söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



KÜRTLER TÜRK'TÜR


Oyhan Hasan Bıldırki
http://oyhanhasanbildirki.tk

KÜRTLER TÜRK’TÜR

Kürtler, Türk mü?
Bu soruyu bugünlerde kendimize sık sık sormalı, yakın gelecekte başımızı ağrıtacak olan tehlikeyi şimdiden önlemeliyiz.
Soruya yeniden dönüyorum.
Kürtler, Türk mü?
Bence Türk... Ama onlar, kendilerini büyük bir çoğunlukla Kürt sanıyorlar, bizden ayrılmanın, başlarına buyruk olmanın çarelerini arıyorlar.
Yanlış yapıyorlar.
Ben onların ünlü şaibeli televizyonunda bir belgesel seyretmiştim uzun yıllar önce. O belgeselde gördüğüm bir bölümü asla unutmuyorum. Orhun Yazıtları’nın dibinde ki bir vadide yan yana üç kıl çadır vardı. Bu üç çadırdan birinde bir Kürt ailesinin yaşadığı anlatılıyordu.
Nerde? Orhun Yazıtları’nın olduğu yerde, iki Türk çadırının arasında. Demek ki çoktan etle tırnak olmuşlar.
Ben öteden beri Kürtlerin kandırılmış Türklerden olduklarını biliyorum.
Aramızda dil, kültür ve din birliği var. Dünyanın hangi noktasında Türk varsa, burnunun dibinde Kürt var. Bu, oldukça tuhaf bir sonuç değil mi?
Ukalalık yapmak istemiyorum. Ancak var olduğu söylenen Kürt dilinin, Uygur Türkçesiyle karışık Oğuz Türkçesi olduğunu mesleğim nedeniyle çok iyi biliyorum.
Dediğimi tam anlayasınız diye Kürtçe’deki Türkçe kelimelere örnekler veriyorum:
Agır (ağır), aglê (aklına), ban (dam), bela (bela), çıra (çıra), dinyê (dünya), dikana (dükkân), sabun (sabun), torbe (torba), guleke (gül), gur (kurt),eger (eğer), bırınc (pirinç), fal (fal), feqir (fakir), dıbın (dip, alt), heyfa (hayfa, yazık), cıvan (civan, genç), male (mal), adete (adet), ne (ne), reng (renk), şeb (şap), şekır (şeker), sibeh (sabah), şeytên (şeytan), taji (tazı), zorê (zorla), zor (zor), her (her), hez (haz), nan (nan, ekmek), mal (mal), av (ab, su).
Umarım, var olan benzerlikleri kolayca görebilmişsinizdir.
Birkaç gün önce Tamer Abuşoğlu’nun “Büyük Oğuz Çadırının Gölgesindeki Kürtlerin (Kürt Türklerinin) Sosyo-Politiği” adlı kitabını okudum. Yazarını kutladığım bu kitapta da gördüğüm bazı doğruları sizlerle paylaşmak istedim.
“Büyük Oğuz çadırının bağrında sinlenen Kürttürkleri, zaman içinde Slavlaşarak Türklüklerini kaybeden Bulgarlar ve Macarlar gibi yeni bir aidiyete (kimlik) bürünme sancısıyla” yanıp tutuşmaktadırlar. Özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki kaynaşmaları sizler de biliyorsunuz değil mi? Bu bölgelerde birbirine rakip olduklarını söyleyen iki parti, siyaset anlayışlarında aynı seslendirmeleri yapmıyorlar mı?
Anadil mi?
Hay hay, tamam!
Bir de ekmeğini yedikleri muhteşem Türkiye’nin kuyusunu kazan, kimliksiz, kişiliksiz sözde aydınlarımızın önde gidenleri de öyle düşünmüyorlar mı? Milletimizin bölük bölük tayfalara bölünmüş olduğunu söyleyip, üzerinde yaşadığımız toprakların Türklere ait olmadığını doğrulamaya çalışmıyorlar mı?
Şuna çok üzülüyorum: Önümüzdeki günlerde ummadığımız bir tehlike kapımızı çalarsa, aramızdan kimler bu vatan için ayağa kalkacaktır, kestiremiyorum.
Yazık değil mi?
“Tarih boyunca Kürtlerin kendini en iyi ve en doğru şekilde ifade etme şansı bulduğu, kazanımlarını ve egemenliğini tereddütsüz ve ön yargısız bir şekilde Kürtlerle paylaşan tek millet, Türlerdir.”
Irak’taki Maliki ile Barzani çekişmesini düşünün. Türk hükümetinin kimin yanında yer aldığını aklınıza getirin. Aynada gördüklerinize dikkatle bakın, ibret alın.
“Bu manada Kürtler Türk’ten ayrı bir toplumsal dokunun adı değil, Türk’ün ta kendisidir.
Türklerin yaşadığı her fiziki coğrafya da Kürtlerin de ikamet şansı bulması ve Türklük otağında palazlanarak kendine yeni yaşam alanları yaratması Büyük Ağabeyin yani Türlerin mihmandarlığında oluşmuştur.”
Selahattin Eyyubi’nin Kürtlerin ünlü ilk ve tek kahramanı olduğunu söyleyenler ya da böyle olduğuna inananlar, Şerefhan’ın Şerefname’sini yeniden okuyup onun üç kardeşinin adının “Turan Şah, Tuğrul Tekin ve Börü-Burı” diye tarihe kayda geçtiğini de öğrenmelidirler. 
Bir de “Nevruz” bayramını, demirciyi, çekici ve örsü unutmasınlar.
“Asya kökenli Turanî bir halk olarak tespit ettiğimiz Kürtlerle ilgili en çarpıcı belge ‘Ben Kürt İlhanı Alp Urungu’ diye başlayan yazıtlardır.”
Aslında Alp Urungu, ünlü bir Türk kahramanıdır. Ve Elegeş Yazıtları’ndaki doğru ifade şöyledir: “Men; Körtül Kan Alp Urungu!”
Körtül; güçlü, kuvvetli demektir.
Hüseyin Namık Orkun, Eski Türk Yazıtları adlı eserinde konuyla ilgili olarak şöyle der: “Elegeş Yazıtı, öteki Türk yazıtları kadar tanınmaz. Elegeş Yazıtı, Alp Urungu adlı bir Türk beyinin yazıtlı mezar taşıdır. Otuz dokuz yaşında ölen Alp Urungu, yazıtta halkından, oğlundan, devletinden, akrabalarından, sadağından (okluğundan) ve Türk hânından ölüm nedeni ile ayrıldığı için üzüntülerini dile getirmektedir.”
Kürt ırkçılarından bazıları ve onların dümenine yatan bazı akıl fakirlerimiz zaman zaman; “Kürtler Türkler bir arada yaşayamaz.” noktasında buluşuyorlar.
Ne kadar yanlış?
Geçimlerini Türk-Kürt zıtlığına bağlayan politikacılarımız eteklerindeki taşları dökseler, “Kürt nedir, kimdir?” sorusunun altını eşeleseler, doğruyu bulacaklar ve büyük milletimizin soylu ve doğru adının Türk olduğunu bileceklerdir.
Görüyorsunuz, birilerine gerçekten yazık ediliyor ve kendilerini paylaşıp bölüşecek olan kurtlar sofrasındaki kaderini yaşamaya itiliyor.
Aklımızı başımıza devşirme zamanı gelmedi mi daha?
Ne dersiniz?
Kürtler, Türk mü?
Bence Türk... Ama onlar, kendilerini büyük bir çoğunlukla Kürt sanıyorlar, bizden ayrılmanın, başlarına buyruk olmanın çarelerini arıyorlar.
Yanlış yapıyorlar.

 

Bu makale 6645 kez okundu.


Yorumlar
    Yorum Yaz
  • Eren Çalışkan (26/12/2012)
    Yazarı bu yazıdan dolayı tebrik ediyorum! Yazıda ne ırkçılık, ne palavra ne de aşağılama var.