ki en büyük sıkıntılardan biri de okumayan, okusa da bir şey anlamayan bir nesilin şuan ülkede gazeteci, muhabir, editör, fotoğrafçı, yönetmen, yapımcı vs vs sıfatlar altında hizmet veriyor olmasıdır.
İletişim Fakültelerinde yakın siyasi tarihin anlatıldığı Türkiye'nin Siyasi Yapısı dersi vardır. Bu derste, kuruluşundan bu yana Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanan siyasal gelişmeler, ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarıyla birlikte ele alınır.
Bir de Ekonomi dersi vardır. İktisadın temel kavramları, arz ve talep, esneklik, fayda, piyasa çeşitleri, piyasa dengesi, milli gelir ve ekonominin temel sorunları, makroekonomik denge gibi temel ekonomi konuları anlatılır.
Size abartsız söylüyorum 100 kişilik sınıfın 20 yada 25'i bu derslerden sorunsuz geçebildi, geri kalan 75-80 kişi bu dersi alttan almak zorunda kaldı. Özellikle Türkiye'nin Siyasi Yapısı dersinde bu 75-80 kişinin 25'i hizmet sohbetlerinde öğrendikleri kulaktan dolma bilgilerle sınava girmeye kalktılar. Bir 25-30'u da T.C.'ye karşı “Örgüt”ten duydukları kadarıyla girdi bu sınava. 10-15 tanesi ömrü hayatında etliye sütlüye karışmamış, benim siyasetle işim olmaz diyip bu konulara çok yabancı kalmış kişilerdi. Bir 10 kişi de çalıştıkları halde dersi geçmek için yeterli olmayan kişilerdi, normal öğrenci yani (en masumu bunlar). Sonuçta hepsi patladı.
Ekonomi dersinin ise daha sınav çıkışında kıyamet koptu, fakültede onlarca kişi hocayla gerginlik yaşadı. Bakın daha sınavda koptu kıyamet, sınavın sonuçları açıklanmasına gerek görmedi kimse. Ekonomi dersi gereksiz dediler, gerçek hayatta piyasada yaşanan hareketlenmeler ne işimize yarayacak dediler, sen çok zor sordun hoca, bu soruları kimse cevaplayamaz dediler. Hocanın üzerine yürüdüler. Bunları söyleyen geleceğin iletişimcileri yanlış olmasın.
Senelerce bu derslerden geçmek için uğraştılar. Sınavlar dersliklerde değil amfi salonlarında yapıldı. Hatta bir kısmı baktı olmayacak, bu dersler kaldırılsın diye dilekçe verdi. Neyse sonra hocalar yumuşadı, bir çoğu mezuniyet için bu derslerden geçmeye bakıyordu zaten. Derken 2-3 sene sonunda bu dersten geçirildiler. Şimdi bir kısmı ulusal medyada bir kısmı prodüksiyon şirketlerinde görev alıyor. Elimize aldığımız gazetelerde, izlediğimiz tv haberlerinde ya da izlediğimiz filmlerde bu arkadaşlar yazıyor, çiziyor. Bizim fakülte gibi onlarca iletişim fakültesinin durumunu göz önüne getirin ve bir ürün ortaya koyan insanların ne kadar tarih, ne kadar ekonomi, ne kadar psikoloji ya da ne kadar sosyoloji bildiğini düşünün. Bu Yeni Türkiye'yi savunan yeni nesil gençler hep bunların arasındaki “okumuş gençler”.
Ben, övünerek söylüyorum ki, o dersleri ilk seferde geçtim, diğer seneler üzerine kimselerin yanaşmadığı başka dersler alarak da devam ettim. Bazı kitaplar var onları okuyabilmek için öncesinde 3-4 tane kitap okuman gerekiyor, yoksa anlayamıyorsun. Bazı dersler var, her ders bitiminde “lanet olsun”bu hayata, bu, bu dünyaya, bu düzene.... diyorsun. Akşam ders tekrarı okuduğun makaleler canını öyle sıkıyor ki, uykuların kaçıyor.
O yüzden gazetelerde okuduğum her ekonomik gösterge haberine, siyasi söylem ve yasal düzenleme haberlerine kolay kolay inanmıyorum, kusura bakmayın.

 

Bu makale 1045 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz