söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



SORUMLULUKLARIMIZ VE KUL HAKKI (II)


SORUMLULUKLARIMIZ VE KUL HAKKI (II)

(GEÇEN HAFTADAN DEVAM)
Sevgili Peygamberimiz (a.s.) bir hadisinde,“Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir hakkı varsa altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden önce o kimseyle helalleşsin. Yoksa kendisinin sâlih amelleri varsa, yaptığı zulüm mikdarınca sevaplarından alınır, (hak sahibine verilir.) Şâyet iyilikleri yoksa, kendisine zulüm yaptığı kardeşinin günahlarından alınarak onun üzerine yükletilir. ” (Buhârî, Mezâlim 10, Rikak 48, Tirmizî, Kıyamet 2, (2421) diye buyurmaktadır.
Üzerinde kul hakkı bulunan bir insan, muhatabını bulup helalleşmek durumundadır. Bu hak, gıybet, iftira, yalan isnadı vb. gibi manevi boyutlu haklar ise, ancak hak sahibiyle açık-seçik konuşularak helal ettirilebilir. Eğer hakkın borç-alacak gibi maddi boyutu varsa, bunları en kısa zamanda ödemek suretiyle helalleşmalidir.
Kul hakkı, insanın can, mal ve namus gibi dokunulmazlıklarına yönelik tecavüz ve haksızlıkların ortaya çıkardığı haktır. İnsana yönelik tecavüz ve haksızlıklar haram ya da mekruh eylemler içinde yer alır. Kul hakkından doğan günahlar ve cezalar Allah tarafından bağışlanmaz. Kul hakkı, ancak hak sahibi kulun bağışlaması ile ortadan kalkabilir.
Hz. Peygamber (a.s.), bir hadisinde, namaz, oruç, hac gibi formel ibadetlerini yerine getirdiği halde Allah'ın huzuruna kul hakkı ile gelen kimsenin durumunu, borcu alacağından çok olduğu için iflas eden bir kimseye benzetir.
Hadis literatirinde mülis hadisi diye bilinen rivayete göre, Hz.Peygamber (a.s) bir gün bazı arkadaşlarıyla birlikte bulunduğu bir ortamda, “Müflis (iflas eden) kimdir, biliyor musunuz?” diye sorduğundu. Ashâb:
– Bizim aramızda müflis, parası va malı olmayan kimsedir, dediler. Rasûlullah(a.s.):“Şüphesiz ki ümmetimden iflas eden, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelen;  fakat şunu sövüp, buna zina isnâd; birine iftira yapıp, bir başkasının malını yiyen, birinin kanını döküp, başkasını döven kimsedir. Bu sebeple iyiliklerinin sevabı, kötülük yaptığı kimselere verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları bittiğinden, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir”  buyurdular.   (Müslim, Birr,59, 60; Tirmizi, Kıyame, 2).     
Bu Peygamber öğretisinden çıkardığımız öğüte göre, Müslüman, kul ve kamu haklarına son derece titizlik göstermelidir. Bilerek veya bilmeyerek başkalarının hakkını alan kimse, o hakkı ödemek ve helalleşmek suretiyle kendisini kurtarmaya çalışmalıdır. Haksızlık edip de, hak sahibine hakkını vermeyenlerin pişmanlık duyacakları ve âhirette yaptıkları yanlışlığın karşılığını görecekleri muhakkatır.
Sorumluluğunun bilincinde olan bir insan (= Müslüman), herkesin hak ve hukukuna saygılı olmalıdır. Kul hakkıyla Allah’ın huzuruna çıkmaktan sakınmalıdır. Kul hakkını, hak sahibi bağışlamadıkça Allah’ın bağışlamayacağını bilmelidir. Dünyadaki birçok kötülük, kavga ve cinayetlerin ve insanlar arasındaki huzursuzlukların, kul haklarına saygı göstermemekten meydana geldiğini asla unutmamalıdır.
Kul ve kamu hakkına saygı duyarak huzurlu bir hayat yaşayabilmemiz dileğiyle esen kalın. 

Mevlüt HALİLOĞLU
Söke Müftüsü
Mayıs 2012 -Söke                                                                                                                                                                                                                  

 

Bu makale 1079 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz