söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



SORUMLULUKLARIMIZ VE KUL HAKKI (I)


SORUMLULUKLARIMIZ VE KUL HAKKI (I)
                                                                                                                                                                                                                 
İnsan yeryüzündeki varlıkların en mükemmelidir. Allah dünyayı insanın yaşayabileceği dengede var etmiştir. İnsanı da en güzel bir şekilde yaratılarak çeşitli nimetlerle donatılmıştır. İnsan için diğer insanlarla tanışmak, yardımlaşmak, onlarla bir arada yaşamak, en tabii bir ihtiyaçtır. Dünyada huzur içerisinde bir hayat sürdürmek, Allah’ın sayısız nimetlerinden meşru ölçüler dâhilinde yararlanmak, neslin devamını sağlamak ve gerekli ihtiyaçlarını karşılamak, toplumda içinde yaşayarak sağlanır. Toplum içinde yaşamak ise, karşılıklı hak ve sorumlulukları da beraberinde getirmektedir.
İslâm dininde özel bir yeri olan hak kavramı geniş anlamı ile “Bir sözü, bir işi, yerinde zamanında ve gerektiği kadar söylemek veya yapmaktır” diye ifade edilmiştir. Özel anlamıyla ise, “Hak, hukukun koruduğu menfaattir” şeklinde tarif edilmiştir. Demek ki, her hak, bir takım sorumlulukları da beraberinde getirmektedir. Her insanın birçok hakkı olduğu gibi sorumlulukları da bulunmaktadır. İnsan üzerindeki haklar, Allah’ın hakları ve yaratılmışların hakları olmak üzere iki kısımda değerlendirilmektedir.
Allah’ın üzerimizdeki hakları, O’nun  varlığına ve birliğine  inanmak, hiçbir şeyi ortak koşmadan  O’na kulluk edip emirlerini yerine getirerek yasaklarından sakınmak şeklinde özetlenebilir.
Yaratılmışların başında da, insanlar gelmektedir. İnsanlar arasındaki bütün ilişkiler, “fertlerin karşılıklı hakları” içerisinde yer almaktadır. Ana-baba, evlat, eş, komşu, akraba, arkadaş, işçi-işveren vb. hakları bu tür kul haklarındandır.
İlişki içerisinde bulunduğumuz hayvanların ve canlı-cansız varlıkların da üzerimizde hakları vardır. Özellikle hayvanlar açısından düşündüğümüzde bu haklardan bir kısmı, onları incitmemek, aç ve susuz bırakmamak, yuvalarını yıkmamak ve yavrularını öldürmemek; bu hayvanlardan ve çevreden meşru bir çerçevede faydalanırken israf etmemek; bize emanet edilen doğal çevreyi evimiz gibi korumak, doğal dengeyi bozacak işler yapmamak şeklinde sıralanabilir.
Ayrıca kamu hakları denilen haklar da vardır ki, hem Allah’ın hakkı hem de kul hakları kapsamında değerlendirilmektedir.
Şu gerçek hiçbir zaman unutulmamalıdır: Kim iyilik ve kötülük olarak ne yapmışsa; mutlaka karşılığını görecek, hiçbir şey karşılıksız kalamayacaktır. Nitekim Cenâbı Hak, Kur’an-ı Kerim’inde: “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı kötülük işlerse, onu görür” ( Zilzal, 99/7-8.) buyurmaktadır.
Sevgili Peygamberimiz (a.s.) de bir hadisinde,“Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir hakkı varsa altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden önce o kimseyle helalleşsin. Yoksa kendisinin sâlih amelleri varsa, yaptığı zulüm mikdarınca sevaplarından alınır, (hak sahibine verilir. ) Şâyet iyilikleri yoksa,kendisine zulüm yaptığı kardeşinin günahlarından alınarak onun üzerine yükletilir. ” (Buhârî, Mezâlim 10, Rikak 48, Tirmizî, Kıyamet 2, (2421) buyurmaktadır.
(GELECEK HAFTA DEVAM EDECEK)

Mevlüt HALİLOĞLU
Söke Müftüsü
Ocak  2012
   

 

Bu makale 951 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz