söke ekspres gazetesi
  • söke ekspres gazetesi



MUHACİR VE ENSAR KARDEŞLİĞİ


MUHACİR VE ENSAR KARDEŞLİĞİ

İslam tarihinde İslam’ı yaşayabilmek için her şeyini bırakıp Mekke’den Medine’ye hicret eden ilk Müslümanlara Muhacir; samimiyetle onlara kucak açan Medineli Müslümanlara da Ensar adı verilmiştir.
 Mekke’den gelirken beraberlerinde hiçbir şey getiremeyen Muhacirlerin hicret ettikleri yere ve bölge insanına alışmaları gerekiyordu. Allah Resûlü bunu yapabilmek için, Ensar’dan durumu müsait olanlar ile Mekke’den gelen sahabilerden huyları birbirine uyanları kardeş yaptı. Resûlullah’ın kurduğu bu kardeşlik müessesi her türlü yardımlaşma esasına dayanıyordu. Böylece muhacirlerin memleketlerinden ayrılmalarından dolayı duydukları üzüntü ve keder hafifliyor ve ensar’ın onlara yardımcı olmaları sağlanıyordu. Bu kardeşlik bağı neticesinde Medineli aileler Mekkeli Müslümanlardan birini yanına alarak mallarını onlarla paylaşacak ve beraber çalışıp kazançlarını paylaşacaklardı. Durum öyle bir noktaya vardı ki, Medineli Ensar, kardeşlik ve paylaşmada zirveyi yakalayıp hurmalıklarını, evlerini ve işlerini paylaşmaktan geri kalmıyor; bu konuda birbirleriyle yarışıyorlardı.
Sevgili Peygamber’imizin (a.s.) Muhacir ve Ensar arasında tesis ettiği bu kardeşlik, Medine’nin tümüne yayıldı. Araplar arasında o zamanlar çok yaygın olan kabilecilik ve ırkçılık anlayışı, bu kardeşlik anlayışı karşısında erimiş, örnek bir toplum ortaya çıkmıştı. Bu uygulama, Medine’deki Evs ve Hazrec kabilelerinin birbiriyle kaynaşmasına, aralarında uyumun oluşmasına; cimrilik, fedakârlıktan kaçınma gibi olumsuz davranışların toplumdan uzaklaşmasına yardımcı oluyordu. Bu eşsiz yardımlaşma ve dayanışma o günün insanlarına ve ondan sonra gelecek insanlara da istifade edilecek güzel bir örnek oldu. İslam tarihindeki bu kardeşlik ve yardımlaşma olayı Kur’anda şöyle yer alır: 
“İslam’ı ilk önce kabul eden Muhâcirler ve Ensar ile iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.” (Tevbe, 9/100)
 Bu ayette geçen “güzellikle onlara uyanlar” ifadesiyle Muhacir ve Ensar kavramlarının aslında bütün zamanları ve insanları ilgilendirdiği anlatılmaktadır. Zulüm ve kötülüğün yaygın olduğu ortamdan kendini arındırıp imanlarını muhafaza edenleri muhacir; maddi ve manevi olarak sıkıntıda bulunan insanlara el uzatıp dertlerini paylaşma kadirşinaslığını gösterenleri de Ensar olarak isimlendirebiliriz. Yüce Allah başka bir ayette bu konuyu şöyle vurgulamıştır:
“İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.” (Enfâl, 8/74)
Ayet-i kerimeden, samimiyetlerini koruyarak inançları uğrunda fedakârlıkta bulunan müminleri Allah Teala’nın mükâfatlandıracağı da anlaşılır. Şöyle ki, göç eden muhacirler ve misafirperver olan Ensar, Hz. Peygamberden (a.s) aldıkları öğretileri pratik hayatlarında uygulamaları sebebiyle ilahî övgüye layık olmuşlardır. Kur’an’ın ifadesiyle “Allah onlardan hoşnut olduğu gibi, onlar da Allah’tan hoşnut olmuşlardır.” Bu hoşnutluğun neticesi de ilahî mükâfattır. Aslına bakarsanız Allah’ın hoşnutluğu başlı başına büyük bir onur ve eşsiz bir şereftir.
Kardeşlik anlayışının önemli ölçüde sözlerde kaldığı günümüzde, Sevgili Peygamber’imizin rehberliğinde gerçek manada inanç kardeşliğini yaşayarak örnek olan Ensar ve Muhacirin’den ibret alarak kardeş olabilmemiz dileğiyle…       

Mevlüt HALİLOĞLU
Söke Müftüsü
Mart  2012 -Söke                                                                                                                                                                                                                  

 

Bu makale 3219 kez okundu.


Yorumlar
    Henüz bu Makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum Yaz